İran

İran Ordusu ve Devrim Muhafızlarının Ortak Tatbikatı

İran’ın askeri doktrininin içerisinde önemli stratejik hedeflerden biri de gelişmiş teknolojilerden yararlanılarak askeri kabiliyetlerin arttırılması ve askeri hazırlık seviyesinin korunmasıdır.

Bu doğrultuda Velayet Seması Savunucuları-99 hava savunma odaklı tatbikatı Çarşamba günü İran hava savunma karargahı operasyon merkezinin öncülüğünde ve yönetiminde başladı.

Devrim Muhafızları güçleri ve Ordu arasında yapılan ortak tatbikatın amacı ordu hava savunma kuvvetleri birlikleri ve Devrim Muhafızları Hava-Uzay birlikleri ve de ordu hava kuvvetleri arasındaki koordinasyon gücünün arttırılması içindir. Bu çerçevede böyle bir ortak tatbikat gerçek savaş koşulları altında ülkenin yarısı büyüklüğündeki bir sahada düzenlenmektedir.

Velayet Seması Savunucuları-99 hava savunma odaklı ortak tatbikat komutanı Tuğgeneral Kâdir Rahimzade ise bu tatbikatın hedefleri ve aşamaları hakkında farklı savaş ve iz süren uçakların, bombardıman uçakları ve İnsansız Hava Araçlarının uçuş yapmalarına değinerek şöyle bir hatırlatmada da bulundu: ” Bu tatbikatta ilk kez yüzde yüz tamamen yerli silahlar ve teçhizatların yeni nesilleri kullanılacaktır. ”

Belli alanlarda ve özel amaçla düzenlenen tatbikatlar aslında stratejik bir güç doğrultusunda sergilenen üst düzey askeri gücün göstergesidir. Bu da iki açıdan önem taşımaktadır: “İlk olarak tehditler ile mücadelede caydırıcılık ve savunma kapasitelerinin ve muhtemel taarruzlara karşı taarruz ve saldırı gücünün sergilenmesi boyutudur.

İkinci olarak da bu tatbikatın düzenlenmesinde göze çarpan bir başka husus, savunma ihtiyaçlarının giderilmesinde yerli uzmanlar ve imkanlara dayanılmasıdır.

Hazreti İmam Seyyid Ali Hamanei, baş kumandan olarak yaptıkları konuşmalarında İran milletinin gücünün temel bileşenlerine değinerek şöyle bir vurguda bulunmuşlardı:” İslami düzenin caydırıcılık gücü siyasetinden güdülen amaç küresel zorbaların İran’a taarruz düşüncesinin bile önlenmesidir. ”

Hazreti İmam Seyyid Ali Hamanei sözlerine şöyle açıklık getirmişlerdi: ” Düşmanlar, İran’a taarruz yapmaları halinde sert bir tepki ile karşı karşıya kalacaklarını bilmeliler. Çünkü onlar böyle bir süreci başlatabilirler ancak son noktayı koyan onlar olmayacaklardır. ”

İran İslam Cumhuriyeti günümüzde hava-uzay, füze, deniz ve kara gücü alanlarında askeri dengeleri altüst edebilecek potansiyele sahiptir. Bu kabiliyetler ise hiçbir zaman bölgenin güvenliğine yönelik bir tehdit olmamıştır. Tam tersi yabancıların iddialarının aksine İran’ın bölgesel güvenliğe yönelik yaklaşımı hep savaştan, gerilimden uzak bir yaklaşım, güvenlik işbirlikleri ve bölge içi işbirliklerine dayalı olmuştur. İran’ın bölgede barış ve güvenliğin sağlanması yönündeki yaklaşımı net ve açıktır. İslami İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise Hürmüz Barış planını Fars Körfezi kıyı ülkelerinin hepsine sunmuş ve onları bu fikri zenginleştirmelerini ve uygulayışında da katkıda bulunmaya davet etmiştir.

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhamemd Cevad Zarif ise BMT Güvenlik Konseyi’nin sanal oturumunda Salı günü yaptığı konuşmasında Amerika’nın Fars Körfezi bölgesinde en büyük satıcısı olduğuna değinerek şu açıklamada bulundu: ” Amerika’nın sahillerinden 7 bin 600 mil kadar uzakta Fars Körfezi bölgesinde gayrı meşru varlığı, IŞİD’in 1 numaralı düşmanı Korgeneral Kasım Süleymani’ye Amerika başkanı talimatı ile kalleşçe suikast düzenlemekten başka bir getirisi olmamıştır. ”

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif güçlü bölgenin siyasi istikrara ihtiyacı olduğuna vurgu yaparak tüm komşulardan stratejik tolerans göstermeyi denemelerini istedi ve şöyle bir hatırlatmada da bulundu: ” Bölge ülkelerinin kapsamlı diyalogların başlatılması ve güvenlik ağı oluşturmak için kolektif işbirliğine ihtiyacımız vardır. Böyle olmazsa kuşaklar için kaostan başka getirisi olmayacaktır. “

Başa dön tuşu
Bugün 11 Ağustos 2026 (54) içerik yüklenmiştir.