Mekke’de Riyad için bir getirisi olmayan üç oturum gerçekleştirdi.

Suudi Arabistan Perşembe günü Mekke’de Arap Liderleri Oturumu ve Fars Körfezi İşbirliği Oturumunu ve Cuma günü de İslam İşbirliği Teşkilatı Liderleri oturumunu düzenledi. Al Suud bu oturumları bölgesel koşullara uygun bir şekilde İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde bir konsensüs oluşturmak hedefi ile düzenledi.
Son zamanlarda Fars Körfezi bölgesinde gerilim iyice artmış bulunuyor. Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti karşısındaki tehditlerinin iyice artmasına rağmen İran bu askeri tehditlere karşı yüksek askeri gücünü ve hazırlığını göstermiş oldu.
Amerikan stratejistler bile ülke hükümetine İran ile savaş konusunda uyarılarda bulunarak Amerika’nın İran ile savaşı başlatan taraf olabileceğini, ancak İran’ın bu savaşın sonunu belirleyeceğini bildirmişlerdir. Amerika hükümeti özellikle de Amerika başkanı Donald Trump İran ile savaşın sonuçları konusundaki uyarıların farkına vararak açıkça İran ile savaşmak niyetinde olmadığını bildirdi
Trump’ın İran ile savaşmaktan geri adım atmasına rağmen Al Suud bu durumdan pek memnun olmadı. Suudi yönetimi son yıllarda Washington’u İran aleyhinde askeri bir girişimde bulundurmaya sürüklemek istemiştir. Ancak son günlerde İran ile Amerika arasındaki gerilimlerin azalmasına şahit oldu. Buna esasen Adil El Cubeyr dün Suudi Arabistan’ın İran ile savaş yanlısı olmadığını bildirdi.
Suudi muhalif aktivist Madavi Reşid El Cubeyr’in açıklamalarına tepki olarak şöyle bir vurguda bulundu:” Suudi Arabistan Yemen savaşında hedeflerine ulaşmaktaki başarısızlığının ardından şimdi de başka bir savaş başlatmak istemiyormuş!”
Suudi Arabistan düzenlediği üçlü Mekke oturumlarında da İran aleyhinde Arap-İslam konsensüsü oluşturarak özellikle Arap ülkelerinin Riyad’ın İran karşıtı siyasetlerine paralel olarak hareket ettiklerini göstermeye çalıştı. Ancak bu hedefinde de açık bir yenilgiye uğradı.
Üçlü Mekke oturumlarına katılan ülkelerin çoğu ise Suudi Arabistan’a tehditleri yanlış tespit ettiğini anlatmaya çalıştılar. Bunlara göre bölgede asıl tehdit İran değil Yüzyılın Anlaşması ile Filistin karşıtı hedefler peşinde olan Siyonist İsrail ve Amerika’dır. Buna rağmen kimi Arap ülkeleri bile bu ırkçı projede Amerika ve İsrail’in yanında yer almışlardır.
Suudi Arabistanlı makamların Mekke oturumlarındaki konuşmalarının ekseni İran’ın tehditleri olmasına karşın konuşan diğer Arap makamların ana maddeleri Yüzyılın Anlaşmasına karşı çıkmak ve Filistin meselesi idi.
Gerçekte üçlü Mekke oturumları Suudi Arabistan ve kimi ortaklarının siyasetlerinin sorgulandığı oturumlara dönüştü.
Arapça sitesi El Arabi El Cedide bu hususta şöyle yazdı:” Yüzyılın Anlaşması’nın pazarlama ve koordinasyon oturumu sayılan Bahreyn’in 25 ve 26 Haziran’da düzenleyeceği konferansı dikkate alındığında Suudi Arabistan’ın bölgesel ve Arap konferansında Filistin meselesini gölgede bırakmak için planlar yaptığı anlaşıldı. “
Londra merkezli El Kudüs El Arabi ise “Suudi Arabistan; sayısız oturum, az kazanım” başlıklı yazısında şöyle bir ifadeye yer verdi:” Mekke oturumlarının perde arkasında Yüzyılın Anlaşması’nın propagandası ve reklamı söz konusudur. “
En son nokta ise Perşembe ve Cuma günleri Mekke’de düzenlenen oturumlara birçok İslam ülkesi liderlerinin katılmaması idi. Bu gidişatın devam etmesi ise Suudi Arabistan’ın Muhammed bin Selman’ın iktidara gelmesinin ardından bölgesel konumunun da değersizleştiğinin göstergesidir.
