HaberlerLübnanOrtadoğu

Düşmanı yok edip, bölgenin çehresini değiştireceğiz

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen Direnişi destekleme forumunda bir konuşma yaptı.

Kısa bir konuşma yapan Nasrullah, konuşmasında bölgedeki direniş hareketleri ve bölgenin geleceği ile ilgili konuştu.

Konuşmasına başlarken forum katılımcılarına teşekkür eden Nasrullah, özellikle bu zor zamanda Lübnan’a gelerek direnişe desteklerini aşikar biçimde bildirenlere ayriyeten teşekkür ettikten sonra “Zayıf Lübnan dönemi bitmiştir, Bundan sonra güçlü Lübnan dönemi başlamıştır” dedi.

Konuşmasına Siyonist rejim’in tarihi ile direnişin kıyaslanmasıyla devam eden Nasrullah, “1948 yılında kurulan siyonist rejim, 1973 yılında yaptığı savaşı kazanınca büyük israil hayallerini sağlamlaştırdığını zannetti. Zayıf direniş hareketlerini ezen İsrail, Mısır ile de anlaşınca önünde hiç bir engel kalmadığını zannetti. Ama 1979 İran İslam İnkîlabı’nın olması ve rahmetli İmam Humeyni(ra)’nin ilk söyleminin Filistin olması, siyonistlerin” görmüş oldukları tatlı rüyayı bitirdi. 1982 yılında temeli atılan Lübnan Hizbullahi hareketi, kadın-erkek, genç-yaşlı Lübnan’lıların çabası ile 25 Mayıs 2000 tarihinde siyonist rejimi topraklarından def etti.” dedi.

Nasrullah, “Hemen ardından başlayan İntifada Hareketi ise Büyük İsrail’i hayal bile olmaktan çıkarmış, artık süreç Filistin’in lehine işler haline gelmiştir.” dedi.

Ve bugün gelinen noktaya baktığımızda İntifada hareketi her geçen gün büyüdü ve siyonist rejim her geçen gün küçüldü. Bugün siyonistler Gazze’yi boğmak istemektedir. Allah’ın izniyle Gazze onları boğacaktır.

Temmuz 2006 savaşında ise Lübnanlı mücahidlerin kanları ile İsrail devletinin hayalleri Bint Jbeil ve Maron Al-Raas topraklarına gömüldü.

Bugün İsrail bir ikilem yaşamaktadır. Bu ikilemde hem korkmaktadır, hem tehdit etmektedir. Tehditlerine korkularının ibaresi görülmektedir.

İran-Irak savaşı sonrasında bölgeyi karıştırmak ve huzursuzluk çıkarmak için planlar yapan Amerika, İran-Suriye cephesinde olan tüm ülke ve hareketlere karşı cephe alarak onlara karşı her türlü komployu kurdu.
İran-Irak ilişkilerini bozdu, Lübnan-Suriye ilişkilerini bozdu ve Lübnan-Gazze savaşlarına açıkça destek verdi. Irak, Filistin ve Lübnan’da bulunan İslami hareketleri aleni düşman olarak belirlerken, İran-Suriye ve Sudan’ı ise şer üçgeni olarak adlandırdı. Bunlar siyonist literatürün yakıştırmalarıdır.

Büyük Ortadoğu Projesi’ne muhalif cesur ve sadık mücahidler ile cihad etmeyi sürdüreceklerini belirten Nasrullah, bu projenin çökmesiyle artık biz Amerika’nın yenilgisini, zayıflığını ve yok oluşunu konuşacağız dedi.

“Ve biz bu zaferi, Arapların en kötü koşulda verdikleri desteğe rağmen kazanacağız.” diyerek Arap ülkelerinin direnişe destek vermemelerini eleştiren “Nasrullah, direnişin en akılcı, mantıklı ve sonuca götürecek yol olduğu aşikardır.” dedi.

“Onca tehdit ve terörizm yaftalamalarına rağmen İslami Direnişe bir an olsun desteğini kesmeyen İran ve Suriye’ye tekrar tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

En önemli nokta ise Arap medyalarının direnişi desteklememeleri durumudur. Zira en önemli savaş psikolojik savaştır. Ve bu psikolojik savaşta Arap medyasını yeterince destekçi göremiyoruz. Daha sonra Ali İmran suresi 173. ayeti okuyan Nasrullah, “İnsanlar onlara; Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun dediler. Bu onların imanını arttırdı da, ‘Allah bize yeter o ne güzel vekildir’ dediler.” ayeti gereğince yeniden burda diyorum ki;
Allah bize yeter, O ne güzel bir dost ve ne güzel bir yardımcıdır.

Nasrullah sözlerini bitirirken, tüm olumsuzluklara ve engellemelere rağmen; Söz veriyorum, Kazanacağız!, Düşmanı yok edip, bölgenin çehresini değiştireceğiz!…

İstikbal özgürlük ve direnişindir, Bölgemiz özgürlükçü ve mücahidlerin olacaktır. Siyonist İsrail yenilecek ve yok edilecektir.

Vesselamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatüh…

{İslâmi DAVET}

Başa dön tuşu
Bugün 16 Mayıs 2021 (55) içerik yüklenmiştir.