Latin Amerika

Latin Amerika için Bolivarcı İttifakı’ndan Amerika’ya Karşı Durma Çağrısı

Karaiplerdeki Küba, Nikaraguay, Venezuela gibi ülkelerin bir araya gelmesi ile oluşturulan Latin Amerika için Bolivarcı İttifakı-ALBA Cumartesi günü Küba’nın başkenti Havana’daki ALBA zirvesinin sonunda üyelerini Amerika’nın saldırgan ve müdahaleci siyasetlerine karşı durma yönünde birlik olmaya çağırdı.

Bu birliğin sonuç bildirisinde ayrıca dış tehditler, müdahaleler ve saldırılara karşı da safların birleştirilmesine vurgu yapıldı. Bu bildiride Bolivya’da Evo Morales yasal hükümetine karşı hayata geçirilen darbe, Amerika hükümetinin Venezuela’ya karşı kaba kuvvete dayalı tehditleri ve Nikaraguay Cumhurbaşkanı Daniel Ortega’ya karşı istikrarsızlaştırıcı girişimleri de kınandı.

Latin Amerika için Bolivarcı İttifakı zirvesi çoğu Latin Amerikan ülkesinin bir süredir Amerika’nın doğrudan veya dolaylı baskıları altında kaldığı bir sırada gerçekleşti.

Amerika 19’uncu yüzyıldan itibaren Monroe Doktrini çerçevesinde her daim Latin Amerika’yı kendi arka bahçesi olarak görmüştür. Amerika hala bu yaklaşım içerisindedir. Öyle ki Amerika eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da Monroe Doktrinine değinerek açık bir şekilde Latin Amerika’yı Washington’un özel etki alanı adlandırmış ve Amerika’ın bu doktrin çerçevesinde Latin Amerika içişlerine müdahale etmesi hakkına sahip olduğunu belirtmişti. Gerçekte Washington hala kendini Latin Amerika’nın sahibi ve kayyumu sayıp bu yüzden de her daim bölgedeki solcu hükümetlere karşı hasamane ve devrimci girişimlerde bulunarak kendi çıkarlarını gerçekleştirmek istemiştir.

Amerika başkanı Donald Trump ise son yıllarda Latin Amerika ülkeleri, özellikle de Venezuela, Küba ve Nikaraguay gibi anti kolonyalist ve adalettalep ülkülere sahip ülkelere nüfuzunu arttırmak istemesi yüzünden bu ülkelere yönelik siyasi ve ekonomik baskıları da iyice arttırmıştır. Gerçekte Trump Latin Amerika’da kendisine yakın hükümetleri iş başına getirerek bölgedeki varlığını perçinlemek ve genişletmek istiyor.

Bölgede darbelerin desteklenmesi, ağır siyasi ve ekonomik yaptırımların uygulanması ve askeri tehditlerde bulunması Washington’un solcu ülkelerine yönelik siyasetlerinden sayılır. Nitekim Amerika Venezuela’da da Maduro’nun iç muhaliflerini destekleyerek, ağır ekonomik yaptırımlar özellikle de bankacılık ve petrol alanına ambargolar uygulayıp muhaliflerin lideri Juan Guaido’yu desteklemek sureti ile ayrıca sabotaj girişimleri sayesinde Maduro’nun yasal hükümetini devirmeye ve kendi kuklasını işbaşına getirmeye çalışmıştır.

Tabii Washington’un bu entrikaları şimdiye kadar etkili olmamıştır. Ancak Maduro’yu devirmeye yönelik girişimlerin devam ettiği söylenmelidir.

Küba da Washington’un ağır baskılar ve yaptırımlarına hedef olan ülkelerden biridir. Küba makamları her daim Beyaz Saray’ın son onyıllarda Havana’ya karşı uyguladığı hasmane siyasetleri ve ağır ekonomik kuşatma politikalarının Küba halkının hayatını günden güne zorlaştırdığını belirtiyor.

Küba Cumhurbaşkanı Miguel Diaz Canel ise Amerika’nın Bağımsız Latin Amerika ülkelerine hasamane siyasetlerini kınayarak şöyle bir vurguda bulundu: “Washington hala bu ülkelerin kaynakları ve zenginliklerinin talan etmeye ve yağmalamaya çalışıyor.”

Gerçekte Washington Latin Amerika kontrolünü ele geçirerek Amerika karşıtı bir hareketin başlamasını baştan önlemek ve bölge ülkelerinin kaynakları ve servetlerinden yararlanmak istemektedir.

Amerika bölge ülkelerine yönelik baskılarını arttırsa da ancak Latin Amerika ülkelerinin direnişi ve onların ülkülerine bağlılığı şimdiye dek Washington’un bölgedeki siyasetlerini uygulamakta başarısız kalmasına neden olmuştur. Bu bölgenin ülkeleri tüm baskılara rağmen hala Washington’un karşısında dik durmaya çalışıp bu direnişi kendi ülküleri olarak bellemişlerdir.

Nitekim Küba Cumhurbaşkanı Miguel Diaz Canel ve Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro da şöyle bir açıklamada bulundular: “Amerika yaptırımları sadece Latin Amerika ülkelerinin daha kararlı hale gelmesine, azimlerinin artmasına ve bölgedeki toplumsal değişiklileri desteklemek yönündeki dayanışmanın güçlenmesine yol açacaktır. ”

Şimdi de Latin Amerika için Bolivarcı İttifakı zirvesi Amerika tehditler karşısında mücadelesi, özgürlükçü ülkülerin gerçekleştirilmesi yönünde adım atılması ve saldırgan ve hasmane siyasetlere karşı koyulmasına vurgu yapılması için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

Başa dön tuşu
Bugün 18 Ekim 2021 (1) içerik yüklenmiştir.