HaberlerİranLübnanOrtadoğu

İran her zaman Lübnan’ı desteklemiştir

Lübnan İslami Direnişi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, İran İslam Cumhuriyetinin ön şartsız Lübnan’ı desteklediğini söyledi.

Nasrullah, Balabek’de Hizbullah tarafından organize edilen kutlamalarda önemli açıklamalarda bulunarak, İran’ın, Ön Şartsız olarak Lübnan’ı desteklediği söyledi.

“Beka, ilk günden itibaren direnişin başlangıç üssünü oluşturmuştur” diyen Nasrullah, direnişçilerin ilk örnekliklerinin de Seyyid Abbas Musevi’nin Beka”daki okulundan çıktığını vurguladı. Nasrullah, Bekalıların Bint Cubeyl, Maron el Ras ve diğer bölgelere gönderdiği genç savaşçılarıyla hattın en ön safında yer aldığını söyledi.

Nasrullah “Beka, 1982’den önce olduğu gibi sonrasında da direnişe ve Hizbullah’a kucak açmıştır. İslami, imani, ulusal ve ahlaki bakış açılarıyla direnişi desteklediler, tabii duruşlarını korudular” dedi.

Beka halkı, direniş üzerine ulusal bir ittifak beklememektedir. Çünkü tarihteki hiçbir direniş üzerinde ulusal uzlaşma yoktur. Lübnan direnişi de başlangıcından bugüne kadar ulusal ittifaktan yoksundu. Bunun için direniş üzerinde ulusal ittifakın yitirildiği söylenemez.”
Nasrullah “1982 yılından bugüne kadar Lübnan’daki siyasi güçler, direnişin yanında olduklarını belirten bir açıklamada bulunmadı. Falat Lübnan halkı, direnişe ilk gününden bugüne kadar kucak açmıştı…

Devletin sizden vazgeçmesine, size değer vermemesine rağmen sizler vatanınızı terk etmediniz. Hükümetler sizden suyu esirgediler ama sizler vatanınızdan kanınızı esirgemediniz” dedi.

Nasrullah, Lübnan halkının İsrail”e karşı gösterdiği direnişi takdir ederek başladığı konuşmasına, direnişin maruz kaldığı komploları açıklayarak devam etti. Nasrullah, İsrail”in yeni stratejisinin Hizbullah”ın imajını zedelemek olduğunu söyledi.

Nasrullah, konuşmasına şöyle devam etti: “Direniş, bugün kendisine büyük sorumlulukları yükleyen komplolarla karşı karşıyadır. Siyonistler, 2000 yılındaki direnişin zaferinden sonra yeni strateji üzerine çalıştılar. Eski içişleri bakanı Silvan Salom, bu stratejiyi bir çok kez dile getirdi. Silvan Salom, “2000 yılında ”İsrail, Hizbullah’ı sona erdirecek kararları için çalışacak. Yine İsrail, Hizbullah’ın terör örgütü olduğunun uluslar arası toplumda kabul edilmesi için çalışacak” demişti.

Siyonistler, bunun için uluslararası topluma baskı yaptı. Hollanda gibi ülkeler baskılara boyun eğerken Fransa karşı çıktı. Siyonisler, Hizbullah’ın terör listesine alınması için yoğun çaba sarfetti. Salom, ‘Hizbullah’ı baskı altına alan BM’in 1559 sayılı kararını İsrail, çıkarttırmıştır’ demişti.”
Amerika ve Hollanda”nın İsrail lobisinin çalışmaları neticesinde Hizbullah”ı terör listesine aldığını ifade eden Nasrullah, Fransa ve İngiltere”nin buna karşı çıktığını kaydetti.

Nasrullah, İsrail”in yeni stratejisinde Hizbullah”ın imajının zedelenmesi ve Hizbullah”ın silahının toplanması olduğunu söyledi. Nasrullah, yeryüzünde hiçbir gücün direnişin silahını toplamaya yetmeyeceğini bir kez daha vurguladı.

Nasrullah bazı Lübnanlı siyasetçilerin de Hizbullah’ın İsrail’e karşı kullandığı silahları sorun edinmesini eleştirerek “Tüm sorun, direnişin silahı. Lübnan’da direnişin silahı dışında başka hiçbir sorun yok. Sanki Lübnan’ın ekonomik sorunları, 50 milyar dolarlık borcu, esirler sorunu, işgal edilen toprakları ve İsrail tarafından ihlal edilen sınır sorunu yok” dedi.

Nasrullah, 2006 Temmuz savaşından sonra Lübnan’ın bölgede yeni bir denge unsuru haline geldiğini, bu denge unsurunu zayıflığın değil direniş ve gücün tayin ettiğini belirtti.

İsrail”in Temmuz savaşı sonrasında tatbikatlarla sürekli olarak kendisini geliştirdiğini belirten Nasrullah, direnişin de kendi hazırlığını tamamladığını belirtti, direnişin silahını teslim etmesini isteyenleri yadırgadı.

Nasrullah “İsrail, 2006 Temmuz savaşından sonra hatalarını gözden geçirdi. Yeniden silahlanıyor, Yeni savaş uçakları satın alıyor. Gücünü yeniden geri kazanmak için çalışıyor. 2006 Temmuz savaşındaki zayıf noktalarını güçlendiriyor. İsrail’i hezimete uğratan direniş de silahını bırakmasını isteyenlere karşı her gün savunma stratejisini düşünmekte, tartışmaktadır. İsrail, kendisini hazırlarken Lübnan neden hiçbir şey yapmıyor, ordusunu güçlendirmiyor” dedi.

Nasrullah “Başta Hizbullah olmak üzere muhalifler, güçlü bir Lübnan ordusu istemektedir. Seçimi kazanırsak güçlü bir Lübnan ordusu kuracağız. Yapacağımız ilk iş, ordumuzu silahlandırmak ve güçlendirmektir. Lübnan”ı savunan güçlü bir ordusu kuracağız, seçim programımıza sadık kalacağız” dedi.

Nasrullah “Temmuz savaşının hedefi, direnişi tasfiye etmekti. Bu savaşın hedefleri, Allah”ın yardımı, sizlerin direnci, sabrı ve şehidlerle etkisiz kılındı” dedi.

Başta Amerika olmak üzeri büyük devletlerin, İsrail’e karşı savaşacak bir Lübnan ordusunu silahlandırmak istemediğini söyledi. Nasrullah “Lübnan’a yardım etmek isteyenler, Lübnan ordusuna füze savar ve savunma sistemi versin” dedi.

İran ve Suriye’nin Lübnan için her türlü fedakarlıkta bulunduğunu ifade eden Nasrullah “Bazıları,’İran, Lübnan’ın karışıklık içerisinde bulunması, Suriye ve İran ekseninde kalması için Hizbullah’ı silahlandırıyor’ diyor. Herhangi bir Lübnan hükümeti, İran’a gitsin ve Lübnan için silah istesin. O zaman, İran’ın ne yapacağına şahid olacağız. İran ve Seyyid Hamanei, Lübnan’ı aziz ve güçlü yapacak hiçbir şeyi esirgemeyecektir. İran, ön şartsız Lübnan”a yardım etmeye, Lübnan ordusunu güçlendirmeye, uçak ve füzelerle desteklemeye hazırdır. Amerika ve bazı Arap ülkeleri ise Hizbullah”ın eline geçer gerekçesiyle bu destekten geri duruyor” dedi.

Nasrullah “Dost ve düşman bilsin ki İsrail geçmişte olduğu gibi bundan sonra da İsrail ordusu, direnişi tasfiye etmeye gücü yetmeyecektir. İsrail, bundan sonra da Şehid lider kardeşimiz İmad Muğniye”ye yaptıkları gibi suikastler düzenleyeceklerdir” dedi.

Nasrullah, konuşmasını şöyle sürdürdü: Temmuz savaşındaki başarısızlığın ardından İsrailliler, savaşın direnişi tasfiye edemediğini ve gelecekte de edemeyeceğini çok iyi anladılar. Bunun için de suikast siyasetini uygulamaya başladılar. Bu da içimizdeki casus ve işbirlikçilerin ne derece fazla olduğunu açıklamaktadır. Karşı karşıya kaldığımız en büyük komplo ve tehdit de Salom’un siyasetinin devam etmesi, Hizbullah’ın dünyayı tehdit eden bir terör örgütü gibi sunmasıdır. Bunun en tehlikelisi de Lübnan’da fitne çıkarmak için Hariri suikastinden Hizbullah’ın sorumlu tutulmasıdır. Der Spigel’in suçlamaları tamamen İsrail’e aittir.

Nasrullah, Der Spiegel dergisinin Refik Hariri suikastiyle, Lübnan içerisinde fitne çıkarmayı hedeflediğini bir kez daha yineledi. Nasrullah “Biz, her acıdan ve komlodan sonra olduğu gibi bu komplodan sonra da dayanışmamız ve birliğimizle, başımız dik olarak çıkacağız” dedi.

Nasrullah, İmam Humeyni”nin “Bizi daha fazla öldürün. Halkımız daha fazla bilinçlenecek” sözünü hatırlatarak, İsrail”in işlediği katliamların, hiçbir faydası olmayacağını söyledi.

Nasrullah “Sizlerin en fazla yapabileceğiniz şey, bizleri ölümle tehdit etmenizdir. Onlar da katletmenin, evleri yerle bir etmenin ve bunun gibi her türlü yol hiçbir faydası olmayacaktır” dedi.

Nasrullah, 7 Haziran seçimleri sonrasında da ulusal uzlaşma srtatejisini koruyacaklarını ifade ederek, iktidar yanlılarının iddialarını yalanladı.

Nasrullah “7 Haziran seçimlerinde sizlerin üzerinde büyük sorumluluk var” dedi.

Nasrullah, muhaliflerinin Hizbullah”ın seçimleri kazanmasına karşı halkı tehdit etmesinden, korkutmasından ötürü eleştirdi.

Ahmedinejad’ın “Lübnan’da muhaliflerin seçimleri kazanması, Lübnan’da büyük değişikliklere yol açacaktır, direniş güçlenecektir. Bütün bu nitelendirmeler doğrudur. Bu açıklamalar, Lübnan’ın iç işlerine karışmak değildir. Fakat, Ahmedinejad hakkında değerlendirmede bulunanlar, Ehud Barak hakkında söz etmediler. Barak ‘Muhalifler seçimi kazanırsa, İsrail ordusu Lübnan’a saldıracaktır’ dememiş miydi?” dedi. Lübnan’a saldıracak İsrail ordusu, direnişçilerimizin değik Lübnanlı çocuklarımızın ayakları altında hezimete uğratılacak” dedi.

Başa dön tuşu
Bugün 18 Mayıs 2021 (58) içerik yüklenmiştir.