Irak

Irak işgalinin 7. yıldönümünde IŞİD ve felsefesini yeniden incelemek

10 Haziran 2014 tarihinde IŞİD teröristleri Irak’a girerek Musul kentinin kontrolünü ele geçirdiler ve devamında Irak’taki varlıklarını tüm ülke coğrafyasında pekiştirdiler. IŞİD’in Irak’a saldırısından 7 yıl geçerken günümüz şartlarında bu konuyu tekrar gözden geçirmek, büyük önem taşıyor.

Bu bağlamda incelenmesi önemli olan ilk konu, IŞİD teröristlerinin, 2014 yılında Irak’ın meclis seçimleri ardından siyasi çekişmeleri geride bırakmakta olduğu bir ortamda saldırmasıdır. Siyasi grupların Nuri Maliki’nin başbakanlığı konusundaki tartışmaları, IŞİD’e ülkenin kaotik siyasi durumunu suiisitmal ederek bu ülkeye saldırmak için fırsat sağladı. Bu yüzden başlıca konu IŞİD’in Iraklı siyasi şahsiyetler ve grupların “siyasi gafletinden” yararlanmasıdır.
İkinci konu, IŞİD’ın beklenmedik ve aniden Irak’a girmemesi ve Irak hükümeti ve gruplarının siyasi çekişmelerde olduğu bir sırada gerçekleşmesi ise teröristlerin yabancı destekçileri ve bazı iç unsurların ihaneti ile önceden tasarlanmış bir plan ile Irak’a saldırmasıdır. Bu yüzden eğer bu ihanet ve destekler olmasaydı IŞİD’in Irak’ta hükümet kurabilmesi daha düşük bir ihtimaldi.
Üçüncü konu, IŞİD’ın “Irak ve Şam’da İslami Devlet” adı ile bir hükümet kurmasıdır. Gerçi IŞİD teröristlerinin bir çoğu, genelde yabancı ülkelerden ve daha çok Avrupalı vatandaşlardı fakat IŞİD ve İslam arasında bir bağ kurulmaya ve bu rahmani dinin çehresinin zedelenmesi istendi. Halbuki IŞİD terör örgütünü çağımızda öz Muhammedi İslam’ı hedef alan, İslam dünyası tarihinin en büyük fitnesi olarak görmeliyiz.
Yazar ve siyaset yorumcusu CJ Werleman, bir makalede IŞİD’den “Batı ve Baasçı laiklerin talihsiz ittifakından doğan” bir olay olarak söz ediyor. Edward Snowden de IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi’nin, Amerika, İngiltere ve siyonist rejimin istihbari işbirliği sonucu ortaya çıktığını söylemişti.
Bu yüzden IŞİD, kendisini tasarlayan ve oluşturanların çıkarları doğrultusunda İslam’dan ters ve gerçek dışı bir yorum sundu.
Dördüncü konu ise IŞİD’ın Irak’ın ekonomi, kültür ve sosyal yapısına indirdiği ve sonuçları 10 yıllar boyunca bu ülkede geride kalacak darbeler indirmesidir. Irak’ta altyapıların onarımı için en az 100 milyar dolara ihtiyaç var, tabi ki Irak hükümeti bu parayı çok zor karşılayabilir.
Irak’ta son 2 yılda ülkenin kötü ekonomik durumunu ve sosyal hizmetlerini protesto etmek amacıyla yaşanan toplumsal huzursuzluğun temel nedenlerinden biri, IŞİD’in 3 yıl boyunca ülkeye verdiği hasarlar ve tahribattır. Buna ilaveten IŞİD Iraklı vatandaşların haysiyeti ve aile yapısına ciddi zararlar vermiş ve ülkeye hakim olan sosyal kültürü ciddi oranda tahrip etmiştir. Bu durum tabi ki Müslüman ülkelerde sosyal ilişkiler ve aile yapısını kültürel ve haysiyet açısından yıkmak ve darbe indirmek isteyen uluslararası siyonizmin tam da istediği durumdur.
Beşinci konu ise IŞİD saldırısının Irak’ta, direniş kültürünü ülkenin güç yapısına aşılayan Haşdi Şabi’nin şekillenmesine sebep olmasıdır. Haşdi Şabi Irak’ın IŞİD saldırısından temizlenmesinde seçkin rolü vardır ve kendi çalışmaları ile IŞİD’ı tasarlayanların fitnesini etkisizleştirdi ve bu konuda önemli oranda başarılı oldu.
IŞİD, Irak’ta merkezi hükümetin zayıflatılması ve sosyal kırılmalara yardım etmesi ayrıca yabancı müdahale ortamını güçlendirmek için tasarlanmıştı fakat bugün o tarihten 7 yıl geçerken, direniş grupları, Amerikalı askeri güçlerin Irak’tan ihraç edilmesinin bayraktarı haline gelerek bu talebi ciddi şekilde takip ediyorlar.
Ve son olarak günümüzde Irak’ta batı, siyonist ve Baasçı IŞİD arasındaki bağlar her zamankinden daha da net olarak görülüyor. gerçi Iraklılar IŞİD’in tekrar hortlaması konusunda dikkatli olmalıdırlar. Fakat günümüz Irak ise 2014’taki Irak’a benzemiyor ve direniş grupları ülkenin güvenlik seviyesini yükselterek IŞİD gibi olaylara karşı kırılganlığını önemli oranda azaltmışlardır.

Başa dön tuşu
Bugün 27 Temmuz 2021 (32) içerik yüklenmiştir.