İran’ın bölgede barış ve dayanışma için kapsamlı diyaloğa desteği

İran İslam cumhuriyeti her zaman bölgede karşılıklı diyalog ve milli egemenliğe saygı ilkelerine vurgu yapmıştır ve tüm komşuları ile dengeli ve mantıklı ilişkilere olan ilgisini belirtmiştir.
Bu bağlamda İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif Salı günü aynı görüşü bir kez daha vurgulayarak paylaştığı tweet mesajında Katar dışişleri bakanının İran ve Fars Körfezi güney kıyı ülkeleri ile diyalog önerisini olumlu karşıladı.
Zarif twitter üzerinden paylaştığı mesajda, “İran Katar dışişleri bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al-i Sani’nin bölgede kapsamlı diyalog için davetini olumlu karşılıyor” yazdı.
Katar dışişleri bakanı ülkesinin Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyeleri ile İran arasında bir oturum için arabulucu olmaya hazır olduğunu duyurmuştu. İran İslam cumhuriyeti de bundan önce bölge ülkelerini barış için diyalog ve ittifak kurmaya davet etmişti.
İran İslam cumhuriyeti cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 2019 yılında BM genel kurul toplantısında Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı gelişmelerinden etkilenen tüm ülkeleri “Umut Koalisyonu” başka bir ifae ile “Hümüz Barış Girişimi”ne davet etmişti.
Umut Koalisyonu, Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygı, Tüm anlaşmazlıkların barışçıl çözümü ayrıca “Saldırmama” ve “birbirlerinin içişlerine karışmama” şeklindeki iki temel ilkeye bağlı kalmaya dayalıdır.
Şimdi İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’in paylaştığı tweet mesajı İran İslam cumhuriyetinin bu konudaki ciddiyetini ve Fars Körfezi bölgesinde istikrar ve güvenliği sağlanmasında bölge ülkelere verdiği önemi yansıtıyor.
Uluslararası ilişkiler araştırmacısı Abdullah bin Salih Ba’bud’a göre “İran ve Fars Körfezi kıyısı Arap ülkeleri arasındaki diyalog, bölgeye barış ve istikrarı armağan ederken bölgede yabancıların varlık alanı ve silahlanma yarışını azaltabilir.”
Hiç şüphesiz bölgede güvenliğin sağlanması için yabancıların varlığı ve sıcak ve yoğun silahlanma yarışına ihtiyaç yoktur. Ortak kader konusunda düşüncenin şekillenmesi, iradenin varlığı ve boş suçlamalar ve boş iddialardan uzak durulmasına bağlıdır.
Amerika ve siyonist rejim “iranofobi” konusunu bölgede kriz oluşturmak için bir bahane ve bir araç olarak oluşturup kullandılar. Bu yıkıcı siyaset, bölgeyi güvensizleştirdi ve IŞİD terörizmini yaydı. Amerika ve müttefiklerinin bölgeye askeri saldırısı, ne Afganistan, ne Irak ve ne de Fars Körfezi’nde güvenliği sağlayamadı; zira onların hedefi asla güvenliğin oluşturulması ve terörizm ile mücadele değildi.
Amerika eski başkanı Donald Trump kendi görev süresinde Arap ülke liderlerini “sağmal inek” hitap ederken Amerikan silah fabrikalarının iflastan kurtarmak için iranofobi siyasetini bölge ülkelerine empoze etti.
İran dışişleri bakanı daha önce 8 Aralık tarihinde kendi twitter sayfasında Fars Körfezi bölgesi komşu ülkelerine hitaben şöyle yazdı:
“Aziz komşular; neden İran ile müzakerelerde Amerika ve 3 Avrupa ülkesinden katılmalarını istiyorsunuz, hal bu ki öncelikle onlarla bizim bölgemiz konusunda hiçbir müzakere yapılamaz, zira onlar bizzat bizim bölgemizin sorunlarıdır. İkincisi biz yabancıların müdahalesi olmaksızın direkt olarak konuşabiliriz. Tabi ki Hürmüz Barış Girişimi (HOPE) hala masada.”
Söylenen bu sözler ve yazılar, İran’ın her zaman komşuları ile müzakereye hazır olduğunu gösteriyor. 1986 bölgesel güvenlik gibi projeler ve 2016 Bölgesel Diyalog Forumu ise bu konunun örnekleridir ve günümüzde bölge her zamankinden daha çok, benzer plan ve önerilere ihtiyacı vardır.
İran İslam cumhuriyetinin barış için diyaloğa sıcak yaklaşması, çok yönlülük ilkesine ve bölge ülkelerinin toplu çalışma ve barışı inşa etme sürecine katılarak her kese kalıcı güvenlik oluşturma kabiliyetine inancına dayanıyor.
