
Washington’un insan hakları kurumlarına yönelik siyasi baskılarının bir parçası olarak, Donald Trump yönetimi, Eylül 2025’te İsrail’in savaş suçlarını belgeleyen dört Filistinli kuruluşa yaptırım uyguladı.
Amerikan gazetesi New York Times, 4 Eylül 2025 tarihinde Trump’ın üç önde gelen Filistinli insan hakları kuruluşuna yaptırım uyguladığını yazdı. Parstoday’in İRNA’ya dayandırdığı habere göre, yaptırım uygulanan kuruluşlar şunlardır:
Al-Haq: 1979’da kurulmuş, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki insan hakları ihlallerini belgeleyen öncü bir kuruluştur.
El-Mezan İnsan Hakları Merkezi: Yirmi yılı aşkın süredir Gazze Şeridi’ndeki savaş hukuku ihlallerini kayıt altına almaktadır.
Filistin İnsan Hakları Merkezi (PCHR): Gazze Savaşı mağdurlarına uzun süredir hukuki destek sağlayan bir kuruluştur.
Trump yönetimi ayrıca, Haziran 2025’te Filistinli bir başka önemli insan hakları kuruluşu olan Addameer (Al-Dhamir)’i de yaptırım listesine almıştı.
ABD’nin bu kararı, Filistinliler için adalet arayışını destekleyen kişi ve kuruluşları hedef alan daha geniş bir kampanyanın parçası olarak değerlendiriliyor. Washington, bu kuruluşların Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ile iş birliği yaparak, İsrailli yetkililer hakkında yürütülen soruşturmaya katkı sunduklarını gerekçe gösterdi.
Ancak ABD, Lahey’deki mahkemenin yetkililerini de hedef almış durumda. Mahkeme, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski savaş bakanı Yoav Gallant hakkında insanlığa karşı suç ve savaş suçu gerekçesiyle tutuklama kararı çıkarmıştı.
New York Times şöyle yazdı:Trump yönetimi, hukukun üstünlüğü, insan hakları savunusu ve uluslararası adaleti zayıflatmıştır; oysa bunlar, hukuka dayalı küresel düzenin temel taşlarını oluşturur.
ABD ayrıca, UCM’nin başsavcısı, yardımcı savcıları, mahkemenin altı yargıcı ve Birleşmiş Milletler’in Gazze ve Batı Şeria’daki insan hakları özel raportörü Francesca Albanese hakkında da yaptırım kararı almıştır.
Haberde şu ifadelere yer verildi:Al-Haq, El-Mezan ve PCHR, son derece zor koşullar altında, İsrail makamları, silahlı gruplar ve bazı şirketler tarafından işlenen insan hakları ihlallerini ve çevreye verilen zararları ifşa etmişlerdir. Bu kuruluşlar, Filistinli mağdurların sesi olmuş ve adaletsizlikleri dünyaya yansıtmıştır.
ABD’nin uyguladığı yaptırımlar, sadece bu kurumların hayati çalışmalarını sekteye uğratmakla kalmayacak, aynı zamanda insan haklarını savunanlara, güçlü aktörler veya onların müttefikleri tarafından baskı uygulanabileceği yönünde tehlikeli bir mesaj verecektir. Sonuç olarak, Trump yönetiminin insan hakları kuruluşlarına yönelik bu yeni yaptırımları, dünya genelindeki mağdurların haklarını ciddi şekilde riske atmaktadır.
