
Japonya, sentetik, evrensel uyumlu bir kan ikamesi için klinik deneylere başladı. Bu, özellikle kaynakları yetersiz ülkeler için acil tıp ve transfüzyon sistemlerinde potansiyel bir atılım anlamına geliyor.
Japonya, Nara Tıp Üniversitesi’nden Profesör Hiromi Sakai’nin ekibinin liderliğinde yürütülen bir proje kapsamında insan gönüllüler üzerinde evrensel yapay kan testlerine başladı.
Newsweek’e göre aşının ilk dozları Mart ayında uygulandı.
Tüm kan gruplarında kullanılmak üzere tasarlanan ve iki yıla kadar raf ömrüne sahip sentetik kan, tedarik sıkıntısı, enfeksiyon riski, kısa depolama süresi ve uyumluluk uyumsuzlukları gibi mevcut kan nakli uygulamalarındaki kronik sınırlamaları çözmeyi amaçlıyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde her yıl 118 milyon kan bağışı toplanıyor ve bunların yüzde 40’ı, dünya nüfusunun yalnızca yüzde 16’sını oluşturan yüksek gelirli ülkelerden geliyor.
Bu eşitsizlik, düşük gelirli birçok bölgenin, özellikle cerrahi, acil ve anne bakımı alanlarında hayat kurtarıcı kana yeterli erişimden yoksun kalmasına neden oluyor.
Yapay kan, istikrarlı, virüssüz ve evrensel olarak uyumlu bir alternatif sunarak bu bölgelerdeki ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilir.
Mevcut aşamada 16 sağlıklı yetişkin gönüllüye 100 ila 400 mililitre arasında değişen dozlar verildi.
Deneme bundan sonra ciddi yan etkilerin olmaması koşuluyla, ilacın güvenliği ve etkililiğini değerlendirmeye odaklanacak.
Sakai’nin laboratuvarı, yapay kanın enfeksiyonlar, bağışıklık tepkileri ve kan grubu uyumsuzlukları gibi geleneksel transfüzyonlarla ilişkili temel riskleri ele aldığını belirtti.
Hemoglobin vezikülleri adı verilen sentetik ürün, donör kanından hemoglobinin çıkarılıp lipit zarlara yerleştirilmesiyle elde ediliyor.
Bu veziküller, kan grubu antijenlerini taşımadan kırmızı kan hücrelerinin oksijen taşıma işlevini taklit ediyor, bu da onları evrensel olarak uygulanabilir ve virüssüz hale getiriyor.
Bu çalışma, hemoglobin keseciklerinin oksijen iletiminde doğal kırmızı kan hücrelerini taklit edebileceğini gösteren 2022 tarihli önceki araştırmanın devamı niteliğinde.
O dönemde ateş ve döküntü gibi hafif yan etkiler bildirilmiş ancak bunlar komplikasyonsuz bir şekilde iyileşmiştir.
Bu gelişme, Batı’nın tıbbi teknolojideki tekelleşmesi ve sağlık kaynaklarının eşitsiz dağılımı nedeniyle sürekli ve güvenli kan tedarikini sağlayamayan ülkeler için hayati bir çözüm sunabilir.
