Ehl-i Beyt

İmam Ali(as), Kadir Gecesi’nde şehid oldu

Ramazan ayının on dokuzuncu gecesi geldiğinde mi İmam (a.s) göğe bakıp uzun düşüncelere dalıyordu. Şu sözleri tekrarlardı: “Ne yalanladım, ne de yalanlandım. Bu bana vadedilen gecedir.” Geceyi İmam (a.s) dua ve yakarışlarla geçirdi. Sonra sabah namazını kılmak üzere Allah’ın evine (mescide) doğru yöneldi. Her zaman yaptığı gibi insanları Allah’a ibadet etmeye çağırdı: “es-Salâh… es-Salâh… (Namaz… Namaz…)” diye seslendi.

Ardından namazına başladı. İmam (a.s) Rabb’ine yakarmakla meşgul iken melun cani Abdurrahman İbn-i Mülcem birden fırladı ve “Hüküm Allah’ındır, senin değil!” diye bağırarak mübarek başlarına bir kılıç indirdi. Kılıç, İmam’ın (a.s) kafasını yarmıştı. İmam’ın (a.s) dudaklarından şu sözleri dökülüverdi: “Kâbe’nin Rabb’ine andolsun, kurtuldum.”

Mescitte bir uğultu koptu. İnsanlar bir anda koşmaya başladılar. İmam’ın (a.s) mihrabında kanlar içinde yattığını gördüler. Başı sarılmış vaziyette evine götürdüler. İnsanlar ağlıyor, figan ediyorlardı. Cani İbn-i Mülcem yakalandı. İmam (a.s), oğlu Hasana, diğer oğullarına ve ailesine ellerindeki esire iyi davranmalarını tavsiye ettikten sonra şöyle dedi: “Cana karşılık candır. Eğer ben ölürsem, beni öldürdüğü gibi siz de onu öldürün. Eğer yaşarsam, o zaman onun hakkındaki kararımı ben veririm.”

Başa dön tuşu
Kapalı
Bugün 11 Kasım 2019 (50) içerik yüklenmiştir.