Hizbullah: Hiçbir Koşulda Siyonistlerle Müzakere Etmeyiz

Hizbullah’ın üst düzey temsilcisi İyhab Hamade, “Hizbullah, geçen yıl Siyonist rejimle varılan ateşkes anlaşmasının çerçevesini kabul etmişti; fakat herhangi başka bir çerçevenin gündeme getirilmesi, bu önceki anlaşmanın ihlali anlamına gelir. Biz, Siyonistlerle asla hiçbir müzakereye girmeyiz” dedi.
bölgedeki ve Lübnanlı medyada son günlerde ABD’nin Lübnan’ı İsrail ile doğrudan görüşmelere zorlamaya yönelik çabaları ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un “düşmanla diyalog” açıklamaları sonrası Hizbullah’dan sert bir tepki geldi.
Hizbullah Parlamento Grubu Başkanı İyhab Hamade, dün gece Sputnik Radyo’ya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Geçen yılki ateşkes anlaşması, arabulucular aracılığıyla yürütülen dolaylı bir müzakereden ibaretti. Dolayısıyla Lübnan’ın tüm kurumlarıyla İsrail ile doğrudan görüşmelere girdiği ve bunu en son noktaya kadar görüşmeye dönüştürdüğü şeklinde bir izlenimin yaratılması yanlıştır.”
Hamade, “Hizbullah’a herhangi bir müzakere çerçevesi sunulmadı. Lübnan hükümetinin geçen yılki ateşkes anlaşmasını kabul etmesi, Hizbullah tarafından da varılan metin olduğu hâliyle onaylandı; çünkü o formül, Lübnan için dengeliydi. Dolayısıyla başka bir müzakere formülüne geçmek, önceki anlaşmaya bir darbe olacaktır” dedi.
Ayrıca şunları ekledi: “Joseph Aoun’a uygulanan baskı çok yüksektir. Bu konulara gerçekçi yaklaşmak gerekir. Hizbullah’ın tutumu açıktır: Hiçbir koşulda İsrail ile müzakere etmeyeceğiz.”
İsrail, Sadece Kuvvetin Dilini Anlar
Hamade, “Koşullar ne kadar değişse de İsrail sadece zorbalığın diliyle iletişim kurar. Bizim için düşmanla çatışmanın bedeli, teslim olmanın bedelinden çok daha azdır. Siyonist rejim, kuzey Filistin cephesinin güvenliğini sağlamak için bizim sınırlarımızda bir ‘tampon bölge’ kurmak istiyor” ifadelerini kullandı.
Hizbullah temsilcisi ayrıca, “Güney Lübnan halkını topraklarından göç ettirme senaryosu, İsrail’in eski bir projesidir. Siyonist rejim, 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararını tamamen yürürlükten kaldırmak istiyor; hâlihazırda da buna fiilen adım attı çünkü kararın hiçbir maddesine uymamaktadır. Siyonistler, Hizbullah’ın gücüne karşı büyük bir korku içinde” dedi.
Mısır ve Suudi Arabistan ile görüşmeler
Hamade, geçen günlerde Lübnan’a gerçekleştirilen Mısır istihbarat heyetinin ziyaretine de değinerek, “Bu heyetin Beyrut’a gelişinden önce, Mısır’ın ‘stratejik silahlar’ konusunda belli bir koridor altında konuşmalar yaptığına dair bilgiler sızdı” ifadelerini kullandı.
Hizbullah temsilcisi ayrıca, “Mısır, varoluşsal bir stratejik tehditle karşı karşıyadır; çünkü durumu diğer Arap ülkelerinden farklıdır” dedi.
Hamade, “Ne Mısır heyetiyle ne de Suudi tarafıyla Hizbullah arasında doğrudan bir görüşme olmadı. Ancak Suudi Arabistan’ın resmî tutumu bize iletildi: Şeyh Naim Kasım’ın son konuşmasını olumlu değerlendirdiklerini belirttiler” açıklamasını yaptı.
ABD baskısı ve Aoun’un pozisyonu
Son günlerde Siyonist rejimin geniş çaplı saldırı tehditleri ile ABD’nin Lübnan’a yönelik “normalleşme” baskısı ciddi şekilde arttı. Bilgi sahibi kaynaklar, Beyrut ile Washington ve bazı Arap başkentleri arasında yürütülen yazışmalarda ABD’nin “Lübnan–İsrail doğrudan müzakereleri” dışındaki her yolu reddettiğini açıkladı.
Al-Akhbar gazetesinin aktardığına göre, bu kaynaklar şöyle dedi:
“ABD yetkilileri, Lübnanlı yetkililerle tüm temaslarında tehditkar bir dille, İsrail’in saldırısını önlemek için tek yolun Hizbullah’ı silahsızlandırmaya dönük somut adımlar atmak ve İsrail ile doğrudan siyasi görüşmelere girmek olduğunu açıklıyor. Ayrıca ABD, İsrail üzerinde baskı kurma niyetinde olmadığını açıkça belirtti.”
Aynı kaynaklar, “ABD, İsrail’in Lübnan’a karşı askerî saldırılarını, Hizbullah’ı daha fazla taviz vermeye zorlamak amacıyla artırdığını” vurguluyor.
Bu çerçevede, Lübnan Meclis Başkanı Nabih Berri ile temasa geçen kaynaklar, Berri’nin şu görüşte olduğunu aktardı:
“Lübnan’ın şu anda alabileceği en uygun adım, sınır meselelerinde uzmanlaşmış sivil ya da teknik bir ismi, savaşın sonlandırılmasına ilişkin her türlü anlaşmanın uygulanmasından sorumlu askerî ekibe dâhil etmektir.”
