
İran Nükleer Ajansı Başkanı, İsrail ve ABD’nin ülkenin nükleer tesislerine yönelik sebepsiz saldırılarından bu yana düşmanlardan gelen tehditlerin sürdüğünü söyledi.
İran Atom Enerjisi Örgütü (AEOI) Başkanı Muhammed Eslami, Japonya’nın Kyodo Haber Ajansı’na verdiği yazılı röportajda konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
İsrail rejiminin olası yeni bir saldırganlık riski altında olduğu mevcut güvenlik durumunun “savaş zamanına benzediğini” sözlerine ekledi.
İsrail rejimi, Haziran ayında İran’a karşı yasadışı bir saldırı başlattı ve nükleer tesislerini, savunma altyapısını, askeri yetkilileri, nükleer bilim insanlarını ve sıradan sivilleri hedef alan ölümcül ve yıkıcı saldırılar düzenledi. 12 gün süren saldırılarda küçük çocuklar da dahil olmak üzere yaklaşık 935 kişi şehit oldu.
ABD, saldırının yarısında devreye girerek İran’ın önemli nükleer tesislerini vurdu.
Eslami, “Tarihte ilk kez korunan nükleer tesislerin askeri saldırıya maruz kalması söz konusu.” dedi.
Tahran’ın, saldırganlığın İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile daha önce olduğu gibi işbirliğini sürdürmesini imkânsız hale getirdiği yönündeki iddiasını yineledi.
“Denetimlerin normale dönmesi için özel önlemler alınması gerekiyor.”
Yetkili, bu arada ülkesinin IAEA’nın saldırıdaki rolüne yönelik eleştirilerini yineledi.
Saldırılardan hemen önce ajans, Tel Aviv ve Washington’un savaşı meşrulaştırmak için kullandığı İran karşıtı bir kararname yayınladı.
Saldırıların hemen öncesinde, IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi’nin Tahran’a karşı Tel Aviv ile “yakın işbirliğini” ortaya koyan çeşitli raporlar da ortaya çıktı.
Bir gün önce İran’ın Arapça yayın yapan televizyon haber kanalı el-Alam TV, sızdırılan belgelerin, BM nükleer gözlemcisinin başkanının İsrailli yetkililerin direktiflerini ve emirlerini eksiksiz yerine getirdiğini gösterdiğini bildirmişti.
O dönemde raporda kurumun tarafsızlığı ve bağımsızlığı konusunda şüpheler dile getirilmişti.
Savaştan sonra Meclis (İran Parlamentosu), kurumla işbirliğinin askıya alınmasını emreden bir yasa çıkardı.
Eslami, böyle bir geçmişin ışığında kuruma olan güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
İran, iyi niyet göstergesi olarak 9 Eylül’de Kahire’de, iki taraf arasındaki işbirliğinin yeniden başlamasının önünü açmak amacıyla Uluslararası Atom Enerji Ajansı ile bir anlaşma imzaladı.
Yetkili, anlaşmanın tam olarak hayata geçirilmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Bu arada İran, ülkenin güneyindeki Buşehr Nükleer Santrali de dahil olmak üzere sınırlı iç denetimleri yeniden başlattı; ancak parlamento, nükleer tesisleri yeni saldırılara maruz bırakabilecek istihbarat sızıntılarına karşı temkinli olmaya devam ediyor.
‘UAEA artık bağımsız değil’
Eslami, yeni bir saldırı ihtimali ve Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın (UAEA) bağımsızlığını “kaybetmiş” olması nedeniyle “hiçbir ülkenin hiçbir konuyu egemenliğinin ve ulusal güvenliğinin önüne koymadığını” savundu.
Batılı devletlerin, aralarında ABD’nin de bulunduğu, IAEA’yı kendi isteklerine göre yönlendirdiğini belirten Obama, ABD’nin, Viyana’da düzenlenen kurumun yıllık genel kurulunda üye ülkelerin İsrail rejimini kınayan bir kararı desteklemeleri halinde kurumun finansmanını azaltmakla tehdit ettiğini söyledi.
Eylemsizlik ‘affedilemez bir hata’
Eslami, Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın (UAEA) İsrail-ABD’nin İran’a yönelik savaşını kınamamasının “tarihe geçecek affedilemez bir hata” olduğunu söyledi.
Aynı bağlamda Grossi’yi, bu tür grevlerin nükleer güvenlik ve koruma rejimi konularında yarattığı sorunları en azından kabul etmeye çağırdı.
Yetkili, son olarak İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamında nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını savunarak, denetimle ilgili “yükümlülüklerin yalnızca haklara saygıyla birlikte geldiğinde anlam ifade ettiğini” söyledi.
