
İran İslam Cumhuriyeti Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili, İran’ın potansiyellerinin inkar edilemez olduğunu ve İran ile çok farklı alanlarda işbirliği imkanları bulunduğunu belirtti.
İstanbulda 5+1 ülkeleri ile 2 gün süren nükleer müzakereler sonrası açıklama yapan Celili, Konukseverlikleri dolayısıyla Türk halkına ve devletine teşekkürlerini bildirerek, İstanbul gibi kültürlerin ve medeniyetlerin beşiği bir şehirde bu konuşmaların yapılmasının çok önemli olduğunu ifade ederek, kendilerinin de görüşmelerin kültür ve medeniyete dayalı bir şekilde ilerlemesini sağlamayı amaçladıklarını kaydetti.
“Görüşmelerin faydalı olabilmesi için ortak bir mantık olması gerekiyor. Başka bir şey kullanırsanız o diyalog çerçevesinden çıkmıştır, o artık talimata girer” diye konuşan Celili, diyaloğun mantığa dayalı olması gerektiğini dile getirdi.
Görüşmelerin yeni turunun İstanbul’da yapılmasını Cenevre’de önerdiğini anımsatan Celili, “Uluslararası arenada yapılan görüşmelerin İslam medeniyetinin beşiğinde de yapılabileceğine inanıyordum” dedi.
Cenevre’de ortak alanlarda ortak işbirliği yapmak üzere anlaştıklarını dile getiren Celili, ortak konular üzerinde işbirliğinin başarıya gitmesi ve ilerleme kaydetmesi gerektiğini söyledi.
İşbirliği üzerine konuşulduğu takdirde müzakerelerin başarılı bir şekilde ileriye doğru gideceğini ve yapıcı olacağını ifade eden Celili, “Bu görüşmeler ne zaman başarılı olur? Eğer bu ortak mantığın gereklerini yerine getirirsek görüşmeler de başarılı olur” diye konuştu.
Düşmanlığa sebep olacak konulardan kaçınılması gerektiğini kaydeden Celili, “İşbirliğinden bahsediyorsak milletlerin hakkına, hukukuna saygı duymalıyız. Karşılıklı haklara saygı duymak gereklidir. Milletlerin haklarından bahsediyorsak, ön koşullardan vazgeçmeliyiz. Görüşmelerin başarılı ilerleyebilmesi için milletlerin haklarına saygı göstermek gereklidir. O zaman ortak mantığı da yakalarız” dedi.
Celili, İstanbul’a çok pratik ve belirgin önerilerle geldiklerini belirterek, “İran’ın potansiyeli bugün inkar edilemez durumdadır. Uluslararası arenada da İran çok farklı işbirlikleri yapabilir” dedi.
Celili, ” Biz bu çerçevede çok farklı önerilerde bulunduk. Uluslararası alanda bir zemin oluşturulabilir. Bizim üzerinde durduğumuz konu, müzakerelerin ortak bir mantık üzerinde yürütülmesi, milletlerin haklarına saygı duymak, yanlış davranışlardan kaçınmak, diğerlerinin haklarını görmezden gelmemek gerekir. Bizce uluslararası arenada, nükleer alanda işbirliği yapabiliriz. Nükleer alanda işbirliği tartışılması gereken en temel konulardan biridir. Nükleer enerji konusunda çok önemli işbirliği potansiyeli var” diye konuştu.
Nükleer silah sahibi ülkelerin neden hala silahsızlanmadıklarını soran Celili, nükleer silahların önlenmesi için uluslararası işbirliği yapılması gerektiğini belirtti.
Barışçı nükleer enerjinin insanların ihtiyaç duyduğu bir gereklilik olduğunu dile getiren Celili, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın (NPT) milletlerin haklarını koruyan bir anlaşma olarak kesinlikle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
NPT’yi desteklemek için yasalarla hukuk arasında denge sağlanması gerektiğini dile getiren Celili, bu konuda denge sağlanmazsa NPT’nin zarar göreceğini, NPT üyelerinin haklarının resmi biçimde tanınması ve bildirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bunlar ön koşul değil, bunlar görüşmelerin yapılması için gereklidir. Bu ön koşul değil, en temel adımdır” diye konuşan Celili, İran’ın UAEK’nun faal bir üyesi olarak bu alanlarda çok önemli adımları olduğunu kaydetti.
Celili, İran’ın UAEK ile işbirliği içinde olduğunu ifade ederek, Kurum Başkanının bunu konuşmalarında 25 kez ilan ettiğini, “İran’ın kesinlikle barışçıl olmayan bir girişimi yoktur, tüm girişimleri barışçıldır” denildiğini anlattı.
NPT üyelerini nükleer faaliyetlerini görmeleri için davet ettiklerini, 130 ülkenin temsilcilerinin geçen hafta Tahran’a gelerek nükleer tesisleri gezdiklerini belirten Celili, davetlilerin ilerlemeleri tebrik edip, UAEK ile yaptıkları işbirliğine övgüler yağdırdıklarını söyledi.
Bu çerçevede İran’da bir nükleer silahsızlanma konferansı düzenlediklerini dile getiren Celili, nükleer silahların yaygınlaşmasını önlemek için yapılacak çok şey olduğunu kaydetti.
Asılsız konular öne atılarak temel konuların gölgede bırakılmak istendiğini söyleyen Celili, “Niye Avrupa’da 200’den fazla nükleer tesis var? Uluslararası toplum bu konuda ne yapıyor? İsrail’in nükleer silahını kim ona vermiştir? Bu konuda hiç araştırma yapılmış mıdır?” diye sordu.
“Barışçı santrifüj için yaptırımlar yapılırken İsrail konusunda bir şey yapılmadığını” vurgulayan Celili, bunların Amerika’nın resmi senetlerinde de açık bir şekilde görüldüğünü ifade etti.
Said Celili, şunları kaydetti: “200 tondan fazla yüksek düzeyde zenginleştirilmiş nükleer madde, 40 yıldan uzun süredir ABD’de kaybolmuştur. 200 pound nükleer madde çalınmıştır. Haberlerde bunlar vardır. Niye uluslararası topluma kimse haber vermemiştir? Bu uluslararası toplumu endişelendirmiyor mu? Bunlar gölgede bırakılmamalıdır. Asılsız konular ortaya atarak bunları gölgede bırakmamalıyız.”
Celili, özellikle basın organlarından “Niye bir ülkenin barışçıl faaliyetleri konusunda binlerce şey yazılıyor, ancak 200 pound nükleer maddenin kaybolması konusunda bir şeyler yazılmıyor, onları kamufle etmeye çalışıyorlar” diye sormalarını istedi.
Celili, uluslararası arenada bu konuda işbirliği yapabileceklerini belirterek, bu konunun dikkate alınmasını talep etti ve şöyle konuştu: ‘’İstanbul’da bulunan 6 ülkeyle de bunları konuşmaya hazırdık. Üç alanda da işbirliği yapmaya hazırdık. Milletlerin hukukuna saygı çerçevesinde, çatışmaları önlemek amacıyla bir fırsat olarak bu görüşmeleri değerlendirmeli. Barışçıl bir dünya yaratmak amacıyla işbirliği yapmaya hazırız. Özellikle nükleer alanda işbirliğine hazırız. Bu konuda ortak mantık ve ortak daha güzel bir gelecek üzerine konuşmalarını ve iyi bir dünyaya varmalarını diliyoruz.”
Bir gazetecinin Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’ın İran’ın ön koşullar koyduğunu söylediğini anımsatarak, bu ön koşulların ne olduğunu sorması üzerine Celili, “Bu koşulların birincisi milletlerin hakkına saygı duymak, ikincisi milletlerin hakkına karşı çıkmamak. Bunlar ön koşul mudur? Bunlar mantıklı konuşmanın gereğidir” dedi.
Nükleer enerji alanında işbirliği yapabilecekleri konulardan birinin barışçıl nükleer enerjiyi kullanma olabileceğini söyleyen Celili, “Nükleer enerji santrali kurma konusunda işbirliği yapabiliriz. Yakıt alıverişi milletlerin işbirlikleri çerçevesinde yapılabilir ama dediğim gibi, biz milletlerin işbirliğinden bahsediyorsak herşey işbirliğine dayanmalıdır, milletlerin haklarına saygı gösterilmelidir, onlara karşı gelmekten kaçınılmalıdır” diye konuştu.
Celili, Ashton’ın görüşmelerde bulunduğunu söylediği bazı önerilerin ne olduğunun sorulması üzerine, barışçıl nükleer enerji konusunun en temel işbirliği alanı olduğunu belirterek, NPT’de açıklandığı gibi bunun milletlerin hakkı olduğunu kaydetti. Celili, daha önce milletlerin bu hakkına karşı çıkılmışsa bu konuda herşeyi yapmaya hazır olduklarını ifade etti.
Celili, İran’ın “hakkımız” dediği şeyin ne olduğunu soran bir gazeteciye, bu hakkın barışçıl nükleer enerjiye sahip olmak olduğunu söyledi.
Yakıt takası konusunda İran’ın güncelleştirilmiş bir öneriye açık olup olmadığı sorulan Celili, “Ülkeler arasında yakıt takası en önemli işbirliği zeminini oluşturabilir. Bu daha fazla diyaloğun önünü açacaktır” dedi.
Celili, başka bir soru üzerine de görüşmeler sırasında ABD heyeti ile herhangi bir görüşmenin olmadığını söyledi.
Celili, Brezilya ve Türkiye’nin çabaları anımsatılarak, Türkiye’nin gelecek süreçte herhangi bir rol oynamasını isteyip istemediklerinin sorulması üzerine, uluslararası konularda tüm ülkelerin söz sahibi olması ve karar sürecine dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Celili, Türkiye ve Brezilya’nın uluslararası arenada çok ciddi girişimlerde bulunabileceklerini ve çok yüksek potansiyele sahip olduklarını gösterdiklerini belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın ”Tahran Deklarasyonu”nda önemli rol oynadıklarını anımsatan Celili, bağımsız ülkelerin desteğinin önemine değindi.
Başka bir soru üzerine, BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlarda İranlı iki nükleer uzmanı bilimadamının isminin geçtiğini, daha sonra teröristlerin bu bilimadamlarına saldırı düzenlediklerini söyleyen Celili, bu konuda Güvenlik Konseyi’nin uluslararası topluma cevap vermesi gerektiğini dile getirdi.
“Ashton sizi mantıklı bulduğu halde niye sizinle anlaşamadı?” şeklinde bir soru üzerine Celili, İran’ın mantıklı olduğunu söylediyse Ashton’a teşekkür etti.
Diyaloğun başarılı olması için ortak bir mantığa dayalı olması gerektiğini ifade eden Celili, Ashton’ın çoğu zaman kendilerinin görüşlerine katıldığını kaydetti.
Celili, “Uluslararası arenada, BM’de tüm görüşmeler ortak mantık, karşılıklı haklara saygı duymak çerçevesinde olmalıdır” diye konuştu.
