İran ve Suudi Arabistan ilişkilerinin normalleşmesinin Siyonist rejim üzerindeki etkileri

7 senenin ardından İran ve Suudi Arabistan 10 Mart 2023 tarihinde Pekin’de Çin’in arabuluculuğuyla ilişkilerin yeniden canlanmasına dair anlaşmaya imza attılar.
İran ve Suudi Arabistan arasında yapılan bu anlaşma bölge ülkeleri arasında olumlu yansımaları oldu ve neredeyse tüm bölge ülkeleri bu anlaşmayı sıcak karşıladılar ve hatta iki ülke dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirerek, anlaşmayı tebrik bile ettiler.
Ancak Batı Asya bölgesinde anlaşmadan memnun olmayan tek ve önemli aktör ise Siyonist rejim oldu. İşgalci Siyonist rejim, İran İslam cumhuriyeti-Suudi Arabistan arasında sağlanan anlaşmayı kendisi için büyük ve açık bir yenilgi olarak görüyor.
Siyonist rejimin eski Başbakanı Yair Lapid, İran ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşmaya gösterdiği tepkide, bu anlaşmanın Siyonist rejim için tam bir yenilgi olarak nitelerken, rejimin eski başbakanlarından Neftali Bennet de gösterdiği tepkide Netanyahu kabinesini eleştirerek, bu anlaşmanın Siyonist rejim için skandal bir hezimet olup, iç ihtilaflar ve zafiyet sonucu oluştuğunu kaydetti. Bennet, İran ve Suudi Arabistan anlaşmasını, İsrail için tehlikeli bir gelişme ve İran için siyasi bir zafer olduğunu vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasına ilişkin sağlanan anlaşmanın ardından Siyonist rejimin eski Maliye Bakanı Avigdor Liberman da, rejim Başbakanı Netanyahu’dan istifa etmesini istedi. Liberman, İran-Suudi Arabistan ilişkilerinin yeniden başlamasının Netanyahu için tam bir yenilgi niteliğinde olduğunu vurguladı.
İslam ülkeleri özellikle İran İslam Cumhuriyeti, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi İslam güçleri arasında her daim anlaşmazlık çıkarmaya gayret gösteren İsrail rejimi, İslam ülkeleri arasındaki anlaşmazlığı, bu ülkelerle ilişkilerini normalleştirmek için kullanıyor. İran ile Suudi Arabistan arasında ilişkilerin yeniden kurulması için yapılan bu anlaşma, İsrail’in normalleşme çabaları ve süreci üzerinde etkili olabilecektir.
Yapılan anlaşma ayrıca, işgal rejiminin İranofobi politikasını da suya düşürmüş oldu. Bir yandan İslam dünyasının iki esas ve büyük gücü arasında ilişkiler yeniden canlanıyor, diğer yandan, Suudi Arabistan’ın İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik politikasının değişmesi, diğer Arap ülkelerinin Tahran ile ilişkileri üzerinde etkili olarak, bu ülkelerin Tarhan ile ilişkilerinin güçlenmesine yol açacaktır.
Burada önem arz eden diğer konu, İsrail rejiminin Riyad ile ilişkilerini normalleştirmek için son 2 senede sarf ettiği büyük çabalar sırasında İran ile Suudi Arabistan’ın anlaşması ve işgal rejiminin kendi hedefine ulaşamamasıdır.
Diğer bir konu da, Tahran ile Riyad ilişkilerinin yeniden başlaması, İslam ülkelerinin bölge güvenliği alanında daha etkin rol ifa etmelerine sebebiyet vermesidir. Başka bir deyişle, bu anlaşma ile bölge güvenliğinde İsrail rejiminin rolü zayıflayacaktır.
İslam İnkılabı Lideri Hz.İmam Seyyid Ali Hamaney, komşularla toplu güvenliğine vurgu yaparak, “Senelerdir biz bölge ülkeleriyle bir araya gelip, birlikte Fars Körfezi’ni güvenli hale getirmeye, bu bölgeye uzanan saldırgan elleri kesmeye ve başkalarının haklarına çiğnemesine izin vermemeye hazır olduğumuzu ilan etmişizdir.” diyor.
Ve son konu şu ki, İran ile Suudi Arabistan’ın ilişkilerini normalleştirme kararı, işgal topraklarında iç krizin tırmandığı bir döneme denk gelmekte. Oysa İran İslam Cumhuriyeti geçtiğimiz aylarda organize kargaşa eylemlerini yöneterek, sonlandırmayı başardı.
