FilistinHaberlerOrtadoğuRöportajlar

Hamas, ümmetin ortak düşmanına karşı en ön safta nöbet tutuyor

Filistin Parlamentosu üyesi Muhammed Cemal En-Netişe esirler için halkı harekete geçirmek gerektiğini belirterek, Filistin halkının gösterdiği tepkiyle nefes alıp veren esirlerin Siyonist cezaevi idaresine karşı sürdürdüğü mücadelesindeki maneviyatlarında halkın büyük bir etkisinin olduğunu ifade etti.

Röportajda milletvekili En-Netişe, esirlerin daha önceki boş mide (açlık grevi) direnişlerinde halkın gösterdiği dayanışmanın kendilerini direnmeye ve adil taleplerini kabul ettirinceye kadar mücadeleyi sürdürmeye götürdüğünü, halkın arkalarında olduğunu anlayan bu insanların işgalciyle onun zulüm aygıtı durumundaki cezaevi yönetimine karşı daha fazla direnç gösterdiklerini söyledi.

Kısa bir müddet önce özgürlüğe kavuşan milletvekili En-Netişe kendisiyle röportaj yapan kişiye esirler ve cezaevlerindeki son durum konusunda önemli açıklamalarda bulunarak, Siyonist cezaevi idaresini esirlere yapılan baskılar konusunda uyardı ve cezaevi idaresinin anlaşma maddelerini hayata geçirmemesi ve zulmetmeye devam etmesi durumunda esirlerin yeni direnişler başlatacaklarını ifade etti.

Esirlerin karşılaştığı sıkıntılar ve sorunlar nelerdir?

İkinci intifadadan sonra esirlerin karşılaştığı en önemli engel ve sorun, Siyonist cezaevi idaresinin Filistinli esirlere karşı insanlık dışı uygulamalarda bulunmasıdır. Siyonist cezaevi idaresiyle gardiyan ve diğer birimlerin esirlere karşı tutumları dünyada bilinen tutumlardan oldukça farklı. Buradaki birimler esirlere düşman gözüyle bakıyor, özellikle büyük olayların arkasında duran esirlere karşı büyük bir kin ve öfke taşıyorlar. Bu tutum ve durumlar 2000 yılından önce yoktu. Şu anda Siyonist cezaevi idaresi ve ona bağlı birimler, büyük cihad eylemlerinin arkasında olan mücahit esirlere karşı günü birlik saldırılarda bulunuyor ve fazlaca sıkıntı veriyorlar. Abbas Es-Seyyid ve komutan Cemal Ebu’l-Heyca’ya yapılanlar bu saldırılardan sadece bir iki örnektir. O nedenle esirlerle Siyonist cezaevi idaresi arasındaki ilişki oldukça gergin, cezaevinin içi ve çevresi savaş alanı durumunda.

Filistinli esirler Siyonist cezaevi idaresinin insanlık dışı baskı ve zulümlerine nasıl bir tavır alıyor?

Siyonist cezaevi idaresinin esirlere yaptığı baskı, saldırı ve tecavüzlerin etkisi oldukça fazla. Bu uygulamalar, olması gereken tepki ve karşı durmalara yol açtı. Esirler de bu barbar saldırılara karşı saldırıya uğrayan kardeşleri için ellerinde bulunan basit kesici ve delici aletlerle gardiyan ve diğer Siyonistlere saldırdılar. İlk olarak esir İvad Es-Saidi böyle bir eylemi üstlendi ve Siyonist Cezaevi idaresinde görevli ve baskı ve zulüm uygulamaları içinde yer alan bir Siyonist subaya saldırıp darbeler indirirken açık ifadelerle “bu Cemal Ebu’l-Heyca, bu Abbas Es-Seyyid içindir” dedi. Bu eylemin ardından esirlere destek ve işgalcilerin saldırılarına tepkiler çığ gibi büyümeye ve aynı eylem başka esirler tarafından da denenmeye başlandı. Siyonist cezaevlerinde gergin hava hiç durmadı. Son gelen haberler durumun daha da kötüleştiğini gösteriyor. En son Nafha cezaevinde Siyonist gardiyanlar başta komutan Cemal El-Hur olmak üzere esirlere saldırdı. Şu anda cezaevlerindeki durum oldukça sıkıntılı ve patlamak üzere olan bir bomba gibi.

Siyonist cezaevi idaresi en son esirlerin başlattığı açlık direnişinin durdurulmasına karşılık verdiği taahhütlere bağlı kaldı mı?

Mısır gözcülüğünde Siyonist cezaevi idaresiyle esirler arasında varılan anlaşmanın 120 maddesi var. İşgal yönetimi bunlardan bir kısmını yerine getirdi. Tek kişilik hücrelerde kalanların koğuşlara çıkarılması, Gazzeli ailelerin yakınlarını ziyaret etmeleri bunların başında geliyor. Dırar Ebu Sisi ile ilgili maddede antlaşmaya uyulmadığı gibi, esirlerin günlük durumlarıyla ilgili taleplerine de çok az cevap verildi. Bu durum cezaevlerine gerginliğin yeniden hakim olmasına yol açtı. O nedenle esirler taleplerinin karşılanması için yeniden açlık grevi başlatabilir.

Esirlerin son boş mide direnişinde zafer kazanmalarında halkın gösterdiği dayanışma ve desteği nasıl görüyorsunuz?

Esirlerin en fazla ihtiyaç duyduğu şey manevi destek. Halkımızın gösterdiği manevi destek ise çok güçlü. Zindanlarda başlatılan boş mide eylemiyle meydanların hareketlenmesi, halkın sokaklara inip etkinlik yapması esirlerin başlattıkları ve oldukça zor geçen açlık direnişini başarıyla sonuçlandırmalarında çok etkili oldu. Açlık grevinin kendisi başlı başına bir sıkıntı iken, bu süreçte bazı esirlerin hastalanması ve hastalığın birçok esirin hayatına son verecek boyuta ulaşması bu sıkıntılara sıkıntı katıyordu. Ancak bütün bu zorlu sürece rağmen Filistin halkının gösterdiği dayanışma; esirlerin yanında durması ve sonuna kadar desteklemesi, bunun yanında basın yayın organlarının olayı sürekli işlemesi esirlerin sabrına sabır kattı ve taleplerini daha bir kararlılıkla sürdürmelerine vesile oldu. Bu direnişle çok önemli başarılar elde ettiler. Yıllarca tek kişilik hücrede kalan esirlerin koğuşlara çıkması bu başarılardan sadece biridir. Bu sıkıntılı konumda sadece büyük mücahid Dırar Ebu Sisi kaldı. Siyonist rejim onun hücreden çıkarılması konusundaki sözünü tutmadı.

Bu röportajda ve buradan şunu ifade etmek istiyorum. Anlaşmanın bütün maddelerine gözcülük eden ve altına imza atan Mısırlı yetkililerden bu anlaşmanın bütün maddelerini takip etmelerini istiyoruz. Anlaşmaya uyması için işgal tarafına baskı yapmasını talep ediyoruz. İşgal rejiminin yaptığı ihlalleri durdurmasını ve anlaşmaya göre tek kişilik hücreden çıkarılması gereken Es-Sisi’nin de koğuşa çıkması için çabalarını sürdürmesini istiyoruz.

Esirler Gazze savaşını nasıl takip etti. Burada kazanılan zaferin kendilerine yansıması nasıl oldu?

Doğrusu Gazze halkının ve mücahitlerin son savaşta kazandığı zafer esirleri fazlasıyla etkiledi. Sadece esirlerin değil bütün Filistinlilerin moralini ve maneviyatını yükseltti. Bu zafer ümmete de güven duygusu getirdi ve bir şeyler yapabileceğini gösterdi. Savaş zamanında ben Askalan cezaevinde bulunuyordum. Bizler sıcak gelişmelere yakın olduğumuzu hissediyorduk.

Hamas artık bölgesel büyük bir aktör. Onun çevresinden etkilendiğini ve dolayısıyla bunun da siyasetini etkilediğini söyleyebilir miyiz?

Hamas artık büyük bir harekettir ve güvenli adımlarla ileriye doğru adım atmaktadır. Bu gelişme uluslar arası İslami hareketin birçok kanadı tarafından önemsenmektedir bilhassa da kardeş Mısır’da. Bölgede meydana gelen dönüşüm ve atılımlar da Hamas hareketine güç kattı. Hamas, Filistin halkının özlediği umudu gerçekleştirmek için ilkeli ve güvenli adımlarla yürüyüşünü sürdürüyor. Hamas’ın İslami hareketlerle köklü bağları var ve bu bağları daha da güçlendirmek için birçok tarafla yeni ilişkiler geliştirmek istiyor. Ancak bunu yaparken Filistin davasının zarar görmemesine özen gösteriyor. Arap ve İslam ülkelerinin, ümmetin Filistin halkına ve davasına yardım etmesi onlar için bir görev ve sorumluluktur. Hamas’ın ümmetle ilişkisi görev ve sorumluluğu çerçevesindedir.

Hamas’ın siyasetinde bazen dışarıdan yardım edenlerden örneğin Katar’dan olduğu gibi etkilenmesine ne dersiniz?

Sürekli şunu söylüyorum, hükümet ve halkların, Müslüman ve özgürlerin Hamas hareketini ve Filistin direnişini her alanda maddi ve manevi olarak desteklemeleri gerekir. Bu ümmetin görevidir. Bunun için bir karşılık beklenmemelidir. Çünkü Hamas işgale karşı en ön safta olmada ve düşmanın kutsal mekânları kirletmesine karış durmada onları temsil ediyor. Onun için ümmetin Hamas’ın ve bütün direnişçilerin, Kudüs’ü korumaya çalışanların, Mescidi Aksa ve Filistin’i kurtarma niyetinde ve derdinde olanların arkasında durması gerekir. Hamas bütün Arap ve İslam ülkelerinden yardım alır. Ancak şartlı yardımı kabul etmez. Suriye siyaseti Hamas’ın kendisine yardım edenlere körü körüne tabi olmadığını gösterdi. Suriye rejimi kendi halkına zulmetmeye başladığında Hamas rejime şirin görünme derdine düşmedi. Kendisinin zarar göreceğini bile bile rejime karşı tavrını açıkladı ve kimseye tabi olmadığını ilan etti. Hamas, kendisine yardım etmek isteyenlerin zulüm ve haksızlıkta kendisini destekleme talebinde bulunmamaları gerektiğini ifade etti.

Muhammed Mursi’nin Mısır Cumhurbaşkanı olmasının Hamas’a etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuşkusuz Mısır, Muhammed Mursi ile birlikte büyük bir dönüşüm ve değişim gösteriyor. Bu, Hamas’ın başkasına uymak için hedeflerinden sapacağı anlamına gelmiyor. Mısır daha önceki halinden başka bir hale dönüştü. Bu, ümmetin kendisinden beklediği bir şeydir. Mısır’da rejimin değişmesiyle Hamas ile Mısır arasındaki ilişki de değişti. Öncekiden çok daha iyi ilişkiler var şu anda. Mursi de Hamas’a tabi değildir. O Mısırlı, Mısır halkı ve ülkesinin çıkarlarıyla beraberdir. Sadece onun öncelikleri arasında olmak istiyoruz. Hamas da onu önceleyecektir. Ancak hareketin çıkarlarıyla Mısır rejiminin çıkarları çatışırsa Hamas Filistin halkının çıkarını önceleyecektir. Bu bir çelişki de olmaz. Çünkü ümmetin maslahatı bütünün parçalarıdır.

Devrik Mübarek rejimi döneminde Filistin uzlaşı dosyası Mısır istihbaratının elindeydi, şimdi ise Mısır dışişlerinin elinde. Bu uzlaşının içeriğini etkileyecek mi?

Bu, uzlaşı dosyasını olumlu etkileyecektir. Mısır yönetiminin Gazze dosyasını dışişlerine tevdi etmesi isabetli olmuştur. Çünkü biz Filistin’in Filistin; Mısır’ın da Mısır olduğunu biliyoruz. Mısır’ın Gazze ile Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilişki kurması, Gazze’nin Mısır’ın bir parçası olmadığını gösteriyor. Ancak bunun yerine istihbarat birimi aracılığıyla ilişki kurarsa o zaman buranın Mısır’ın bir parçası olduğu imajını vermiş olur. Şimdiki durum ve ilişki biçimi gayet iyi ve en uygun olanıdır. Çünkü dışişleri yoluyla sağlanan ilişki, dayatmalar ve baskılar gölgesinde değil, ortak anlayış çerçevesinde gelişiyor. Bunun da Filistin uzlaşısı üzerinde olumlu etkisinin olacağını düşünüyoruz.

Başa dön tuşu
Kapalı
Bugün 16 Kasım 2019 (46) içerik yüklenmiştir.