İran

Hürremşehr’in Kurtarılması Yıldönümü

Her zaman cömertçe ve tereddüt etmeden savaş cephelerine yardım eden İran halkının sevinci, kan şehri, Hürremşehr’in kurtarılması haberini duyunca tarif edilemezdi.

Bu şehre bir kez daha Hürremşehir adını verdiler ve hayatları pahasına direnen şehitleri saygı ile andılar. Hürremşehir İran’ın kucağına geri döndü ve İran İslam Cumhuriyetinde askeri ve siyasi olarak da üstün bir konuma geldi.

Irak diktatörü Saddam ordusunun topyekun saldırısına karşı İranlı savaşçıların sekiz yıllık savunması, tutku, destanlar ve cesaretle doluydu. Ancak Hürremşehr’in kurtarılması , Allah yolunda cesaret ve fedakarlık gösterildiği için cihat ruhunun zirvesi olarak düşünülebilir. Bu sınır şehri, İran’ın güneybatısında ve önemli bir su geçidi olan Ervendrud nehrinin yanı başında yer alır ve stratejik bir şehir olarak kabul edilir. Bu nedenle, 22 Eylül 1980’de İran’a saldırısında Saddam, o zamanlar İran’ın en büyük ticari limanı olan Hürremşehr’in işgaline büyük önem vermiş ve bu küstah hedefe üç günde ulaşılabileceğini düşünmüştü.

Cesur ve bitmek tükenmek bilmeyen İranlı savaşçıların, Baas rejiminin geniş çaplı saldırılarına 34 gün en az imkanla direnmesi ise Baasçıları perişan etmişti. Askeri ve sivil güçler şehri korumak için Hürremşehr sokaklarında cesurca savaştı ve Saddam Hüseyin’in ordusunun ağır saldırılarını, Hürremşehr’in “direniş sembolü” olarak adlandırılmasına yol açacak şekilde defalarca engelledi. Sonunda, şehir tamamen kuşatıldığında ve bir çok şehidin kanı aktığında, birkaç İranlı savaşçı Hürremşehir’den geri çekildi. Bu nedenle İran halkı o zamandan beri yeşilliği ve güzelliği ile bir zamanlar İran şehirlerinin gelini olarak kabul edilen bu şehre “kanlı şehir” adını vermiştir. Böylece Hürremşehr’in işgal süreci başlamış oldu.

28 Ekim 1980’de Hürremşehr’in düşmesinden bu yana, İranlı savaşçılar, komutanlar ve halk bu değerli ve önemli şehrin kurtuluşunu düşünüyordu. Ancak bu arzunun gerçekleşmesi 19 ay sürdü. Bu dönemde İran ordusu ve Devrim Muhafızları ordusu, en önemlileri Samen el-Aimme Operasyonu ve Hürremşehr’in güneyindeki Abadan kentinin kuşatmasını sonlandıran çeşitli operasyonlarda Saddam’ın birliklerine ağır kayıplar verdirdi. Hürremşehr’in işgalinden on bir ay sonra kazanılan bu operasyonun ardından Hürrmenşehr’in kurtarılması beklentileri arttı. Ancak düşman, bu stratejik şehirden hiçbir şekilde çekilmeye istekli değildi. Hürremşehr’in çevresindeki askeri tahkimatlar dolayısı ile şehri aşılmaz hale getirmişti ve Iraklı askerler güvenle duvarlarına “kalmaya geldik” yazılar yazıyorlardı.

Iraklılar kendilerini o kadar güvende hissediyorlardı ki İran şehri olan Hürremşehr’den Irak kenti olan Basra’ya otobüs ve taksi hattı kurmuşlardı ve Bağdat Radyosu da hava durumu bölümünde Irak’ın şehirlerinden biri olarak Hürremşehr ile ilgili de bilgi veriyordu. Ancak İran askeri komutanları, bu propagandalara aldırmadan dikkatli ve ihtiyatlı bir şekilde ülkenin bu kısmının kurtarılmasını planladılar.

1982 ilkbaharı gelip çattığında ve Kan Şehri, Hürremşehr’in kurtuluş planının hayata geçirilmesi zamanı geldi. İslam mücahitleri ve savaşçıların yakında stratejik şehri geri almak için harekete geçeceğini bilen Saddam rejimi, şehrin savunma tahkimatlarını güçlendirip arttırdı. Şimdi de Hürremşehr’in fethedilmesinin imkansız olduğunu düşünen Saddam şöyle demişti: “Eğer İranlılar Hürremşehr’i geri alabilirlerse, onlara Basra’nın anahtarını vermeye hazırım”

Ancak 30 Nisan’da, İslam Devrim Muhafızları Birlikleri ve İran İslam Cumhuriyeti Ordusu ortak kuvvetleri Hürremşehir ve çevresindeki bölgeleri kurtarmak için dört aşamalı Beytülmukaddes Operasyonunu başlattı.

O sırada Saddam’ın ordusu bölgede yaklaşık 40 bin piyade, 2 bin 700 tank ve personel taşıyıcı ve 500 top konuşlandırmıştı. Ancak coşkulu ve motive İranlı savaşçılar, operasyona düşmanın daha az düşündüğü bir yerden başladı. Büyük Karun nehrini geçmek ve düşmana saldırmak, ancak Allah’ın yardımı ve İslam savaşçılarının yüksek morali ve fedakarlığı ile mümkün olan çok tehlikeli ve olağanüstü bir görevdi. Genç bir komutan ve önde gelen İran askeri stratejisti Şehit Hasan Bakıri, nehri geçmenin askeri birimler için ayrı bir operasyon olduğunu açıklamış ve şöyle demişti: “Saldırının önemi, bir 230 metre ene sahip bir nehri geçip daha sonra nehrin ötesine geçip aynı anda piyade birliklerle bir gecede 30 kilometre ilerlemekti…..Halbuki Irak, Abadan’ı kuşatmak isteyince Karun nehrini geçmesi üç gün sürmüştü.”

İranlı savaşçılar nehirler, bataklıklar gibi zorlu doğal engelleri ve düşmanın savunma tahkimatı ve elverişsiz hava koşullarını geride bıraktıktan sonra Hürremşehir’den Huzestan merkezi Ahvaz’a giden önemli yola ulaştı. Irak’ın mağrur diktatörü Saddam için bu haberi duymak ürkütücüydü. Bu nedenle bu yolun bir an önce geri alınması gerektiğini, aksi takdirde geri çekilen kuvvetlerin askeri yargılamaya tabi tutulacağını belirtti. İran güçlerinin modern Irak tankları ve ekipmanlarıyla karşı karşıya gelmesi sonucu şiddetli bir savaş başladı. İranlı savaşçıların, bu çatışmadaki direnişleri tarif edilemezdi ve tam da ilahi yardımın bir örneğiydi.

Şehit Hasan Bakıri , savaşın sahnesini şöyle anlatıyor: “Harekatın ikinci gecesinde Iraklılar, en güçlü zırhlı tugaylarından oluşan bağımsız bir tugay ile çılgınca yola saldırdılar. Tanklarından birkaçı asfalt yola ve kuvvetlerimizin alanına ulaşmayı başardı. Görünüşe göre iş bitmişti. Savaşçılar gerçekten orada gayeleri ve hedefleri Allah olduğu için, onun yardımına başvurmaları gerektiğini anladılar. Komutanlar cephede çok etkili olan dövüş ve çatışma hattı boyunca Tekbir deme emrini verdiler. Kardeşlerin Tekbir diyeceği duyurulduktan sonra çocuklar Tekbir getirmeye başladı ve tüm hatlardan saldırdılar. Iraklılar paniğe kapıldı ve yola çıkan Irak tugayının mürettebatı ve tank sürücüleri tankları bırakarak kaçtı.Daha uzakta olanlar ise tanklarıyla kaçtılar ve düşman saldırısı Allah’ın yardımıyla ve Allahu Ekber silahı ile püskürtüldü.”

Hürremşehr’in kurtarılması sırasında İran İslam Cumhuriyeti’nin zaferinde önemli faktörlerden biri, güçlerin iki ülke sınırına ilerlemesi ve Irak’taki Basra şehrine baskı yapması idi. Saddam’ın ordusunun komutanları, İran’ın Basra’yı işgal etmek istediğini ve askeri dizilimlerini değiştirdiğini düşündü, ancak cesur İranlı savaşçılar yönlerini Hürremşehr’e çevirdi ve 24 Mayıs 1982’de geniş çaplı bir saldırı ile bu dirençli ve kahraman şehri düşmanın elinden kurtardılar. ordu.

Saddam’ın hırsı ve saldırganlığı , 16 bin askerini ölüme götürmüş ve 19 bini de esir düşürmüştü. Ayrıca 40 Irak savaş uçağı ve 280 tankı da imha edildi ve çok sayıda ağır ve hafif silah İslam mücahitleri ve savaşçılarının eline geçti. Her zaman cömertçe ve tereddüt etmeden savaş alanlarına yardım eden İran halkının sevinci, Kan Şehri, Hürremşehr’in kurtarılması haberini duyunca tarif edilemezdi. Bu şehre bir kez daha Hürremşehir adını verdiler ve hayatları pahasına direnen şehitleri saygı ile andılar. Hürremşehir İran’ın kucağına geri döndü ve o dönemden itibaren İran İslam Cumhuriyetinde askeri ve siyasi arenada da lider bir konuma geldi. Düşman cephesinde Saddam’ın ordusu sarsıldı ve çaresizlik içinde kaçmak mecburiyetinde kaldı. Saddam’ın damadı Hüseyin Kamil, Hürremşehr’in kurtarılmasının Saddam üzerindeki ezici etkisi ile ilgili şöyle diyor: “İlk 24 saatte Saddam o kadar ruhsal baskı altında idi ki, her zaman onun başında bir doktor vardı.”

Ancak, Hürremşehr’i geri almak için yapılan askeri operasyonun perde arkasında, operasyonu DAHA önemli ve ayrıcalıklı kılan husus, maneviyat ve mertlikler ile dolu harika destanların , bazen inanılmaz görünen destanların yazılması idi. Operasyon sırasında, İslam savaşçıları askeri teçhizatlarına ve savaş planlarına değil Allah’ın sonsuz gücüne güvenerek ilerlediler. Bu ruh hali, Saddam Hüseyin’in İran’ı işgaline karşı sekiz yıllık kutsal savunma boyunca İran’ın tüm askeri operasyonlarında mevcuttu ve Beytül Mukaddes operasyonunda her zamankinden daha fazla kendini gösterdi.

İran halk güçleri , ölüm korkusu olmadan savaştı ve bu yüksek moral Saddam’ın askerlerini korkuttu. Bir İran ordusu komutanı bu durumu şöyle anlatıyor: “Operasyonu sırasında savaş esiri kampında geziyordum. Nispeten uzun boylu Iraklı bir esir gördüm. Kıyafetleri komutanlar kademesinden olduğunu gösteriyordu. Ona nasıl yenildiniz ki? dedim. Bana İran Halk Gönüllü güçlerinden birini gösterdi ve “Bu bir bombadan daha tehlikeli, hiçbir şeyden korkmuyor’ dedi.

İranlı savaşçıların savaş sırasındaki ve sonrasındaki cesaretli duruşları ve ideallerine bağlılıkları çok ilginç ve öğreticidir. Iraklı tutuklulara göre İranlılar onlara tamamen insani ve İslami bir şekilde davrandılar. İranlı savaşçılardan biri, Hürremşehr’deki kurtuluş operasyonunun aşamalarından birini kazandıktan ve birkaç mahkumu yakaladıktan sonra, onları yaralıları cephenin arkasına taşımak için kullanmak istediklerini ancak tabur komutanlarının bunu öğrendiğinde, Iraklıların istekleri ile teslim olduklarını ve çalışmaya istekli olmayabileceklerini söyleyerek şiddetle itiraz ettiğini ardından hemen Iraklı esirlerin önüne geçerek sedyeleri ve yaralıları yere indirmelerini söylediğini ve sedyeyi ilk esirin elinden alıp yere koyduğunu, sonrasında da esirin yüzünü öptüğünü söylüyor.

Maddiyatçı hesaplara göre Hürremşehr’in kurtarılması imkansız görünse de, bu tür manevi durumlar ve İranlı savaşçıların samimiyeti ve fedakarlığından dolayı bu büyük hedefe ulaşıldı ve İmam Humeyni de irfan dolu bir yorumla şunu söyledi: “Hürremşehr’i Allah Kurtardı. “

Başa dön tuşu
Bugün 27 Temmuz 2021 (32) içerik yüklenmiştir.