
İran İslam Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, Güvenlik Konseyi’ne yazdığı mektupta şunları vurguladı: ABD hükümetinin üst düzey yetkililerinin, özellikle bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nın son dönemde yaptığı düşmanca açıklamaları şiddetle kınıyorum.
Mektubun tam metni şöyle:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
İlgili hükümetin emri ve 11 Şubat 2025 tarihli yazıya istinaden, ABD hükümetinin üst düzey yetkililerinin, özellikle bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nın son dönemde yaptığı düşmanca açıklamalardan duyduğum derin endişeyi dile getirmek ve bu açıklamaları güçlü bir şekilde kınadığımı belirtiyorum.
Bu açıklamalar, ABD’nin çaresiz bir hamleyle Yemen’e karşı gerçekleştirdiği saldırganlık ve savaş suçlarını hukuka aykırı bir şekilde meşrulaştırmaya çalıştığı ve İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik asılsız suçlamalarda bulunduğu bir dönemde, İran’a karşı açıkça güç kullanma tehdidinde bulunmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kışkırtıcı dil, uluslararası hukukun temel ilkelerinin ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın, özellikle egemen devletlere karşı kuvvet kullanma tehdidini veya kullanımını yasaklayan 2(4). maddesinin açık bir ihlalidir.
Uluslararası hukukun bu apaçık ihlali karşısında İran İslam Cumhuriyeti, bu pervasız ve kışkırtıcı açıklamaları kesin bir dille reddediyor ve kınıyor. İran, Güvenlik Konseyi’ni bu kışkırtıcı söylemi kınamada net ve ilkeli bir tutum sergilemeye ve ABD’yi Birleşmiş Milletler Şartı’ndan doğan yükümlülüklerine uymaya çağırmaya davet ediyor. Defalarca vurguladığımız üzere, kuvvet kullanma tehdidinin normalleştirilmesi tehlikeli bir durum yaratmakta ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik ciddi riskler oluşturmaktadır. Güvenlik Konseyi bu tür apaçık provokasyonlar karşısında sessiz kalmamalıdır.
Trump’ın İran’a yönelik asılsız iddiaları sürüyor
İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası barış ve güvenliğe ilişkin yükümlülüklerine bağlı kalarak, uluslararası hukuk çerçevesinde egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve ulusal çıkarlarını her türlü düşmanca eyleme karşı kararlılıkla savunacaktır. İran İslam Cumhuriyeti, herhangi bir saldırganlık eyleminin korkunç sonuçlar doğuracağı ve bunun tüm sorumluluğunun ABD’ye ait olacağı uyarısında bulunmaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e karşı son dönemde gerçekleştirdiği askeri saldırı ve yasadışı güç kullanımını şiddetle kınıyor. Bu eylemler, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Şartı’na ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olarak Yemen’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir ihlal olup, bölgesel barış ve istikrara yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları hükümleri dâhil olmak üzere uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine her zaman uymuş ve deniz seyrüseferinin emniyet ve güvenliğini desteklemiştir. İran, Yemen’de veya başka bir yerde silah ambargosunu ihlal ettiği veya çatışmanın tırmanmasına katıldığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddediyor. Ensarullah Hareketi ile Yemen yetkilileri, aldıkları karar ve eylemlerde bağımsız hareket etmekte olup, operasyonlarının Gazze halkına destek ve Yemen’in egemenlik ve toprak bütünlüğünün ihlaline yanıt amacıyla yürütüldüğünü vurgulamaktadır.
Ayrıca, ABD temsilcileri tarafından Yemen konusunda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik ortaya atılan asılsız iddiaları ve Güvenlik Konseyi’nin 6 Mart 2025’te “Orta Doğu’daki Durum” gündemiyle düzenlenen açık toplantısında (9873. toplantı) gündeme getirilen, İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine ilişkin İngiltere ve Fransa tarafından ileri sürülen suçlamaları da reddediyorum. Bu iddialar tamamen asılsız ve hiçbir inandırıcılığı olmayan iddialardır.
İran İslam Cumhuriyeti, bu asılsız iddiaların, söz konusu üç ülkenin, kamuoyunun dikkatini, Siyonist rejimin Gazze’de ve bölgedeki diğer ülkelerde Filistin halkına karşı işlediği soykırım ve savaş suçlarındaki ortaklıklarından ve bu ülkelerin Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olarak Siyonist rejimi sorumlu tutma ve onu bölgesel barış ve güvenliğe bağlı kalmaya zorlama konusundaki başarısızlıklarından uzaklaştırmak için kasıtlı ve hesaplı çabaları doğrultusunda olduğunu değerlendirmektedir.
