Aksa TufanıDünyaFilistinHaberlerİranİşgalci İsrail RejimiOrtadoğu

İran, Gazze kuşatmasının sona erdirilmesi için acil küresel eylem çağrısında bulundu

İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, uluslararası toplumu Gazze’ye destek olmak için acil ve kararlı önlemler almaya çağırdı, İsrail’in sivillere yönelik sistematik saldırılarını kınadı ve içi boş kınamaların artık yeterli olmadığını vurguladı.
Araqchi, pazartesi günü Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Bakanlar Toplantısı’nda bir konuşma yaptı.

Konuşmanın tam metni şöyle:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Salât ve selâm üzerinize olsun;

Bugün, Gazze’nin kolektif vicdanımızın önünde şok edici bir ayna gibi durduğu bir anda toplandık. Gözlerimizin önünde, kuşatma altındaki insanların, tamamen cezasız kalan acımasız bir apartheid rejimi tarafından örgütlü bir şekilde yok edilmesi yaşanıyor.

Gazze halkı sistematik olarak katlediliyor, yerleşim alanları tamamen yok ediliyor, hastaneler mezarlığa dönüştürülüyor ve çocuklar, her türlü insani standart açıkça ihlal edilerek, aşırı kıtlık ve açlık içinde mahsur bırakılıyor. Bu, geleneksel bir savaş değil. Toplu cezalandırma, bir tahakküm politikası ve soykırımın tüm izlerini taşıyan bir saldırı.

Şimdi, bu suçların failleri Gazze üzerinde kalıcı ve tam bir askeri kontrol kurma planlarından açıkça bahsediyorlar. Yeni ablukalardan, yeni tampon bölgelerden ve yeni sürgünlerden bahsediyor ve buna “güvenlik” diyorlar. Ama biz bunun gerçek adını biliyoruz: “etnik temizlik.” Bir ulusu, geriye yıkım veya sürgünden başka bir şey kalmayacak şekilde parçalamaya yönelik sistematik bir çaba.

Uluslararası hukuk kesindir. Açlık ve ayrım gözetmeyen bombalama, savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak sınıflandırılır. Aynı zamanda, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi, sivilleri hedef almayı, evleri yıkmayı ve insanları zorla yerinden etmeyi yasaklar. Bu, bir halkı yok etmek için tasarlanmış koşulların kasıtlı olarak dayatılmasıdır ve tek bir adı vardır: Soykırım. Daha ne kanıta ihtiyacımız var?

Tarih bize şunu soracak: Gazze boğulurken Müslüman dünyası tek ses mi oldu? Harekete geçtik mi, yoksa başkalarının harekete geçip bizim adımıza karar vermesini mi bekledik? Bugün, içi boş ve etkisiz kınamalar işe yaramıyor.

Barışı sağlamak ve işgalci güçlerin Gazze’nin her karışından tamamen çekilmesini sağlamak için kendimizi şu hususlara adamalıyız:

Yaptırımlar, boykotlar ve koordineli uluslararası baskılar dahil tüm siyasi, ekonomik ve hukuki araçların harekete geçirilmesi.

Filistin’de savaş suçları ve soykırıma karışan veya bunlara göz yuman herkesten, her mahkemede, her düzeyde hesap sorulmasının sağlanması; ayrıca bugün “Büyük İsrail” gibi saçma bir hayali besleyen Gazzeli kardeşlerimizin katilleriyle tüm ilişkilerin derhal kesilmesi. Geçmişteki tavizlerin hiçbir sonuç vermediği ve gelecekte de vermeyeceği kanıtlanmış bir gerçektir.

İşgalci rejimi silahlandıran, onu uluslararası kınamadan koruyan ve adaleti veto eden hükümetlerin suç ortaklığıyla yüzleşmek. Suç karşısında tarafsızlık, tarafsızlık değil, suç ortaklığı anlamına gelse de, tarafsızlıktan kilometrelerce uzaktalar.

Değerli meslektaşlarım

Gazze, acı çeken bir yerden çok daha fazlasıdır. Bir direniş tanığı ve sembolü, insan onurunun bombalarla küle çevrilemeyeceğinin bir hatırlatıcısıdır. Gazze halkı anlamlı desteğimizi bekliyor ve onların azmi, yalnızca sözde değil, kararlı eylemlerde de yanlarında olmamızı gerektiriyor.

Hz. Muhammed (sav) bize İslam ümmetinin tek bir beden ve ruh gibi olduğunu öğretti. Bugün bu beden Gazze’de acı çekiyor ve kana bulanmış durumda. Sessiz kalmak kendimizi yaralamak demektir ve cesurca hareket etmek iyileşmenin yoludur.

Bu buluşmanın tarihte sadece konuşmalar ve vaatler olarak hatırlanmasını içtenlikle umuyorum. Müslüman dünyasının edilgen bir tanıklıktan kararlı bir iradeye, sessizlikten güçlü bir liderliğe dönüştüğü bir gün olsun. Korku yerine adaleti, şüphe yerine birliği ve siyaset yerine insanlığı seçtiğimiz bir gün olsun.

Gazze trajedisinin sadece Müslümanları ilgilendirmediğini unutmayalım. Bu, küresel vicdan için bir sınavdır. Bu nedenle, din veya coğrafya fark etmeksizin tüm milletleri, tarihin doğru tarafı olan insanlık, adalet ve onurdan yana tavır almaya çağırıyoruz. Tarih gecikmeyi affetmez. Gazze bekleyemez. Harekete geçme zamanı şimdi.

Başa dön tuşu
Bugün 12 Temmuz 2026 (25) içerik yüklenmiştir.