
İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, İran Gazetesi’ne verdiği röportajda, “izzet, hikmet ve maslahat” temel ilkelerine dayalı olarak dünyayla yapıcı etkileşim konusunda konuştu.
Dışişleri Bakanı konuşmasının başında şöyle dedi: “Ben bir diplomat olarak ulusal düşünmek üzere eğitildim ve bu doğrultuda hareket edeceğim. Ülkenin milli menfaatlerinin nerede sağlanacağını düşünüyorsam oraya gider görevimi yaparım. İster New York’ta, Kâbil’de veya Beyrut olsun fark etmez. ”
İran’ın Trump’ın baskıcı politikasına verdiği yanıtı açıklayan Arakçi, “Eğer diğer tarafın azami baskı uyguladığı bir durumda müzakerelere girersek, müzakerelere geriden başlamış olacağız ve hiçbir şey elde etmeyiz. Bu, inatçılık veya idealizm meselesi değil, uzmanlık meselesidir. Karşı tarafa baskı siyasetinin etkisiz olduğunun ispatlanması lazım ki, eşit şartlarda masaya oturabilelim” dedi.
Dışişleri Bakanı şöyle devam etti: “Sabır stratejimiz pasif sabra değil, inisiyatifle sabrın birleşimine dayanmaktadır. Onların bizim adımıza ne karar vereceğini oturup izlediğimiz pasif bir politikamız kesinlikle yok; olası nükleer müzakereler için bile planlarımız ve düzenlemelerimiz var. Dolaylı olarak yürütülen müzakereler var. Üç Avrupa ülkesinde faaliyet gösteriyoruz, Sayın Grossi ve UAEA ile birlikte çalışıyoruz ve incelediğimiz konuların çözümüne yönelik yeni bir fikir var.”
Avrupalıların müzakerelerdeki rolüne değinen Arakçi, “Avrupalılar geçen turda iyi bir arabuluculuk rolü oynadılar, şimdi de aynı rolü oynayabilirler. Avrupalılarla bu müzakereleri sürdürüyoruz, paralelinde Rusya ve Çin ile de yakın istişarelerimiz sürüyor. Ama nihayetinde ABD’nin yaptırımları kaldırması gerekir ama biz eşit şartlarda olduğumuzda, baskı ve tehditlerden uzak olduğumuzda, halkımızın ulusal çıkarlarının güvence altına alınacağından emin olduğumuzda doğrudan müzakerelere gireceğiz” dedi.
Dışişleri Bakanı, dolaylı müzakere kanalının yeniden canlandırılmasını yönündeki soruya ise, “Bu, garip bir yöntem değil; tarih boyunca defalarca yaşandı. Birbirleriyle doğrudan konuşmak istemeyen ülkeler dolaylı olarak konuştular. Dolayısıyla dolaylı müzakere imkânı bulunmaktadır. İmkansız değil, aslında bu modele yönelik eleştiri de yok. Önemli olan, adil ve hakkaniyetli bir anlaşmaya varma ve müzakere etme iradesinin eşit şartlarda gerçekleşmesidir, artık bunun şekli önemli değildir” dedi.
