Haberlerİmam Ali HamaneyİranOrtadoğu

İslam İnkılabı mazlum halkların haklarının savunucusudur

Dünya Müslümanlarının ve Mustazaflarının Rehberi Seyyid İmam Ali Hamaney dünyada gerçek münafıklık örneğinin ABD olduğunu belirtti.

Dünya Müslümanlarının ve Mustazaflarının Rehberi Seyyid İmam Ali Hamaney, hicri şemsi 1390 yılına giriş ve Nevruz bayramı münasebetiyle Meşhed kentinde toplanan yüz binlere hitaben yaptığı konuşmada, bölgedeki gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu.

“Bölgedeki son gelişmeler; Mısır, Tunus, Libya ve Bahreyn hadiseleri çok önemli olaylardır, Arap ve İslam coğrafyasında İslam Ümmetinin uyanışını gösteren çok köklü bir değişim gerçekleşmektedir” diyen İmam Ali Hamaney konuşmasının devamında, “Bu değişimlerdeki iki önemli unsur ve özellik halkın fiziki olarak sahnede yer alışı ve bu hareketlerin dini veçheleridir. Halkın fiziki olarak sahnede yer alışı İran İslam İnkılâbı’nda da meydana geldi ve bu durum partilerin, masalarında ve fildişi kulelerinde oturan kişilerin ve analistlerin gerçekleştiremediği bir iş idi. Mısır, Tunus ve diğer ülke halklarını sahneye çeken şey insani izzet ve şeref duyguları idi, zira gururları zalim yöneticiler eliyle incinmişti” ifadesini kullandı.

Mısır’ın devrik başkanı Hüsnü Mübarek’in gasıp Siyonist rejim ile ortak bir şekilde yürüttüğü mazlum Gazze halkını kuşatma çabalarına da değinen İmam Ali Hamaney, “Mısır halkı ülkelerinin başındaki liderlerinin ırkçı İsrail adına en çirkin işleri ve cinayetleri işlediğini gördüklerinde gururları incinmekteydi” diye konuştu ve “Eğer Gazze kuşatması hadisesinde Mübarek ırkçı İsrail ile işbirliği yürütmeseydi siyonist İsrail Gazze’yi bu şekilde baskı altında tutamaz ve o cinayetleri işleyemezdi” dedi.

İmam Ali Hamaney Libya meselesine de temas ederek şöyle dedi: “Kaddafi iktidara geldiği ilk yıllarda batı karşıtı eğilimler sergilemiş olsa da bu yıllarda onlar için önemli hizmetlerde de bulundu. Halkın yüreği, Kaddafi’nin içi boş sert tehditleriyle batıya gözdağı vermesine rağmen atom enerjisi alanındaki imkanlarını toplayıp batılıların gemisine boşalttığını gördüğünde kan ağladı.”

İmam Ali Hamaney öte yandan İran halkının “tüm dünyanın ABD önderliğinde kendi nükleer hareketi karşısında kıyam etmesine rağmen, devlet görevlilerinin batılıların tehditleri ve ambargoları karşısında geri adım atmadıklarını, aksine düşmanın tüm girişimlerine rağmen atom enerjisi alanındaki imkanlarını her geçen yıl birkaç kat daha geliştirdiklerini gördüklerini” belirtti.

İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki gelişmeler karşısındaki tavrı hakkında da “İran İslam Cumhuriyeti’nin bölge meselelerindeki duruşu açık bir şekilde Müslüman ve mazlum halkların haklarının savunulması ve diktatörler ve müstekbirler karşısında durmaktır” vurgusunda bulunan İmam Ali Hamaney, Amerika ve batının bölgesel gelişmeler karşısındaki duruşunun habislikle dolu ve halklara zarar verici olduğunu kaydederek “Bölgede başlayan hareket, İslam Ümmetinin İslami hedeflere doğru başlattığı bir harekettir ve ilahi vaade göre de kesinlikle zaferle sonuçlanacaktır” dedi.

ABD’nin bölgedeki hadiseler karşısında şaşkına döndüğünü söyleyen İmam Ali Hamaney, sözlerinin devamında şunları söyledi:
“Amerikalılar bölge hadiseleri karşısında başta çok şaşırdılar, böyle bir değişimin meydana gelişini kabul etmek istemiyorlardı. Bu yüzden tahlilde bulunamadılar, sonrasında da olayları doğru dürüst yorumlayamadıklarından ve halkı da tanımıyor olmalarından dolayı birbiriyle çelişkili tavırlar takındılar” dedi.

“Amerikalıların davranışlarında bugüne değin sürekli görünen şey diktatörleri desteklemeleridir. Onlar aslında Hüsnü Mübarek’i bile son ana kadar savundular, fakat artık bunun işe yaramadığını anladıklarında onu da başlarından kovdular. Bu Amerika’ya bağımlı diktatörlere ibret olsun, kullanım tarihleri bitip faydasız kaldıklarında onları eski bir elbise gibi kenara atacaklar” diyen İmam Ali Hamaney, “İlahi tevfikin inayeti ve Allah’ın kudreti ile Amerika’nın bölgedeki yenilgi silsilesi devam edecektir. Amerika ve batı bahsedilen ülkelerdeki unsurlarının eliyle iki hileye daha girişti. Bunlardan biri ‘fırsatçılık’, diğeri de ‘benzerini yontma’ idi. Fırsatçılıkları devrimlere el koyma çabalarında gözüktü ama bunda yenilgiye uğradılar.

“Libya meselesine gelince, bizler Libya devletinin halkı karşısında başvurduğu katliamı ve baskıyı, şehirlerin ve sivillerin bombardımana uğratılmasını yüzde yüz kınıyoruz, ama aynı şekilde Amerikalıların ve batılıların bu işe girişmelerini de yüzde yüz mahkûm ediyoruz” diyen İmam Ali Hamaney, “Amerikalılar ve batılılar halkı korumak için Libya’ya girmek ve askeri operasyon gerçekleştirmek istediklerini iddia ediyorlar. Onların bu iddialarını kabul etmeye asla imkân yoktur. Bunlar eğer gerçekten Libya halkının haklarının savunucusu olsalar ve canları Libya halkı için yanmış olsaydı, bu halk bir aydır bombardıman altında yaşarken kendilerine değişik imkânlar ve uçaksavar silahları sağlarlardı. Fakat bunun yerine batılıların bir ay boyunca oturup halkın katledilişini izlediklerini gördük. Şimdi ise müdahalede bulunmak istiyorlar. Demek ki Libya halkını korumanın peşinde değiller, Libya’nın petrolünü istiyorlar.”

İmam Ali Hamaney, Batılıların Bahreyn’de yeni bir Şii-Sünni meselesi oluşturarak bölgeye dâhil olmak istediklerini belirterek, Fars Körfezi ülkelerinden bazı siyasetçiler ve gazetecilerin de boş konuşarak Bahreyn meselesinin Şii-Sünni savaşı olduğunu söylediklerini oysa asla böyle bir şeyin olmadığını bu ülkenin meselesinin bir milletin kendisine yapılan zulme itiraz etmesi olduğunu, Bahreyn meselesinin Tunus, Mısır, Libya ve Yemen sorunlarıyla hiçbir farkı bulunmadığını dile getirdi.

İmam Ali Hamaney, konuşmasının ayrı bir yerinde de “Bizler Gazze, Filistin, Tunus, Libya, Mısır, Bahreyn ve Yemen arasında bir fark görmüyoruz ve nerede olursa olsun milletler karşısındaki zulmü mahkûm ediyor, İslam şiarı ve özgürlük yolundaki hareketleri destekliyoruz” dedi.

Başa dön tuşu
Bugün 23 Haziran 2026 (13) içerik yüklenmiştir.