
Küba Cumhurbaşkanı Amerika’nın bu ülke halkının son dönemde koronavirüs kısıtlamaları ve aşılama sürecine protestolarında komplocu ve müdahaleci bir yaklaşım sergilediğini açıkladı. Miguel Díaz-Canel Washington’u bu ülkedeki son kaoslardan sorumlu tutup insanları kışkırttığını söyledi. Küba Cumhurbaşkanı ayrıca birçok protestocunun Amerika’nın sosyal medyada başlattığı algı operasyonları ile kışkırtıldığını belirterek “
Küba’daki durumlar öncesine göre zorlaşmıştır. Zor ekonomik koşullar, elektriksizlik, koronavirüs hastalığının hala yayılması ve aşılama sürecinin yavaş yürütülmesi Kübalı vatandaşlara yönelik baskıları arttırmıştır. Öyle ki binlerce Kübalı mevcut koşulları protesto etmek amacı ile sokaklara inmiş ve hükümete karşı sloganlar atmıştır.
Küba 60 yıldır Amerika’nın ekonomik, ticari ve mali kuşatması altındadır.
Gerçekte Washington makamları 60 yılı aşkındır bu ülkeyi özgürlükçü ve adalettalep ülküleri yüzünden ve Washington’un siyasetlerine uymaması yüzünden geniş çaplı ekonomik ve siyasi yaptırımlara tabi tutmuştur.
Bu yaptırımlar ise Amerika başkanı Donald Trump döneminde artmıştır. Öyle ki Trump Küba’ya karşı 243 yeni yaptırım hayata geçirmiştir.Bu yaptırımların hepsi de yürürlüktedir.
Bu yaptırımlar Küba’ya yönelik ekonomik baskıları iyice arttırmıştır. Özellikle de son bir yılda Kovid 19 hastalığının yayılması ile koşullar daha da zorlaşmış ve ilaç, tıbbi malzeme ve cihazlar, aşı ve gıda maddelerinin temininde ciddi sorunlar yaşanılmaya başlanmıştır.
Yayımlanan istatistiklere göre Amerika’nın ekonomik yaptırımlarından dolayı Küba gıda ve tarımcılık sektörüne Nisan 2019’dan Mart 2020’ye kadar 428 milyon dolar zarar verilmiştir. Bu dönemde ise Amerika’nın Küba ekonomisine verdiği toplam zarar ise 5. 57 milyar dolar kadar olmuştur.
Küba’nın uluslararası kurum ve kuruluşlardaki daimi temsilcisi Jose Carlos Rodriguez, Amerika’nın tek taraflı yaptırımlarını ve zorba siyasetlerini eleştirerek Amerika’yı kalkınma hedefleri özellikle de gıdaya erişim yolunda engel olarak değerlendirdi.
Amerika geniş çaplı yaptırımlarına rağmen, bu ülkenin ileriye dönük hareketini durduramamıştır. Koronavirüs krizi ortasında da Küba, bu pandemi ile mücadele etmek ve aşı üretmek için büyük çabalarda bulunmuştur. Öyle ki geniş çaplı aşılama programları yürütülmeye başlatılmıştır. Bu ülkenin ürettiği aşının diğer Latin Amerika ülkelerine de dağıtılması planlanmaktadır.
Tüm bu başarılara rağmen Amerika Küba ve tabii ki Venezuela’daki solcu Latin Amerika hükümetlerini devirmeye çalışıyor.
Joe Biden ise Küba ilişkileri düzeltme ve ekonomik baskıları kaldırma sözü verse de pratikte bu baskıyı devam ettirmektedir. Bu tür ülkelerde muhalifleri desteklemek ve kaos yaratmak Washington’un vaz geçilmez siyaseti olarak hep izlenmiştir. Bu bağlamda Washington makamları son günlerde Kübalı protestocuları kışkırtarak, protestoları istediği yöne çekmeye ve Küba hükümetini hedef almaya çalışıyor. Küba Cumhurbaşkanının de belirttiği gibi ” Protestocular haklılar. Ancak sabote edilmiş sosyal medya faaliyetleri Amerika ve paralı askerleri tarafından yürütülmektedir. Daha fazla kışkırtmaya tolerans göstermeyeceğimiz hususunda herkesi uyarıyorum. “
Bu doğrultuda Amerika hükümetinin bilinmeyen bir makamı Washington Post’a şu açıklamalarda bulundu: ” Dünyada ve bölgede kaos üzerine çalışıyoruz. Belli ülkelerde koronavirüs ile mücadele ve demokrasinin dağılması hususunda çalışıyoruz. “
Küba cumhurbaşkanı Amerika’nın hasmane siyasetlerinin devamı hususunda ve bu ülkenin Küba işlerine müdahaleleri konusunda uyarıda bulunmuştur. Görünen o ki Amerika’nın Küba’ya karşı siyasetlerinin yenilgisi, Amerika’yı yeni bir yola götürmüştür. Amerika muhalifleri yönlendirerek halkı kışkırtarak hükümete karşı ayaklandırmak istiyor. Amerika ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan’ın de Twitter’da paylaştığı gibi Amerika yaptırımlarına karşı sokaklara inen barışçıl Kübalılar Amerika tarafından destekleniyor.
Amerika bu doğrultudaki çabalarını devam ettirse de daha önce Kübalı makamlar, anti emperyalist faaliyetlerin devam edeceğine ve hürriyetçi ülkülerin de sürdürülmesine vurgu yapmıştı. Bu bağlamda Küba Cumhurbaşkanı Miguel Diaz Canel ” Buralarda kimse teslim olmaz. ” açıklamasında bulundu.
