İran deniz kuvvetleri düşman komplolarına karşı hazırlıklıdır

İran İslam Cumhuriyeti deniz kuvvetleri komutanı, deniz kuvvetlerinin düşmanın her türlü komplosuna karşı hazırlıklı olduğuna işaretle, “Düşman kendi deniz filosunu İran deniz sınırlarından yüz miller ötede durdurmasına rağmen, İran toprak bütünlüğü ve çıkarlarına darbe vurmak isterse kaçma imkanı olmayacağını biliyor” dedi.
Tuğamiral Hüseyin Hanzadi Pazar günü bu konuya değinerek, “İran kontrolündeki sularda düşman hareketlerinin 24 saat boyunca izlendiğini ve geniş bir takımın onların füze bilgileri, düşman filoları, elektronik savaşı ve izleme sistemlerini zincirleme ve tam olarak rasat edildiğini” belirtti.
Amerika’nın bölgede varlığı her zaman bölgede istikrarsızlık çıkartmakla birlikte olmuştur. Amerika deniz kuvvetlerinin Fars Körfezi’nde de koalisyon kurma çabaları bu kaideden müstesna değildir.
Burada gündeme gelen soru ise, bölgeye ait olmayan Amerika ve benzeri ülkeler neden ve hangi hedeflerle bölge meselelerine müdahalede bulunmakta ısrar ediyorlar? sorusudur.
Hiç şüphesiz yabancıların bölgede varlığı ve Fars Körfezi deniz ticaret ortamına güvenlik boyutu kazandırmaları, bölgedeki Arap ülkelerine milyarlarca dolar değerinde silah satmaktan başka hedef amaçlamıyor. Tabi bu arada Amerika’nın bölgede serbest enerji akışını da kontrol etmek niyetinde olmadığını da unutmamak gerekir.
Dünya petrol rezervlerinin yaklaşık 3’te 2’si ve doğal gaz rezervlerin %25’i bu bölgede bulunuyor.
Petrol bölgede ekonomi bağlantıları ve bölge ülkelerinin dünya ile tüm ekonomi ilişkilerinin temelinde yer alıyor.
Bölge meseleleri üst düzey uzmanı Saadullah Zarii bu konuda şöyle diyor:
Amerika’nın Fars Körfezi’nde askeri varlığı için hazırlanan felsefe, kıyı ülkelerin birliğini engellemek ve bölge ülkelerin güvenlik sürecine sızmaktır. Bu konu ise tüm bölge ülkeleri için ortak bir güvenlik tehdittir.
Amerika’nın bölgede kışkırtıcı askeri girişimlerinin sonucu yine bölgenin güvensizliğidir. Fakat Fars Körfezi ve Umman denizi güney ülkeleri, İran ile birlikte Fars Körfezi güvenliğini sağlarken, bölge içindeki sorunları yine aralarındaki pozitif etkileşimle çözebilirler.
İran İslam Cumhuriyeti de bu esasa göre kendi komşularını toplu işbirliği ve bölge güvenliğini sağlamaya katılmaya davet etmiştir. İran bu bağlamda bölgesel diyalog toplantıların düzenlenmesi ve bölge ülkeleri arasında saldırmazlık anlaşması imzalanmaya davet etmiştir.
İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif bu bağlamda Pazar günü ve Kuveyt yetkilileri ile görüşmesi ardından twitter sayfasında paylaştığı mesajda, “Kuveyt veliahdı ve dışişleri bakanı ile görüşmede, bölge ülkeleri arasında saldırmazlık anlaşmasının imzalanması konusunda görüş alışverişi yapıldı.” yazdı.
Hiç şüphesiz bölge ülkeleri ve ticari çıkarları Fars Körfezi ve Umman denizi’ne bağlı olan ülkelerin tümü denizcilikte güven ve istikrara ihtiyaçları vardır ve bu da ortak bir hedef demektir; bu yüzden istikrar ve çıkar garantisi herkes için sağlanmalıdır. Bunun için İran İslam Cumhuriyeti kendi ve bölge güvenliği için asla tereddüt etmez.
İran dışişleri bakanı bu bağlamda şöyle diyor: Biz tüm bölge ülkeleri ve ayrıca bizim bölgeye bağlı olanlar için istikrarı korumaya hazırız.
Bu konu dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Avrupa ziyaretinde de çalışma programında olarak yapacağı ziyaretlerde ele alınacaktır.
İran dışişleri bakanı Pazar akşamı Finlandiya, İsveç ve Norveç’ten oluşan 3 Avrupa ziyareti kapsamında üst düzey siyasi bir heyet başkanlığında, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye inişinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “bir kaç yıl önce Helsinki’ye gelmiştim ve Fars körfezinde bölgesel diyalog konusuyla ilgili projeyi gündeme getirmiştik, Finlandiyalılar her zaman bu konulara ilgi duymuşlardır” dedi.
Tecrübe bölgede her türlü istikrarsızlığın hem İran ve hem bölge ülkelerinin zararına olduğunu gösteriyor.
Bu görüş, İran’ın bölge güvenliği konusundaki mantığının, yakınsamaya, toplu etkileşim ve bölge içi kapasiteleri kullanmaya vurgu olduğunu sergiliyor.
