Dünyaİran

Natanz Nükleer Tesisi’nde kaza ve uluslararası camia ve UAEA’nin üzerine düşenler

Dün sabah saatlerinde Natanz nükleer tesisinde bir kaza meydana geldi.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, Natanz Nükleer Tesisi’ndeki kaza hakkında yaptığı açıklamada, bu kazanın nükleer bir terörizm olduğunu belirtip, olayı kınayarak, bunun İran’ın sınai ve siyasi alandaki ilerlemelerine karşı olanların ülkenin nükleer sektördeki kayda değer ilerlemesine engel olma çabalarının başarısızlığını gösterdiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, Natanz Nükleer Tesisi’ndeki kazaya işaretle, bu kritik koşullarda nükleer tesisler ve bilim insanlarının uygun biçimde korunması zaruretine vurgu yaptı. İşgal rejimi yetkililerinin açık şekilde İran’a yönelik zalimce yaptırımların kaldırılmasına izin vermeyeceklerini söylediklerine dikkat çeken Bakan Zarif, gelinen aşamada kendi hedeflerine ulaşabileceklerini zannettiklerini, ancak İran’ın nükleer alanda daha fazla ilerleme kaydetmekle Siyonistler’e yanıt vereceğini vurguladı.
Natanz Nükleer Tesisi’ne şimdiye dek ABD ve İsrail rejimi defalarca saldırı düzenlemiştir. İlk olarak 2006 yılında George Bush ve ardından Barak Obama başkanlığı döneminde ABD ve işgal rejimi Stuxnet gibi virüslerle İran’ın nükleer tesislerine yönelik yıkıcı eylemde bulundular. Hatta 2015 yılında Viyana’da İran ile 5+1 Grubu üyeleri müzakere masasına oturduğu bir sırada bu tür saldırılar gerçekleşti.
Uluslararası hukuk açısından ve nükleer tesislerin emniyeti ile ilgili bağlayıcı kurallar ve UAEA sözleşmesi uyarınca ülkelerin nükleer tesislerine yönelik siber saldırıları yasaklanmıştır. Ancak bölgede daima kriz peşinde olan işgal rejimi ve terörist müttefikleri, uluslararası kural ve yasaları her daim çiğnemiş bulunuyor. Siyonist yetkililer, devlet terörü faaliyetleri çerçevesinde sabotaj eylemlerini küstahlıkla sürdürmeye devam ediyorlar. Siber saldırılar vekaleten ve saldırıyı gerçekleştiren tarafça üstlenmeden yapılabilir. Belki de işgal rejimi saldırıların sorumluluğundan kaçınması amacıyla kendi maşaları üzerinden kendi hedeflerine yönelik saldırılar düzenliyor. Tabii işgal rejimi siber saldırıların yanısıra açık şekilde de saldırılar düzenlemiş ve düzenliyor. Nitekim 1981 yılında Irak’ın nükleer tesislerine BM antlaşmasını ihlal ederek saldırı düzenledi. BM 487 sayılı kararnamesinde İsrail’in Irak’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıyı kınadıktan sonra bu rejimden yıkıcı eylem ve saldırılarını durdurmasını istedi. Ancak kan ve terörden beslenen işgal rejimi hala yıkıcı eylem ve saldırılarına devam etmekte. Siyonist rejimin Suriye’ye saldırıları, MOSSAD’ın terör örgütleri ve casusluk şebekeleriyle işbirliği ve gizli nükleer faaliyetlerini geliştirmesi ve nükleer terörizmini sürdürmesi, bu rejimin bölgedeki tehlikeli ve agresif yaklaşımının emareleri sayılıyor.
Sonuç itibarıyla işgal rejimi İsrail’in UAEA denetimi altında olan nükleer tesislere yönelik sabotaj eylemleri, BM antlaşması, UAEA sözleşmesi ve nükleer tesislerin emniyeti ile ilgili bağlayıcı olan uluslararası belgelerin ihlali anlamına gelmekte. Bu nedenle İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, uluslararası camia ve UAEA’dan nükleer terörizme karşı koymasını isteyerek, İran İslam Cumhuriyeti’nin eylemi gerçekleştirenler ve azmettiricilerine karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu belirtti.

Başa dön tuşu
Bugün 01 Ağustos 2021 (26) içerik yüklenmiştir.