HaberlerDünyaOrtadoğu

Eylül 2020 normalleşme anlaşması üzerinden bir sene sonra

İsrail rejimi, BAE ve Bahreyn arasında eylül 2020’de imzalanan normalleşme anlaşması üzerinden bir sene geçti. Fakat acaba bu anlaşma beklendiği gibi, iki Arap ülkesi ve Siyonist rejim için kazanımları oldu mu!

Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile Siyonist rejim arasında 15 Eylül 2020’de Beyaz Saray’da Netanyahu, Donald Trump ve iki Arap ülkesinin dışişleri bakanlarının katılımıyla Abraham ismi verilen anlaşma imzalandı. 15 Eylül’de anlaşmanın imzalandığı törene katılan 4 isimden Donald Trump ile Benyamin Netanyahu, artık iktidarda değiller. Demek ki bu normalleşme anlaşması, onların iktidarda kalmasını sağlama noktasında bir etkisi olmamıştır. 
BAE ve Bahreyn yöneticilerinin iddialarından biri, korsan rejim İsrail ile uzlaşmanın Filistin’in güvenliğini arttıracağına dönüktür. Ancak bir senenin ardından bu iddianın asla doğru olmadığı kanıtlandı. Mayıs ayındaki Kudüs Kılıcı savaşı, bir kez daha normalleşme anlaşmasının hedefi hakkında gündeme getirilen bu iddianın ne kadar yanlış olduğunu ortaya koydu. Böylece Abraham anlaşması, hiçbir kazanımı olmadığı gibi, pratikte, işgal rejiminin Filistinlilere karşı şiddet ve cinayetinin tırmanmasına yol açmıştır. 
Geçen bir senede işgal edilen Filistin topraklarında yaşayan bir çok sayıda siyonist, Bahreyn ve BAE’ye seyahat etti. Abu Dabi, Manama ve Tel-Aviv’de taraflar büyükelçilikler açtılar, İsrail rejimi yetkilileri, Bahreyn ve BAE’ye ve bu iki Arap ülkesinin yetkilileri de Tel-Aviv’e ziyarette bulundular. Bu girişimler, iki Arap ülkesinin Siyonist rejim ile ilişkilerindeki tabuyu kırsa da, pratikte anlaşma taraflarından hiçbirinin ekonomik menfaatlerini karşılamadı.
Başka bir konu ise, bu anlaşmanın İsrail için yararlı olmasıdır. İsrail rejimi bu anlaşma ile kısmen kendi siyasi menfaatini sağlayıp, iki Arap ülkesiyle ilişkilerini güçlendirmeyi başarsa da, ancak bu anlaşma, İsrail’in ekonomi ve güvenlik boyutlarında karşı karşıya kaldığı meydan okumalarının azalmasına yol açmadı. Bunun nedenlerinden biri, Arap dünyası kamuoyunun işgal rejimine karşı öfke ve nefretinin sözkonusu Arap ülkelerinin bu yaklaşımları ve İsrail’in Filistinlilere karşı şiddetinin artması yüzünden daha da artmış olmasıdır.
Bu doğrultuda, Tel-Aviv Üniversitesi’ne bağlı Siyonist rejim iç güvenlik araştırma merkezi, yeni bir stratejik raporunda İsrail’in Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmasının önündeki meselelere dikkat çekerek, normalleşme anlaşmasının önündeki en belirgin sorun ve meselelerden birinin Arap kamuoyunun tutumu olduğunu belirtti, İsrail’in Mısır ve Ürdün ile barış anlaşmasında yaşandığı gibi, Arap milletlerinin İsrail’e karşı tutucu bir yaklaşım içinde olduğunu ve ona karşı düşman olduğunu yazdı. Aynı merkez, normalleşme anlaşmalarının şimdiye kadar, İsrail’in karşı karşıya kaldığı stratejik sorunların çözümüne kaktı sağlamadığını da vurguladı.
Siyonist rejim televizyonunda değerlendirmelerde bulunan siyaset uzmanı Gili Kohen, Tel-Aviv’in üst düzey kaynaklarından naklen, normalleşme anlaşmasının avantajlarının İsrail rejimi için, beklenenden çok küçük olduğuna vurgu yaptı. Tüm taraflar, bu anlaşmalara büyük ümitler bağladıktan sonra geçen bir senede kamuoyu ortamı, kayda değer biçimde değişti. Bu değişiklik sadece ABD ve İsrail’de hükümetin değişmesiyle ilgili değil, kamuoyu, nefret benzeri bir duygu ile dolmuştur.
Bu şartlara göre, Ray el Yevm sitesi bazı Arap rejimleriyle işgal rejimi arasında imzalanan normalleşme anlaşmalarının ardından Siyonist basınına yansıyan yorum ve yazılardan bu anlaşmaların fiyasko verdiği net olarak görüldüğünü yazdı./

Başa dön tuşu
Bugün 20 Ağustos 2022 (5) içerik yüklenmiştir.