Ehl-i BeytEyyamullah

Hz.Fatıma(as)’nın doğum günü

Bugün Hz.Fatıma(as)’nın doğum günü. Hz.Fatıma(as)’nın doğum günü “Anneler ve Kadınlar Günü” olarak kutlanmaktadır. Hz.Fatıma(as)’nın evlatlarından İmam Humeyni(ra)’nin de doğum günü bugüne tekabül etmektedir.

Kur’ân Hz.Fatıma Zehra(as)’yı Kevser diye isimlendirir. Bunun nedeni de Hz. Peygamber’in (s.a.v) soyunun onun aracılığıyla devam etmesidir. Yüce Allah(cc), Hz. Fatıma’nın tertemiz ve dosdoğru kişiliğinin oluşmasına elverişli ortamı hazırlamıştı. Babası, Resul-i Ekrem (s.a.v), annesi de Hatice idi.

Ebu Basir, İmam Cafer-i Sadık’tan şöyle rivayet eder: “Fatıma, Peygamberimizin (s.a.v) doğumunun kırk beşinci senesinin cemaziyelahir ayının yirminci gününde dünyaya geldi. Mekke’de sekiz yıl, Medine’de ise on yıl kaldı. Babasının ölümünden yetmiş beş gün sonra, hicretin on birinci senesinin cemaziyelahir ayının üçüncü gününe denk gelen salı günü vefat etti.”

Hz.Fatıma(as)’ın bir diğer ismi Sıddıka idi; çok tasdik eden (Allah’ın selâmı ona olsun). Hz.Fatıma(as) babasının sözlerini tasdik eder, onları davranışlarıyla da doğrulardı. Sözlerini eksiksiz yerine getirirdi. O, es-Sıddıkatu’l-Kübra idi. Torunu İmam Sadık’tan da rivayet edildiği gibi, asırlar onun marifeti ekseninde döndüler.

Hz.Fatıma(as)’ın bir diğer ismi Mübareke idi. Ondan çok hayır kaynaklandığı için bu ismi almıştır.

İbn Abbas, Peygamberimizin (s.a.v) şöyle dediğini rivayet eder: “Kızım Fatıma beşerî bir huridir. Allah onu ve sevenlerini ateşten koruduğu için ‘Fatıma’ adını almıştır.”[1]

Resulullah (s.a.v) bir diğer hadiste de şöyle buyuruyor: “Fatıma, insan hurilerdendir. Cenneti özlediğimde, onu öperdim.”[2]

Enes b. Malik’in annesi şöyle der: “Fatıma, dolunay gibiydi. Ya da bulutların ardından çıkan güneş gibiydi. Kızıla çalan bir beyazlığı vardı. Saçları simsiyahtı. İnsanlar içinde Resulullah’a (s.a.v) en çok benzeyen oydu.”[3]

Her türlü kirden ve pislikten arındığı için, kendisine Tahire lakabı verilmişti. Nitekim Kur’ân-ı Kerim Tathir Ayeti’nde onun her türlü kirden temizlenmiş olduğuna tanıklık etmiştir. Hz. Fatıma’nın bir lakabı “Raziye”, bir diğeri de “Merziyye”dir. Çünkü o, kendisi için takdir edilen dünyanın acılarına, zorluklarına, musibetlerine ve bunlardan dolayı alacağı sevaba razıydı. Kur’ân-ı Kerim’in “İnsân Suresi”nde haber verdiği gibi, Rabbinin katında razı olunmuş biriydi. Rabbi, onun çabasından razı olmuş ve onu en büyük korkudan emin kılmıştı. O, haklarında “Allah onlardan razıdır, onlar da Allah’tan razıdırlar.”[4] buyrulanlardan biridir. Rabbinden çok korktuğundan kuşku yoktur; onun hayatı bunun tanığıdır.

Resulullah (s.a.v) ona “Ümmü Ebîha” yani “Babasının Anası” lakabını takmıştı. Bu, onun değerine, saygınlığına yönelik bir işaretti. Çünkü hiç kimseyi, Peygamberimiz (s.a.v), onu sevdiği kadar sevmiyordu. Hiç kimse Peygamber (s.a.v) yanında onun derecesine ve konumuna ulaşamamıştır. Hz. Peygamber (s.a.v), ona, evlâdın annesine davrandığı gibi davranıyordu. Nitekim o da, Hz. Peygamber’e (s.a.v) annenin evlâdına davrandığı gibi davranmadaydı. Çünkü Peygamber’i (s.a.v) kucaklıyor, yaralarını sarıyor ve acılarını hafifletiyordu.

————————————————————-
[1]- Tarih-i Bağdad, 12/331, Hadis no: 6772
[2]- Tarih-i Hatib el-Bağdadî, 5/87; el-Gadîr, 3/18
[3]- el-Müstedrek, Hakim, 3/161
[4]- Mâide, 119

Başa dön tuşu
Kapalı