HaberlerDünyaİranOrtadoğu

Düşmanın sonuçsuz kalan teröre yeniden sarılması

Şiraz’da Şahçırağ –sa- Türbesi’ne yönelik geçen sene düzenlenen terör saldırısı üzerinden yaklaşık 10 ay geçerken önceki gün yine aynı türbeye teröristler tarafından bir saldırı daha gerçekleşti. Saldırı sonucu biri türbe çalışanlarından biri şehit olurken 8 kişi de yaralandı. Yaralılardan birinin şehit olması ile şehit sayısı 2’ye yükseldi.

Şahçırağ Türbesi neredeyse 10 ay önce terör örgütü IŞİD mensuplarınca düzenlenen terör saldırısına maruz kalmıştı. Bu saldırıda 13 kişi şehit olurken 20’den fazla vatandaş da yaralanmıştı. Bu saldırının sorumluları geçen ay idam edildiler.
Önceki gün Şahçırağ Türbesi’ne düzenlenen terör saldırısı, düşmanlar tarafından toplumun güvenliğini hedef almak ve İran İslam Cumhuriyeti nizamını zayıflatmak için bir çaba olarak görülebilir. Bu saldırı, son aylarda ABD, Siyonist rejim ve bazı Batılı ve bölgesel destekçileri İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yürüttüğü hibrit savaşının bir parçası niteliğindedir.
Ülke genelinde terör eylemleri gibi şiddet içerikli şoklar oluşturma ve toplumun güvenliği ve vatandaşların psikolojik emniyetini bozmak, düşmanların başlıca planları arasında yer almakta. Özellikle kargaşa eylemleri ve olayları körükleme çabalarıyla bir yere varamayan düşmanlar, bu kez şiddet eylemlerine başvurmaktalar.
Bilindiği gibi geçen sene düşmanların planlaması ve kışkırtması ile ülke bir takım olaylar ve kargaşalara sahne oldu. Ancak vatandaşların uyanıklığı ve güvenlik ve istihbarat servislerinin çabaları ve girişimleri sonucu, düşmanlar bu olaylardan bir sonuca varamadılar ve ülkeyi parçalama komploları da suya düştü.

Gelinen aşamada ise düşmanlar, Şahçırağ saldırısı ile bir kez daha kendi kötü hedeflerine ulaşmak için hala kutsal mekanlara ibadet için giden vatandaşlar başta olmak üzere masum insanlara yönelik saldırıyı gündemlerine aldıklarını ortaya koymuş oldu.
Teröristler ve hamilerinin takip ettikleri bir diğer hedef ise, İran İslam Cumhuriyeti’nin güvenliği sağlama gücüne sahip olmadığını lanse etmektedir, çünkü terör saldırılarının sürmesi ve toplumu güvensizleştirme, insanların ruh ve psikolojik huzurunu bozabilir ve sonunda bazıları, nizamın ülkede güvenliği sağlamak için gereken güce sahip olmadığı inancını oluşturmaya yöneliktir.
İran İslam Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Ahmed Vehidi bu bağlamda yaptığı açıklamada, İran’ın yeminli düşmanlarınca düzenlenen bu gibi terör saldırıları ve korkakça hareketler ve vatandaşların üzerine ateş açmak ile ülkenin güvenlik ve istikrarını bozabileceklerini sandıklarını, ancak hata yaptıklarını, çünkü İran milletinin dik durduğunu belirtti.
Burada üzerinde durulması gereken önemli konu, insan haklarını savunduklarını iddia eden Batılı ülkeler ve uluslararası örgütlerin sessizliği ve eylemsizliğidir. İran’da yaşanan bu tür terör saldırılarına, uluslararası örgütler ve Batılı ülkelerin sesiz kalması, çifte standart ve ayrımcılıktan başka bir anlam taşımaz.
İslam İnkılabı sonrasında elde edinen deneyimler, düşmanların her daim, devrimin ülkü ve hedeflerinin önünü kesmek için terör, suikast, şiddet, siyasi ve ekonomik baskı gibi çeşitli yöntemlere başvurduklarını ortaya koymuştur. Onlar kendilerince bu yollarla, İran’ın ilerlemesine ve birliğine engel olup, nizamını yıpratabileceklerini düşünüyorlar, oysa büyük bir yanlığı içindedirler. /

Başa dön tuşu
Bugün 03 Temmuz 2026 (26) içerik yüklenmiştir.