
Terörizm kurbanlarını savunma örgütü yayımladığı bildiride İran İslam Cumhuriyeti emniyet güçlerine yönelik terör saldırılarını kınadı.
Uluslararası Terör Kurbanlarını Savunma Teşkilatı Başkanı Sabah Al-Safi, Pazar günü yaptığı açıklamada, “İran güvenlik güçlerini hedef alan ve IŞİD rengine sahip terör eylemlerini kınıyoruz” dedi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Uluslararası Terör Mağdurlarını Savunma Teşkilatı, İran hükümetinden IŞİD’i destekleyen suçlu hükümetleri ve yozlaşmış grupları ve bizzat IŞİD’i yargılamak için harekete geçmesini istiyor. Çünkü bu suçlu ve yolsuz hükümetlerin amaçları, katliam, sabotaj ve milletlere karşı hareket etmektir.
Bu açıklama İran’ın güneyinde yaşayan terör olayından sonra gerçekleşiyor. Bu saldırıda silahlı bir kişi, İran’ın Güneyindeki Şiraz’daki kutsal türbeye saldırdı ve ziyaretçilere ateş açtı. IŞİD’in planladığı bu terör saldırısı, 13 şehit ve 30 yaralıyla sonuçlandı. Bir başka saldırıda ise İran’ın Elburz ilinde silahlı ve organize bir eylem sonucunda bir Halk Gönüllü Gücü şehit düştü ve en az 10 polis yaralandı.
Elbette İran İslam Cumhuriyeti daha önce de IŞİD’in bu tür terör saldırılarına tanık oldu. Bu yılın başında Abdullatif Moradi tarafından Meşhet’deki kutsal İmam Rıza -as- türbesine bıçakla yapılan terör saldırısı, DAİŞ’in tekfirci teröristlerinin 5 yıl önce İmam Humeyni (RA) türbesine saldırması ve 28 yıl önce de İmam Rıza’nın (a.s) türbesine yönelik bomba saldırı, İran’da Tekfirci ve IŞİD teröristlerinin saldırılarının bazıları arasında yer alıyor.
İran istihbarat teşkilatlarının değerlendirmesine dayanarak, Şahçerağ Türbesi’ndeki terör operasyonlarının tasarımcıları, ülkenin diğer birçok yerinde terör operasyonları ve patlamalar gerçekleştirmeyi planlamışlardı. Ancak İran istihbaratı tüm insanların kimliklerini tespit ederek terör eylemlerini etkisiz hale getirdi ve daha fazla sabotajı engelledi. ABD ve Siyonist rejimin de aralarında bulunduğu düşmanlar ise mevcut kaos olaylarını amaçlarına uygun olarak önemli bir fırsat olarak gördüler.
Amerika’nın ve Siyonist rejimin ve bölgedeki bazı gericilerin son yıllarda İran’da ve bölgede hep teröristleri desteklemeye çalıştıkları açıktır; Terörist unsurların askeri eğitimi, silahlandırılması, hafif ve yarı ağır silahlarla donatılmaları, IŞİD’in kontrol ettiği bölgelere haberleşme teçhizatı gönderilmesi bu desteğin sadece bir kısmı sayılır.
Bu nedenle İran’da son yıllarda yaşanan huzursuzluk ve sokak şiddetinin ana destekçisi olan ABD ve Siyonist rejim; teröristleri destekleyerek ve kaos olaylarını körükleyerek son haftalardaki gelişmelerde ve huzursuzluklarda rol oynadılar; İran istihbarat ve güvenlik teşkilatlarının belgeleri de eğitim kursları düzenlemenin ve Amerika’nın ve Batılı ve bölgesel destekçilerinin son eylemleri de dahil olmak üzere halkın farklı kesimlerini etkilemenin İran’da huzursuzluk ve kaos yaratmak komplosu doğrultusunda olduğunu gösteriyor.
Gerçek şu ki, terörle mücadele iddiasında bulunan Batılı hükümetler, kendilerini birçok insani değerin savunucusu olarak görmelerine rağmen, terör dahil birçok alanda çifte standartların peşindedirler, onların çelişkili uygulamalarının ayrılmaz bir parçası da terörü iyi ve kötüye ayırmaları ve kendi lehlerine uygun fırsatlarda kullanmaya çalışmalarıdır. Bu arada, terör mağdurlarından biri ve bölgedeki terör örgütleriyle mücadelede öncü olan İran İslam Cumhuriyeti, terörle mücadeledeki çabalarını sürdürmeye kararlıdır ve ülkedeki son terör saldırılarını terörle mücadele olarak değerlendirmektedir. Amerika ve bazı Avrupa ve gerici ülkelerin terör gruplarını kendi lehlerine kullanması ise İran’ın kararlılığını daha da pekiştirmiştir.
