İnsan Hakları Konseyi’nin bağımsız ülkeleri baskı altında tutma aracına dönüşmesi

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi toplantısında, İnsan Hakları Konseyi, ana görevinden ziyade Batılı güçler için siyasi bir araç haline geldiğini vurguladı.
Hüseyin Emir Abdullahiyan şunları söyledi: “Hiçbir ülke veya grup, kendisini mülkiyet veya insan haklarını koruma hakkı üzerinde tekel olarak görmemeli veya diğer ülkeleri insan hakları konusunda kendi yaptıkları yorumlara boyun eğmeye zorlamamalıdır.”
Dışişleri bakanı ayrıca şunları kaydetti:” Amerika’nın tek taraflı zorlayıcı eylemlerini takip eden Avrupa ülkeleri ve diğer ülkeler, İran’da insan haklarından bahsedecek ahlaki duruşa ve yetkiye sahip değiller.”
İranlıların insan haklarını savunurken aynı zamanda bu halkın sağlık, eğitim ve yaşam gibi temel haklardan mahrum etmenin tam bir ikiyüzlülük olduğunu hatırlatan Emir Abdullahiyan Şehit Kasım Süleymani’nin IŞİD karşıtı verdiği mücadele ve fedakarlığın unutulmayacağına işaretle “ İran İslam Cumhuriyeti Şehit Süleymani suikastında eli kana bulanan failler adalete teslim edilmedikçe hiç bir çabadan vazgeçmeyecektir.” ifadesini kullandı.
İnsan Hakları Konseyi gibi insan hakları ve bununla ilgili kurumlar, son on yıllarda başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batılı ülkeler tarafından istismar ve suistimal edilen konular arasında yer almakta ve bu ülkeler siyasi ve ikili bir yaklaşımla bunu bir araç olarak kullanmaktadırlar. Böylece Batılı sömürgeci ve istismarcı ülkeler, taleplerini empoze etmek için İran İslam Cumhuriyeti gibi bağımsız ülkeleri bu insani haklar kılığında hedef almaya çalışıyorlar. Aynı zamanda başta Amerika olmak üzere Batılı ülkeler en büyük insan hakları ihlalcileri arasında da yer alıyor. Bu ülkelerin Suriye, Irak, Yemen ve dünyanın diğer bölgelerindeki savaşlarda terör gruplarına verdiği destek veya Filistin halkının insani ve yasal haklarına karşı Siyonist rejime verdikleri azami desteği bu iddianın örnekleri ve doğrulayıcısıdır.
İslam Devrimi’nin zaferinden sonra İran her zaman Amerika’nın insanlık dışı saldırılarının hedefi olmuştur; Amerikan donanmasının İran yolcu uçağına saldırması, İran’ın Batısındaki Serdeşt bölgesinin Saddam saldırıları ile kimyasal silahlar ile bombalanması, ülkenin önde gelen siyasi ve devrimci şahsiyetlerinin öldürülmesi, 17 bin masum insanın katledilmesi, ekonomik yaptırımların uygulanması ve İran’daki terörist ve bölücü gruplara destek verilmesi gibi eylemler bu düşmanlığı açıkça gözler önüne sermektedir. ABD veya müttefikleri tarafından İran ulusuna karşı uygulanan cinayetler ve insanlık dışı eylemler de dahil olmak üzere İran’daki huzursuzluk ve kaos olayları, ABD’nin insanlık dışı eylemlerinin açık örneklerindendir. İran’a yönelik tek taraflı yaptırımlar da bu düşmanca tutumun başlıca göstergesi. Diğer ülkelerin de tehdit edilmesi ile birlikte, tıp ve sağlık merkezlerinin hizmet sunumu ve donatılması ile bazı ilaçların satışının engellenmesi bu duruma eşlik etmiştir; Bu tek taraflı yaptırımlar, insanların sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmuş ve birçok hastanın hayatını kaybetmesine neden olmuş; Bu konu, “Alena Dohan” raporu da dahil olmak üzere BM muhabirlerinin sayısız raporunda dile getirildi.
Açıkçası, İran İslam Cumhuriyeti’nin iradesi İslami standartlara ve anayasaya dayalı insan haklarını geliştirmektir, ancak Batılı ülkeler insan hakları konusunu Batı’nın varoluşsal temellerinden çıkarmaya ve İnsan Hakları Konseyi’ni siyasi hedefleri için kullanmaya çalışmaktadır; Bu ülkelerin kendilerinin de insan hakları alanında kara bir sicili varken ve kabarık bir insan hakları ihlalleri geçmişi varken hem suçlu hem güçlü konumundan hareket edilmek istenmektedir. Bu nedenle İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, Batılı ülkelerin tek taraflı zorlayıcı ve insanlık dışı eylemlerine atıfta bulunarak şunları vurguladı: “Bu ülkelerin İran’da insan hakları durumunu konuşacak konumu ve manevi yetkisi yoktur. İranlıların insan haklarını savunun ve aynı zamanda bu insanları temel sağlık, eğitim ve yaşam haklarından mahrum bırakanlar insan haklarından bahsedemez.
