Lübnan’da mutabakat ihlal ediliyor: İran’ın yanıtı ne olacak?

Siyonist rejim ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan’ın güneyini bombalıyor. Mutabakatın ihlal edilmesiyle şu ciddi soru ortaya çıkıyor: İran, Lübnan’da İsrail saldırılarının devam etmesini önlemek için hangi çözümleri kullanabilir?
ABD ve İran, savaşı sonlandırmak için 15 Haziran’da anlaştı. 14 maddelik mutabakat metninin en önemli hükümlerinden biri, tüm cephelerde askeri operasyonların tamamen durdurulmasıdır. Söz konusu anlaşmanın birinci paragrafına göre, ateşkes Lübnan da dahil olmak üzere Direniş Ekseni’yle ilgili tüm cepheleri kapsıyor.
Ancak son günlerde Siyonist rejim, Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarına yeniden başladı; gözlemciler bunu mutabakat zaptının 1. paragrafının açık bir ihlali olarak değerlendiriyor.
“Lübnan’a yönelik saldırıları durdurmanın yolu askeri müdahaledir”
İran Meclisi Milli Savunma ve İtibar Fraksiyonu Başkanı Hüccetülislam Mücteba Zünnur, Mehr muhabirine yaptığı açıklamada, İran ve ABD arasındaki mutabakat zaptındaki maddelere rağmen İsrail rejiminin Lübnan’a yönelik saldırılarının devam etmesine tepki gösterdi.
Müzakere heyetlerinin bu konuda ihmalkâr davrandığını belirten Zünnur, “Mutabakat zaptına, anlaşmanın herhangi bir maddesinin ihlal edilmesinin tüm maddelerin ihlali sayılacağına dair bir hüküm eklenmeliydi; yani ‘ya hep ya hiç’ ilkesi benimsenmeliydi. Bu nokta göz ardı edilmiş. Madem bu madde metne dahil edilmedi, gelecekteki müzakerelerde ve olası bir anlaşma metni hazırlanırken bu konunun mutlaka dikkate alınması şarttır” dedi.
Zünnur, “Bu mutabakat zaptının maddelerinden biri, Lübnan’a yönelik saldırıların durdurulması gerektiğini açıkça belirtmektedir. Eğer düşman bu maddeyi ihlal eder ve biz buna müsamaha gösterirsek, bu durum daha fazla ihlale yol açabilir. Ancak duruşumuzdaki kararlılığı, ciddiyeti ve hassasiyeti görürlerse, anlaşmanın diğer maddelerine de sadık kalacaklardır.”
“Sadece tehdit yeterli değil, pratik cevap verilmeli”
İran Meclisi Milli Savunma ve İtibar Fraksiyonu Başkanı, sadece tehdit etmenin yeterli olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:
“En önemli seçenek, İran’ın vakit kaybetmeden karşılık vermesidir. Yani silahlı kuvvetlerimiz derhal sert bir yanıt vermelidir. Bu yanıtın doğrudan Tel Aviv veya Hayfa’yı hedef alması şart değildir; bunun yerine operasyonel güçlerin toplandığı ve Lübnan’a saldıran bölgeler hedef alınarak yoğun bir füze bombardımanı gerçekleştirilebilir. Bu tür bir adım, düşmanı anlaşma hükümlerine ve sorumluluklarına uymaya zorlayacaktır”
“İran, İsrail’e karşı sert bir yanıt vermeli”
Zünnur, düşmanın yanlış hesaplar içinde olduğunu belirterek, “Düşman, ABD ile savaşın sona ermiş olmasını fırsat bilerek, İran’ın Lübnan meselesi yüzünden mevcut durumu bozmak istemediğini sanıyor. Ancak düşmanın bu hesaplarını altüst etmek için mutlaka sert bir yanıt vermeliyiz. Bu, İran’ın mutabakat metnindeki tüm maddelerin uygulanması konusundaki hassasiyetini göstermesi açısından kritiktir” değerlendirmesinde bulundu.
Zünnur, sözlerine şöyle devam etti:
“Böyle bir durumda iki senaryo ortaya çıkacaktır: Ya ABD, İran’ın yanıtına karşılık verecek ve İsrail rejimine destek verecektir. Bu durumda ABD’nin gerçek yüzü de ortaya çıkmış olacak; herkes onların da savaşın sona ermesini istemediğini ve asıl amaçlarının İran’ın çıkarlarını engellemek olduğunu anlayacaktır”
“ABD İsrail’e destek verirse Hürmüz Boğazı kapatılmalı”
ABD’nin İsrail’e destek vermesi durumunda Hürmüz Boğazı’nın kapatılması gerektiğini belirten Zünnur, bölgedeki gerilimin boyutlarına dikkat çekti.
“ABD müdahil olursa Hürmüz Boğazı Derhal kapatılacaktır”
İranlı milletvekili, İsrail rejimine karşı yapılacak bir müdahalede ABD’nin safını belli etmesi durumunda sert önlemler alınacağını vurgulayarak, “Eğer ABD, İsrail rejimine destek vererek İran İslam Cumhuriyeti ile karşı karşıya gelirse, Hürmüz Boğazı’nı derhal kapatmalı ve onlar için zorlu koşullar oluşturmalıyız. Ancak ABD, İran’ın İsrail’e yönelik eylemlerine karşı bir duruş sergilemez ve müdahil olmazsa, İsrail rejimi yalnız kalacak ve biz onlardan ağır bir intikam alacağız” ifadelerini kullandı.
“İsrail ya geri adım atacak ya da yenilecek”
Sürece dair İsrail’in önünde iki seçenek bulunduğunu belirten Zünnur, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu durumda, Siyonist rejimin iki seçeneği var: Ya ABD’nin yardımı olmadan İran’la savaşa devam edecek, ki bu durumda Allah’ın yardımıyla sahada üstünlük sağlayacağız ve istenen sonucu elde edeceğiz, ya da İran İslam Cumhuriyeti’nin eylemi nedeniyle Siyonistler Lübnan’daki saldırganlığı durduracak ve müttefiklerimizle ilişki kurmayacaklar ki bu da İran için arzu edilen bir durumdur.
“Üçüncü Seçenek: ABD Müdahalesi ve Hürmüz Boğazı”
Kum milletvekili Zünnur, üçüncü bir ihtimalin de ABD’nin İsrail ile birlikte harekete geçmesi olduğunu ifade ederek, “Eğer ABD, İsrail rejimiyle birlikte devreye girerse, en başa döneriz ve Hürmüz Boğazı’nı kapatırız. Amerikanların bu durumu tahammül etmeleri mümkün değildir; bu durum onları, İsrail rejimini ve onun ‘sadık köpeğini’ dizginlemeye mecbur bırakacaktır. Dolayısıyla doğru yol, vakit kaybetmeksizin düşmana karşı ciddi, kararlı ve tavizsiz bir duruş sergilemektir” diye konuştu.
“Lübnan’a Saldırılar Sürerse Hürmüz Boğazı Derhal Kapatılmalı”
Mehr’e konuşan İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi İsmail Kevseri , İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarına tepki gösterdi.
Kevseri, Lübnan’daki durumun kontrolden çıkması halinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılabileceği uyarısını yaptı.
“Mutabakatın ihlal edildiği net bir şekilde ilan edilmeli”
İran ve ABD arasındaki, Lübnan’a saldırılmaması gerektiğini vurgulayan mutabakat zaptına dikkat çeken Kevseri, ABD’nin bu süreçteki rolünü eleştirerek, “Eğer ABD, bu mutabakata sadık kalma ve İsrail rejiminin vahşi eylemlerini dizginleme iradesini göstermezse; hem ateşkesin hem de mutabakatın ABD ve işgalci İsrail rejimi tarafından ihlal edildiği şeffaf bir şekilde dünyaya ilan edilmelidir” dedi.
“Hürmüz Boğazı’nın geçişine kısıtlama getirilebilir”
Lübnan’daki saldırıları durdurmak için İran İslam Cumhuriyeti’nin değerlendirdiği çözüm yollarına değinen Kevseri, “Atabileceğimiz adımlardan biri, Hürmüz Boğazı’nı derhal kapatmak ve buradaki geçişlere izin vermemektir. Boğazdan geçiş izni, yalnızca bizim belirlediğimiz gemilere yönelik olacaktır” ifadelerini kullandı.
“İsrail’e karşı caydırıcı önlemler alınmalı”
İranlı milletvekili, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ve ateşkes ihlalleri karşısında İran’ın caydırıcı bir strateji izlemesi gerektiğini vurguladı.
“Hürmüz Boğazı’ndaki geçişler bir uyarı unsuru olabilir”
İran’ın anlaşmalara sadık kalınması gerektiğini hatırlatan milletvekili, karşı tarafın İran ile yapılan mutabakatların ciddiyetini anlaması için Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin kısıtlanabileceğini belirtti. Kevseri, “Karşı taraf, İran ile yapılan anlaşmaların titizlikle uygulanması gerektiğini anlamalıdır. Bu amaçla Hürmüz Boğazı’nda geçişlere izin verilmemesi bir seçenek olarak masadadır” dedi.
“Doğrudan hedef alma seçeneği”
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına karşı askeri seçeneklerin de değerlendirildiğini belirten Kevseri, şunları söyledi: “Ateşkes ihlallerine karşı caydırıcı adımlar gündeme alınmalıdır. Çözüm yollarımızdan biri de, elimizdeki füze ve silah sistemlerini kullanarak işgalci rejimin sınırlarını doğrudan hedef almaktır. Bu, karşı tarafa İran ile yapılan mutabakatın uygulanmasının zorunlu olduğunu gösterecektir.”
“ABD, İsrail’i durdurmalı”
ABD’nin İsrail’in Lübnan saldırılarındaki rolüne de değinen Kevseri, İsrail’in bu saldırıları ABD’nin bilgisi dahilinde mi yoksa ondan bağımsız mı yaptığının analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Kevseri, “Her halükarda ABD sorumludur ve İsrail rejimini Lübnan’daki saldırıları durdurmaya zorlamalıdır. ABD, İran ile yapılan mutabakat zaptında Lübnan’daki savaşın durdurulması konusunda taahhütte bulunmuştur; bu nedenle bu taahhüde sadık kalmalı ve İsrail’i saldırıları durdurmaya mecbur bırakmalıdır” şeklinde konuştu.
“Trump, İsrail’i kontrol etme gücüne sahip değil”
Uluslararası ilişkiler uzmanı Seyyid Rıza Sadr Hüseyni Mehr’e verdiği röportajda, İsrail rejiminin Lübnan’daki ateşkes ihlallerine dikkat çekerek, ABD Başkanı Trump’ın bölgedeki saldırgan yapıları dizginleyemediğini belirtti. Sadr Hüseyni, İsrail’in İran-ABD mutabakatını açıkça sabote etmeye çalıştığını ifade etti.
“İsrail, mutabakatı sabote etmeye çalışıyor”
İsrail rejiminin Lübnan saldırılarının devam ettiğini vurgulayan Sadr Hüseyni, İran İslam Cumhuriyeti’nin tüm cephelerde, özellikle de Lübnan’da savaşın sona ermesi yönündeki mutabakat zaptına olan hassasiyetine değindi. Sadr Hüseyni, “Görünen o ki Trump, bölgenin ‘saldırgan unsurlarını’ (saldırgan köpeklerini) kontrol etme kapasitesine sahip değil. İsrail rejimi, İran ile ABD arasında varılan mutabakatı açıkça sorgulanır hale getirmeye çalışıyor” dedi.
