ArabistanHaberlerOrtadoğu

Muhammed bin Selman’ın Rüyalarının Tedrici Ölümü

Uluslararası kuruluşların bildirisi, siyasi makamların açıklamaları ve kameraların objektifleri, Suudi Veliahdı Muhammed bin Selman’ın Arjantin’in Başkenti Buenos Aires’teki G-20 Zirvesindeki güttüğü hedeflere ulaşamadığını gösteriyor.

Muhammed bin Selman Suudi Arabistan’ın en üst siyasi makamına ulaşırsa G-20 Grubunun 13’üncü zirvesini hiçbir zaman unutmayacaktır. Çünkü bu zirvede Muhammed bin Selman’ın adı, daha çok zirvenin kulislerinde geçti. Suudi Veliahdı Buenos Aires’teki G-20 Zirvesinde milli ve maddi kazanımlardan çok kişisel ve propaganda alanında çıkarların peşinde olan tek kişidir.
Suudi Veliahdı bu zirveye katıldığında Cemal Kaşıkçı cinayeti ve Yemen Savaşına yönelik tepkilerden etkilenmediğini göstermeye çalışsa da onun Buenos Aires’teki hedeflerinin iki sebepten dolayı gerçekleşmediğini söylemek mümkün.
İlk sebep Batı ülkeleri üst düzey yetkililerinin Muhammed bin Selman’dan daha ziyade kendi ifadelerine göre sağmal bir inek görevi yapan Suudi Arabistan’a ilgi duymalarıdır. Buna göre Riyad’ın petrol dolarları Batı için öncelik taşıyor ve Muhammed bin Selman’ın varlığı ve yokluğu onlar için bir şey ifade etmiyor.
Buna göre görünüşte yapılan hoşbeşler bile Muhammed bin Selman’ın cinayetlerinin unutulması anlamına gelmiyor. Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Cemal Kaşıkçı olayı ve Yemen’deki cinayetler ile ilgili Muhammed bin Selman’a çok sert bir mektup yazdı ve Britanya Başbakanı Theresa May de Cemal Kaşıkçı cinayetinin şeffaflaşmasına vurgu yaptı.
G-20 Zirvesindeki aile fotoğrafta da Muhammed bin Selman resmin bir köşesinde inzivaya çekilmiş bir şekilde yer almaktadır. Reuters Haber Ajansının yayımladığı habere göre Muhammed bin Selman başka ülkelerin yetkilileri tarafından ilgisizlikle karşılandı.
Muhammed bin Selman’ın bu zirvedeki başarısızlığını gösteren bir başka sebep de Suudi Veliahdının Buenos Aires’teki G-20 Zirvesine katıldığı sıralarda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün ” Adalet Yaklaşıyor” başlıklı bir bildiri yayımlayarak Arjantin Başsavcısından Muhammed bin Selman’ın direkt emrinde olan Suudi Koalisyonunun Yemen aleyhindeki cinayetleri konusunda araştırmalar yapmasını istemesi oldu.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik Sözcüsü Stephane Dujarric de BM Genel Sekreterinin Cemal Kaşıkçı olayı ile tutumunun değişmediğini ve hala bu feci ölümün gerçeklerinin netleşmesini istediğini belirtti.
Görünen o ki Muhammed bin Selman’ın Suudi Arabistan krallığına ulaşması gibi afaki rüyaları tedricen yok oluyor. Maceracı Suudi Prensi artık ortakları ve destekçileri arasında bile yerini ve konumunu bile kaybetmiş gibi görünüyor. Böyle bir durumda her şeyden daha fazla önemli görünen mesele şudur: İç ve dış siyasette özellikle de stratejik konuma sahip olan ülkelerde çatışma yanlısı, savaş yanlısı ve cinayet yanlısı olmanın kötü bir sonuca ulaşacağının kesin olmasıdır.
Yeni Saddam lakabı ile tanınmaya başlayan Muhammed bin Selman, tarihten ders çıkarıp Batılıların Saddam’ı İran aleyhinde kullandıktan sonra nasıl harcandığını, sonunda da destekçisi olan Amerika tarafından saldırıya uğrayıp sonu geldiğini unutmaması lazım./

Başa dön tuşu
Bugün 01 Ağustos 2026 (66) içerik yüklenmiştir.