İran İstihbarat Bakanı: 50 İstihbarat Servisi İsrail’e İran’a Saldırıda Yardım Etti

İran İstihbarat Bakanı, “Amerika müzakereden söz ediyor, ancak bu müzakere ABD’nin İran milletine olan düşmanlığından kaynaklanıyor. Biz, Amerika ile müzakereden ulusal çıkarlarımızın sağlanacağına dair hiçbir güvene sahip değiliz.” dedi.
İran İstihbarat Bakanı Hüccetülislam Seyyid İsmail Hatib, seksen beşinci il ziyareti kapsamında Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletinde düzenlenen Eyalet Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Kimse bazı toplumsal düzensizliklerin, ihlallerin ve güvensizliklerin devam etmesinden yana değildir. Öncelikle buna son verme iradesine sahip olmalı, ardından halk üzerinde etkili olabilecek yapıcı planlar ve çözümleri uygulamalıyız. Bu toplumsal düzensizliklerden biri de çıplaklıktır ve bu mesele ciddiyetle ele alınmalıdır.”
Hatib, 12 günlük savaşa da değinerek, “Düşman, bu savaşta rejimi yıkmak ve ülkeyi bölmek için kapsamlı ve hibrit bir plan hazırlamıştı. Askerî saldırıyı, Batı medeniyetinden elde ettiği en son teknoloji ve bilgiyle yürüttü.” dedi.
Bakan Hatib şöyle devam etti: “Düşman, bu girişim için geçtiğimiz yıllarda birçok tatbikat düzenledi. Muhalifleri, karşı devrimcileri ve devrim düşmanlarını örgütlemek için sürekli, düzenli ve organize faaliyetlerde bulundu. Ayrıca dünya genelindeki tüm medya kapasitesini İran korkusu, devrim korkusu ve Şii karşıtlığı için seferber etti.”
İran İstihbarat Bakanı, “Düşman ülkede geniş çaplı bir istikrarsızlık planı tasarladı ve Suriye ile Afganistan gibi ülkelerden serbest kalan tüm teröristleri ve tekfirci grupları İran İslam Cumhuriyeti’ne yönlendirmeye çalıştı.” ifadelerini kullandı.
Hatib sözlerini şöyle sürdürdü: “Düşmanlar, sözde bir önleyici ve ani saldırıyla İran’da rejim değişikliği ve bölünme oluşturabilmek için tüm bu kapasite ve hazırlıkları gerçekleştirdiler.”
İran İstihbarat Bakanı, düşmanın 12 günlük dayatılmış savaşta kapsamlı ve birleşik bir planla İran’a saldırdığını belirterek, “Allah’ın lütfuyla, Devrim Rehberi’nin liderliği, kararlılığı ve halkın desteğiyle düşman karşısında zafer kazandık.” dedi.
Hatib, “Devrim Rehberi’nin bu etkin liderliği, düşmanın yıllarca süren çabalarını boşa çıkardı. Tüm imkânlara sahip olduğunu iddia eden rejim, bu saldırıyı Gazze, Lübnan ve Suriye’de tecrübe etmişti. Ancak biz, Silahlı Kuvvetlerimizin direnci, füze gücü, milletimizin kutsal birliği, dayanışması ve halkın yekvücut desteği sayesinde bu saldırıyı püskürttük. Ülke güvenliği başarıyla korundu.” söylediğini aktardı.
İran İstihbarat Bakanı şu ifadeleri kullandı: “Halkın birliği, desteği ve dayanışması ile Silahlı Kuvvetlerimizin ve güvenlik kurumlarımızın gücü sayesinde, NATO’nun istihbarat mekanizmasına rağmen ve 50’den fazla istihbarat servisinin planladığı saldırı ve ülkemize karşı yürütülen gizli, yumuşak savaşa rağmen, Allah’ın yardımıyla İran milleti Siyonist rejim ve Amerika karşısında zafer kazandı. İran İslam Cumhuriyeti, halkı ve liderliği dünya genelinde onur ve itibar kazandı.”
Hatib sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu büyük bir nimettir ve şükredilmesi gerekir. Bu birlik ve dayanışmayı korumamız gerektiğini Devrim Lideri bizlere görev olarak vermiştir.”
İran İstihbarat Bakanı, düşmanın yıllar boyunca geniş bir propaganda kampanyasıyla dünya ülkelerini İran’a karşı kışkırtmaya, halkı devrimden uzaklaştırmaya ve direniş cephesini terörist olarak göstermeye çalıştığını belirterek, “Düşman, farklı ülkelerde İran’a karşı sürekli bir korku atmosferi yaratmak istedi. Ancak Allah’ın lütfu, halkın birlikteliği, Silahlı Kuvvetlerimizin gücü ve İmam Zaman’ın (a.c.) meçhul askerlerinin fedakârlığı sayesinde bu büyük yenilgi Siyonist rejim, Amerika ve düşman çevreler için gerçekleşti.” açıklamasını aktardı.
Hatib, düşmanın geçmişte olduğu gibi devrimin başlangıcından bu yana İran’a karşı komplolarını ve fitnelerini sürdürdüğünü vurgulayarak şöyle konuştu: “Bugün de düşman, tüm planlarının başarısızlığının ardından çaresizliğe düşmüş ve artık boş söylemler ve gösteri niteliğinde girişimlerle durumu telafi etmeye çalışmaktadır.”
İran İstihbarat Bakanı ayrıca şunları ifade etti: “Siyonist rejim, Amerika’nın desteği ve iş birliğiyle bölgede savaş kışkırtıcılığı amacıyla her türlü suçu işledi. Amerika ise silah yardımlarının yanı sıra, uluslararası kamuoyunun bu suçlar ve kan dökmeler karşısında sessiz kalması için zemin hazırladı. Ancak bugün dünya, bu suçlularla ‘güç yoluyla barış’ stratejisinin ne anlama geldiğini çok iyi anladı.”
Hatib şöyle devam etti: “‘Güç yoluyla barış’ olarak adlandırdıkları şey, aslında Gazze’de işledikleri suçlar, Suriye ve Lübnan’daki vahşetler ve ülkemizde binlerce masum insanın şehit edilmesidir.”
Bakan Hatib, düşmanların ‘suç yoluyla teslimiyet’ anlayışını ‘güç yoluyla barış’ ifadesinin yerine geçirdiklerini belirterek şu açıklamada bulundu: “Onlar, algı operasyonlarıyla ve medya manipülasyonlarıyla, kendilerine karşı harekete geçen kamuoyunu yeniden yönlendirmeye çalışıyorlar. Bu söylemleri, bağlı veya kiralık medya organları aracılığıyla, kimi zaman bilinçli kimi zaman da bilinçsiz bir şekilde iç kamuoyunda yaymaya çalışıyorlar. Biz ise bu durumu hem halkımıza hem de yetkililerimize doğru bir şekilde açıklamakla yükümlüyüz.”
Hatib, Trump’ın geçmişte Avrupa liderlerini Beyaz Saray’a davet edip onlara küçümseyici bir tavır sergilediğini hatırlatarak, “Ancak geçtiğimiz hafta kendisi bölgeye geldi ve yeni bir gösteri sergiledi. Bu, İran halkından aldıkları darbenin sonucudur; moral kazanmak ve İran korkusunu yeniden canlandırmak istiyorlar.” dedi.
Bakan Hatib, “İbrahim Anlaşması söylentilerini yeniden gündeme getirerek, dünya kamuoyunun dikkatini farklı yöne çekmeye, İran ile bölge ülkeleri arasında mesafe oluşturmaya ve aşağılayıcı tehditlerle İran’ı tecrit etmeye çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.
İran İstihbarat Bakanı devamında şu açıklamayı yaptı: “Bu girişimlerin bir yönü baskı ve yaptırımlar, diğer yönü ise fikirsel, algısal ve bilişsel tecrittir. Medya bu süreci yürütmekte ve aynı zamanda diplomatik ilişkilerde ayrışma ve mesafe oluşturma çabalarına destek vermektedir.”
İran İstihbarat Bakanı Seyyid İsmail Hatib, “Askerî gücümüzü, diplomatik kabiliyetimizi ve iç güvenliğimizi halkın güvenini kazanarak, umutlarını koruyarak ve mevcut koşulları onlara doğru şekilde anlatarak hizmete almalıyız. Bilge ve feraset sahibi Devrim Rehberi’nin buyurduğu gibi, halk için gücün ve kudretin anlatıcısı olmalıyız.” ifadelerini kullandı.
Hatib ayrıca şunları belirtti: “Amerika müzakereden söz ediyor, ancak bu müzakere ABD’nin İran milletine olan düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Biz, Amerika ile müzakereden ulusal çıkarlarımızın sağlanacağına dair hiçbir güvene sahip değiliz.”
İran İstihbarat Bakanı şöyle devam etti: “İran’ın ekonomik durumu, uygulanan yaptırımların dayattığı koşullar ve kamuoyunda ya da medya ortamında bize karşı oluşturulan atmosfer herkesin malumudur. Bizim görevimiz, bu acıları hafifletmek, halka hizmet etmek ve kalkınma yönünde adımlar atmaktır. Karşılaştığımız sorunların çözümü birlik ve dayanışma gerektirir.”
Hatib konuşmasında ayrıca şunları söyledi: “Çaharmahal ve Bahtiyari halkının samimiyeti ve yöneticilerinin içtenliği sayesinde bu eyalet, ülkenin en güvenli bölgelerinden biri hâline gelmiştir. Bu güvenlik, halkın sadakati ve işbirliğiyle sağlanmıştır. Hepimiz bu alanı korumak için tüm gayretimizi göstermeliyiz.”
İran İstihbarat Bakanı şu ifadeleri de kullandı: “Bu uyum ve işbirliği, özellikle su meselesinde, eyalet yöneticileri arasında takdire şayandır. Ulusal konuların takibi ve çözümü hükümetin ve milletvekillerinin çabalarıyla ilerlemektedir. Bölgesel ve yerel meseleler ise bölgesel çözümlerle ele alınmalı ve çözülmelidir.”
Hatib, İran’daki bazı dengesizliklere işaret ederek, “Yetkililerin toplantılarda sorunları dile getirmesi çok değerlidir; ancak asıl önemli olan, mevcut koşullarda bu sorunlara çözüm üretmek ve bunları uygulamaya geçirmektir.” dedi.
İstihbarat Bakanı sözlerini şöyle tamamladı: “Engelleyici (yasaklayıcı) önlemler çoğu zaman ters sonuç verir; akıllıca ve tedbirli yaklaşımlar ise sonuç doğurur. Yeterli verim alınamamasının sebebi, sorun çözümüne yönelik küçük ama pratik adımların atılmamasıdır. Bunun yerine her şeyi kısıtlayıcı yöntemlere bağlamamız, yeterli sonuç vermemektedir.”
Toplantının sonunda, önceki il istihbarat müdürüne teşekkür edilerek yeni il müdürü tanıtıldı.
Ayrıca, İran İstihbarat Bakanı Hatib, Şehrekürd Şehitliği’ni ziyaret ederek, yüce şehitlerin makamına saygılarını sundu.
İstihbarat Bakanı Hatib’in, Devrim Lideri’nin Temsilcisi ve Şehrekürd Cuma İmamı ile Görüşmesi
İran İstihbarat Bakanı Seyyid İsmail Hatib, Şehrekürd kentinde Devrim Lideri’nin eyaletteki temsilcisi ve Cuma İmamı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Fatimi ile yaptığı görüşmede, eyaletin farklı kabile ve aşiretlerden oluşmasına rağmen, halkın bir arada yaşadığını belirterek, “Bu birliktelik, ülke genelinde millî birlik ve dayanışmanın bir sembolüdür. Yıllardır bu gerçeğe eyalette tanıklık ediyoruz.” dedi.
Hatib, “Bu eyalet, sadakati, gayreti, cesareti, yiğitliği, samimiyeti ve dürüstlüğü ile tanınmaktadır. Bu değerler, bölge halkına Allah’ın büyük bir nimeti olarak verilmiştir ve bu nimetler için şükretmek gerekir. Doğal olarak düşman, bu birlik, uyum ve halkın İslâmî Cumhuriyet düzeniyle olan dayanışmasına zarar vermek için çaba göstermektedir.” ifadelerini kullandı.
İstihbarat Bakanı sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu birlik ve dayanışma sayesinde, on iki günlük savaş süresince Allah’ın izniyle İran’da hiçbir güvenliği tehdit eden veya istikrarsızlığa yol açan olay yaşanmadı. Bu on iki gün boyunca ortaya çıktı ki, iç güç ve millî dayanışma, yalnızca ülkeyi tüm fitne ve komplolara karşı korumakla kalmaz, aynı zamanda ilerleme, kalkınma ve büyümeyi de beraberinde getirir. Yeter ki velayet ve imamet ekseni korunmuş olsun. Bu, son on iki günde elde ettiğimiz bir tecrübedir ve bizim için önemli bir ders niteliğindedir.”
Hatib, Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Fatimi’nin konuşmalarına atıfta bulunarak şunları da söyledi: “Belirttiğiniz ve fiilen uyguladığınız gibi, düşmanın çıkardığı fitnelere rağmen halkı korumak ve onlara hizmet etmek, bizleri yapıcı adımlar atmaya yönlendirmelidir. Düşman, bazı semboller ve modelleri yayarak nüfuz alanı oluşturmak istiyorsa, buna karşı kültürel, toplumsal ve halkla doğrudan etkileşime dayalı yapıcı faaliyetler bu planları kesinlikle etkisiz kılacaktır. Bu tür konular fazla güvenlikçi yaklaşımlar gerektirmez; asıl ihtiyaç, halkla, özellikle de gençlerle, etkileşimli, bütünleştirici ve verimli bir iletişim kurmaktır.”
