
İran Uzay Kurumu Başkanı Hasan Salariye, Tesnim Haber Ajansı’nın uzay ve astronomi muhabirine yaptığı açıklamada, “Dünya genelinde 200’den fazla ülke arasında yalnızca 10 veya 11 ülke, fırlatma sistemleri, taşıyıcı roket üretimi ve uzay sanayisi bileşenleri konusunda tam yetkinliğe sahiptir. İran da bu listeye dâhildir. Bu ülkeler, dünya ülkelerinin yüzde 10’undan daha azını oluşturmakta olup Rusya, Çin, ABD, bazı Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi uzun yıllardır uzay endüstrisinde öncü güçleri kapsamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Salariye sözlerine şöyle devam etti: “İran İslam Cumhuriyeti, tamamen yerli ve ulusal kapasitelere dayanarak uydu ve fırlatıcı teknolojilerini eşzamanlı olarak geliştirmektedir. Bu süreç, uzay teknolojisinin yüksek karmaşıklığı nedeniyle son derece zorludur. Basit uydularla başladık; ancak bu göründüğü kadar basit değil, çünkü bu uyduların çalışma koşulları Dünya’da birebir simüle edilemez. Hatta laboratuvar ortamında bile bu koşulları tamamen yeniden yaratmak mümkün değildir.”
Salariye, İran’ın uzaktan algılama uydularındaki ilerleme sürecine değinerek, “İlk başta çözünürlüğü yaklaşık bin metre olan uydularla başladık, ardından birkaç yüz metreye, birkaç onlarca metreye ve şu anda birkaç metre çözünürlüğe ulaşmış durumdayız. Bu uydular, devlet üniversiteleri, kamuya bağlı araştırma merkezleri ve bazı devlet şirketlerinde görev yapan uzman ekipler tarafından üretilmiştir.” açıklamada bulundu.
İran Uzay Kurumu Başkanı’na göre, 2000’li yılların başında İran’daki insan kaynağı bu alanda ciddi bilgi ve deneyime sahip değildi. Ancak bu on yılın ikinci yarısında, Şerif, Emir Kebir, Bilim ve Sanayi ile Mâlik Eşter üniversitelerinde yürütülen uydu projeleri sayesinde insan kaynağının yetiştirilme süreci başladı. Bu uzmanlar büyük ölçüde özöğrenim yoluyla, doküman incelemeleri, tasarım, laboratuvar üretimi ve yarı-uzay testleriyle ilk uydularını üretmeyi ve yörüngeye hazırlamayı başardılar.
Salariye, “Her uydu projesi, teknolojik karmaşıklığa bağlı olarak genellikle iki ila dört yıl sürer. Bu süreçte dönüm noktası, 2009 yılında Ümit uydusunun başarılı bir şekilde fırlatılmasıydı. Bu olay, İran’da yörüngeye kütle yerleştirme kapasitesine duyulan güveni artırdı. Sonrasında başka uydular da üretildi ve fırlatıldı. Ancak öğrenme ve teknoloji edinme aşamasında olduğumuz için, ilk dönem uyduların donanımları uzun ömürlü olmadı.” diye sözlerine ekledi.
Salariye, İran’da uydu üretiminin genellikle tekil (prototip) şekilde gerçekleştirildiğini belirterek, “Bazen yüzlerce veya binlerce uydu ürettiğimiz sanılıyor, ama durum böyle değil. Yalnızca son yıllarda, Şehit Süleymani dar bant uydu projesiyle birlikte, çoklu üretim kavramı uzay çalışmalarımıza dâhil olmuştur.” dedi.
Salariye, sık yapılan Starlink kıyaslamalarına da değinerek şöyle konuştu: “Orada iki-üç ay içinde 30 uydu üretilebiliyor, ancak bu seviye dünyanın en gelişmiş özel uzay şirketine aittir. Biz şu anda teknolojimizi istikrara kavuşturma, araştırma-geliştirme aşamasından ‘çoklu üretimin erken evresine geçiş sürecindeyiz. İran’ın kapasitesini küresel uzay devleriyle kıyaslarken gerçekçi bir bakış açısına sahip olmamız gerekiyor.”
