Ehl-i Beytİslami Şahsiyetler

İmam Hasan Askeri’nin Kutlu Doğum Günü

Askeri lakabıyla anılan Hz. İmam Hasan b. Ali (a.s) onuncu imamın oğludur. Hicri 232. yılında Rebi’ul Ahir ayının sekizinci günü doğdu. 260. yılında da Abbasi halifesi olan Mu’tamid’in planı üzere zehirlenerek şehit edildi.

On birinci imam, değerli babası şehit olduktan sonra, Allah’ın emri ve önceki imamların tayiniyle imamet makamına ulaştı. Yedi yıl imamet ettiği müddet zarfında, hilafet makamının sonsuz baskıları altında, zor bir durumda takiyye ile yaşadı. Kapısı hatta Şiilere bile kapalıydı. Yalnız Şia’nın özel kişileri imamla görüşebiliyordu. Bununla birlikte çoğu zaman hapisteydi.

Bu kadar baskının nedeni ise şunlardı: Evvela, o zamanlarda Şia’nın nüfusu artmış ve büyük bir güce sahip olmuşlardı. Şia’nın imamete inanması herkese güneş gibi aydınlığa kavuşmuştu. Şia imamları da toplumda tanınıyordu. Bu yüzden hilafet makamı imamları daha fazla göz altına alıp mümkün yollar deneyip, sinsi planlarla bunları yok etmeğe çalışıyordu.

İkinci olarak hilafet makamı, Şiilerin, on birinci imamın bir oğlunun varlığına inandıklarını anlamıştı. On birinci imamdan ve diğer imamlardan nakledilen rivayetlere göre onun oğlunun Mehdi (a.s) olduğunu biliyorlardı. Bu inanç Peygamber-i Ekrem’den Şia ve Ehl-i Sünnet kanallarıyla anlatılan rivayetlere dayanıyordu ve Hz. Mehdi (Allah zuhurunu çabuklaştırsın) on ikinci imam olarak kabul ediliyordu.

Bu sebeplere göre on birinci imam, diğer imamlardan daha çok göz altında tutuluyordu. Zamanın halifesi, Şia’nın inandığı imamet ilkesine son vermek ve bu kapıyı her zaman için kapatmaya kesin karar almıştı.

Buna göre imamın (a.s) hastalık haberi zamanın halifesi Mu’tamıd’a verilince, bir doktor göndermenin yanı sıra iç haberleri kontrol etmeleri için güvenilir adamlarından ve kadılarından birkaçını bu işle görevlendirdi. İmamın şahadetinden sonra da evini teftiş edip, imamın hizmetçilerini de ebeler, muayene ettiler. Gizli memurları iki yıl boyunca ümitleri kesilinceye dek imamın oğlunu bulmak için çalıştılar.

On birinci imam şehit olduktan sonra kendi evinde değerli babasının yanında Samerra şehrinde defnedildi.

Emevi ve Abbasi halifeler iktidarları boyunca sürekli ehli beyt fertlerinin halk arasındaki etkinliğini önlemeye çalıştı, çünkü onlar bu değerli insanların varlığını zalim ve sahtekarlığa dayalı siyasetlerinin önünde bir engel olarak görüyordu. Bu yüzden ehli beyt fertleri bu halifelerce en kötü şartlar ve sıkıntılar içinde yaşıyordu. Abbasilerin İmam Cevad, İmam Hadi ve İmam Hasan Askeri ile ilgili baskıları doruğa ulaştı, öyle ki bu değerli insanlar hatta izleyicileriyle bağlantı kuramıyordu. Abbasi halifeler, insanlığın büyük kurtarıcısı hz. Mehdi (s)nin bu ailede doğacağını duymuştu. Bu yüzden bu değerli imamları hilafet merkezine getirip yakın gözetim altında tutuyordu. Bu doğrultuda İmam Hasan Askeri ve babası İmam Hadi (s) Samara kentinde askeri bir bölgede gözetim altına alındı, böylece halifenin adamları dışında kimse onlarla irtibat kuramıyordu ve ayrıca eğer erkek evlat sahibi olsalardı kolayca yok edilecekti. İmam sürekli sahabeyi uyarıyor ve davranış ve düşüncelerine dikkat etmelerini söylüyordu. Medine’deyken İmam Hasan Askeri dini konuları tartışıyor ve dersler vererek seçkin alimler yetiştiriyordu. İmam İslami maarif ve ilimlerin yaygınlaşmasında etkin rol ifa etti ve İslami toplumu hedef alan sapık düşüncelere karşı direndi ve bu yolda seçkin müminleri, İslami düşünceyi savunmak için örgütledi. Bu faaliyetlerin yanı sıra İmam Hasan Askeri, Abbasi halifelerin zulüm ve fesadını ifşa etmekten geri kalmadı. Hazret bir toplumda zulüm ve fesadın yayılması durumunda Allah’ın tealiminin uygulanamayacağını, zulüm ve fesadın gittikçe artacağını ve insanların haklarının zalim ve fasık hükümdarlarca ayaklar altına alınacağını söylüyordu. İmam Hasan Askeri’nin kültürel ve siyasi faaliyetleri Samara kentinde de devam ediyordu. Bu yüzden Abbasi halife imamı, hapse attı. Abbasi halifeler arasında Mutemed, İmam Hasan Askeri’ye en çok zulmeden halifeydi. Mutemed, İmam Hasan Askeri için en acımasız gardiyanları seçiyordu. Ancak hazretin davranış ve tutumu öylesine seçkin ve etkileyiciydi di en acımasız gardiyanlar bile kısa bir süre sonra imamın şahsiyetinden etkileniyordu. Bu gardiyanlardan biri Ali Bin Otaş’dı. Bu adam oldukça acımasız biriydi. Mutemed ona yapabildiğince imam Hasan Askeri’ye baskı yapmasını söylemişti, o da aynen Mutemed’in dediğini uyguluyordu. İmam çoğu günler oruç tutuyor ve geceleri de ibadet ediyordu. İmam’ın sevgi dolu bakışı ve saygılı davranışı, Ali Bin Otaş’ı hayrete boğmuştu. Öyle ki bu acımasız adam daha önce yaptıklarından pişmanlık duymaya başladı ve hatta utancından hazretin yüzüne bakamaz oldu. Bu yüzden halifenin adamları onu görevinden aldı. Ali Bin Otaş imamdan ayrılırken ehli beyt fertlerine karşı derin bir tanım ve marifet hissediyordu ve onların taraftarları arasında yer almıştı. Gerçi imam’ın bedeni hapisteydi, ancak düşüncesi bir nur misali insanların gönlünü aydınlatıyordu. Kendisi bizzat ehli beyt düşmanlarından olan Ahmet Bin Ubeydullah şu itirafta bulunuyor: Ben Hasan Bin Ali gibi hiçbir şiaya rastlamadım. Sakin olmak, metanet ve takvada onun adından daha iyisini duymadım. İnsanlar onu hatta kendi aralarındaki yaşlı insanlardan daha üstün görüyor ve ondan hep iyilikle söz ediyordu.

İslam dünyasından birçok insan imam Hasan Askeri’yi ziyaret etmek için Samara kentine akın ediyordu, ancak hazretle görüşmek oldukça zordu. Çünkü halifenin adamları sıkı denetim uyguluyor ve baskı ortamında imam Hasan Askeri’yi mülakât etmek, kolay olmuyordu. Bu yüzden hazreti ziyaret etmek isteyen insanlar çeşitli yollara başvurmak zorunda kalıyordu. Örneğin kimileri seyyar satıcı kılığına girip imam Hasan Askeri’nin yaşadığı mahalleye gidiyor ve hazretin evine girerek gereken bilgileri alıyordu. Bu şartlar altında Abbasi halife Mutemed bu tür kısıtlamaların imamın iradesini etkileyemeyeceğini anladı ve bu yüzden Hk. 260 yılında böyle bir günde İmam Hasan Askeri zehirlenip birkaç gün hasta yatağında yattıktan sonra şehit edildi. İmam Hasan Askeri (s)nin mübarek yaşamının meyvesi, İmam Mehdi (s)dir. Şimdi bütün beşeriyet alemi hazretin zuhur etmesini ve dünyayı zulüm ve adaletsizliklerden arındırmasını bekliyor. İmam Mehdi (s) yüce Allah’ın iradesi ve maslahatı ile Kâbe’nin kenarında zuhur ederek tarih boyunca mazlum olanların intikamını zalimlerden alacaktır. İmam Hasan Askeri şöyle buyuruyor: Her çiftçi ektiğini biçer. Hayır eken menfaat, şer eken ise pişmanlık biçer. Kim batıl atına binerse o at onu, pişmanlık evine götürür.

Başa dön tuşu
Kapalı