İran’ın zalimane yaptırımların altında korona virüs ile mücadelesi

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Cumartesi günü başkent Tahran’da korona virüs salgını ile mücadele milli merkezinin oturumunda İran milletinin en ağır ve zalimane şartlar altında bulunduğunu belirterek, buna karşın uluslararası toplum, en ağır yaptırımların altında bulunan İran’ın nasıl bu ölümcül ve tehlikeli virüsle baş edebildiğini hayretle izlediğini belirtti.
Korona virüsün sebebiyet verdiği Covid-19 hastalığı ile mücadele bir kaç sebepten ötürü zorlu ve komplike bir süreçtir.
Birinci sebep, bu virüsün farklı iklim şartlarında nasıl davrandığının bilinmemesi ve sonuçta virüsün kontrol altına alınabilmesinde etkili olan bileşenlerin kesin olarak tespit edilememesidir.
İkinci sebep, çeşitli ülkelerde uygulanan önlemlerin ve tedavilerin farklı olması ve bazı ülkelerin bu virüsle mücadelede zafiyetlerini gizlemesidir, ki bu da Covid-19 hastalığının yayılma hızını attırmaktadır.
Üçüncü sebep, konunun politize edilmesi ve bazı ülkelerin mevcut şartlardan şom siyasi ve insanlık dışı hedeflerine ulaşma yolunda nemalanmaya çalışmasıdır. Bunun en somut örneği ise Amerika terör devletinin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı illegal yaptırımlar ve bu yaptırımların virüsle mücadele sürecini olumsuz etkilemesi ve yayılma hızının önüne geçilmesini engellemesidir; ancak bu durumdan sadece İran değil, bütün dünyanın olumsuz yönde etkileneceği de kesindir.
Hali hazırda tüm dünya korona virüs salgınının önüne geçmek üzere hummalı bir çaba harcıyor. Ancak bu amaca ulaşmak, hastalığın kontrol altına alınması yolundaki engellere bakıldığında çok zor gibi gözüküyor. Buna karşın uluslararası camia korona virüs krizini kontrol altına alınan bir duruma ulaşmak için çabalarını ve uygulamalarını sürdürüyor. Kuşkusuz bu durum, virüsün tamamen bertaraf edildiği veya tam olarak yok edildiği anlamına gelmiyor ve sadece bulaşma hızını yavaşlatma ve Covid-19 hastalığına yakalanan hastalara tedavi ve sağlık hizmetlerini sunmak üzere daha fazla zaman kazanma şeklinde değerlendiriliyor.
Şimdiye kadar ve son verilere göre dünya genelinde yaklaşık 600 bin kişi bu hastalığa yakalandı ve yaklaşık 29 bin kişi de hayatını kaybetti.
İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Kianuş Cihanpur Cumartesi günü yaptığı son açıklamasında şöyle dedi:
İran’da şimdiye kadar 35 bin 408 kişi Covid-19 hastalığına yakalandı, bu sayıdan yaklaşık 12 bin kişi iyileşerek hastanelerden taburcu edildi ve maalesef Cumartesi günü itibarı ile 2 bin 517 kişi de bu hastalık yüzünden hayatını kaybetti.
İran Sağlık Bakanlığı korona virüs salgını başladıktan hemen sonra silahlı kuvvetlerin yardımıyla salgınla mücadele çerçevesinde bazı tedbirleri alarak uygulamaya başladı. Hastaları toplumdan ayırma (karantina), sosyal mesafeyi koruma planı, şehirler arası gereksiz seyahatlere yasak getirme ve bazı zaruri olmayan esnafın faaliyetlerini durdurma ve sosyal alanlara ve vatandaşların toplandığı mekanlarda bulunmalarını yasaklama, korona virüs zincirini kesmek üzere uygulanan bazı tedbirlerdir.
Kuşkusuz her ülke sağlık imkanları, sosyal şartları ve iktisadi durumuna göre bazı önleyici tedbirleri uygulaması gerekir. Yine kesin olan şu ki, korona virüs terörizm gibi beşeriyete yönelik ortak tehdittir ve kontrol altına alınması ve yok edilmesi uluslararası birliktelik ve iradeyi gerektirir. Ancak İran İslam Cumhuriyeti korona virüs salgını ile mücadelesini Amerika’nın en ağır yaptırımları altında sürdürmek zorundadır.
İran’ın Fransa Büyükelçisi Behram Kasımi Cumartesi günü twitter hesabında yaptığı açıklamada şöyle dedi:
Korona virüsten etkilenen bir dünyada ve her gün binlerce insan hayatını kaybettiği ve beşeri camiayı korku ve panik sardığı bir sırada halâ yaptırımlardan, azami baskıdan ve yaptırımların arttırılmasından söz edenler, binlerce masum insanın ölümlerinin sorumluluğunu kabul etmeleri gerekir. Amerika’nın yaptırımları sadece İran milletinin bu ölümcül virüsle nefes kesen mücadelesini değil, hayati önem arz eden ortak bir hedefi de olumsuz etkiliyor. Oysa insanların hayatının değeri coğrafi sınır tanımıyor.
Bu şartlarda bazı siyasi hedef ve garezleri uğruna kasıtlı olarak insanların hayatını bu ölümcül virüse karşı tehlikeye atan bir ülkenin tek yanlı dayatmaları karşısında sessiz kalmak, beşeriyet karşıtı cinayetlerini onaylamaktan başka anlam ifade etmeyeceği de kesindir.
