İran

Nükleer Bilim Adamlarının Suikaste Uğramasının İnsanlığa Karşı Cinayet Olması

İran İslam Cumhuriyeti yargı erki insan hakları kurulu sekreteri ve uluslararası işler yargı erki başkanı yardımcısı Kazım Garibabadi Cumartesi günü Muhsin Fahrizade’nin şehadet yıldönümü dolayısı ile yaptığı açıklamada nükleer bilim adamlara suikast düzenlenmesini insanlığa karşı cinayet ve uluslararası hukukun ihlali olarak adlandırdı.

Garibabadi ayrıca uluslararası kurum ve kuruluşların ve terörizm ile mücadele ettiklerini iddia eden ülkelerin pasifliği ve sessizliğini eleştirerek nükleer bilim adamlarına suikast ile ilgili olan dört dosyada Tahran Adalet Sarayının sona geldiğini belirtti.

İran İslam Cumhuriyeti savunma bakanlığı araştırma ve yaratıcılık kurumu başkanı Muhsin Fahrizade 27 Kasım 2020’de Tahran ilinin Abserd şehrinde suikaste uğrayarak şehit düşürülmüştü.

Şehit Fahrizade üniversite hocası ve tanınan bir fizikçi idi. Birçok bilimsel yaratıcı eseri bulunmakta idi. Özellikle de kimyasal sivil savunma, biyolojik ve nükleer alanlarda özel amaçlı çalışmalar yapmış ve nükleer bilim alanında da büyük hizmetlere imza atmıştı.

İran İslam Cumhuriyeti İslam İnkılabı zaferinden sonra geniş çaplı terör saldırılarına uğramıştır. Ülkenin siyasi ve devrimci şahsiyetlerinin suikaste uğraması ve 17 bin sivil suçsuz insanın suikaste uğraması, Amerika ve destek verdiği teröristlerin işelediği cinayetlerin sadece bir kısmıdır. Amerika’nın Siyonist Rejimin cinayet dolu rolünü kullanarak son onyıllarda planlı suikast saldırıları 2010, 2011 ve 2012 yılında birkaç İranlı bilim adamının suikaste uğraması ile başladı. İran’ın büyük savunma ve nükleer bilim şahsiyetlerinden olan Dr. Muhsin Fahrizade’nin suikaste uğrayıp şehit düşürülmesi de bu terör eylemlerinin devamında geldi.

Bu hususu analiz ederken üç önemli nokta göze çarpmaktadır:

İlk husus, Amerikalı-İsrailli casusluk kurumları ve onların desteklediği terör ağları tarafından izlenen garazkar hedefler ve siyasi çalışmalardır.

İkinci husus düşmanların İran’ın bilimsel gelişmesini engellemeye çalışmasıdır. Tüm suikast ve yaptırımlara rağmen ve de nükleer tesislere sabotaj girişimleri yapılmasına rağmen bu düşmanlar hedeflerine ulaşamamışlardır.

Üçüncü husus, İran’ın güç ve güvenlik altyapılarına darbe indirmektir. İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Kasım Süleymani’ye suikast düzenlenmesi bu planlı hedeflerin bir başka örneğidir.

İran İslam Cumhuriyeti Batı’nın terörizm ile mücadelede çifte standartlı davrandığını bu tür davranışların zaten küresel terörizm ile mücadeleyi de yenilgiye uğratacağını düşünüyor. Son onyıldaki deneyimler de bu ikili siyasetlerin devam etmesinin sonunda devlet terörizminin yayılmasına ve yaygınlaşmasına yol açacağını göstermektedir.

Tanınmış Amerikalı analist Noam Chomsky siyasi meseleler uzmanı olarak Amerika’ynın terörizmin başını çektiğini belirterek ve bu hususta şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır: ” İran bağımsız kaldığı müddetçe ve Amerika’nın tahakkümü karşısında boyun eğmediği sürece, Amerika’nın düşmanlıkları ve muhalefeti de devam edecektir. İran İslam Cumhuriyeti Amerika açısından kabul edilemezdir, çünkü bağımsızlığına göz yummuyor. ”

Birleşmiş Milletler Teşkilatı birçok kararı ile nerede olursa olsun, kim tarafından uygulanırsa uygulansın her türlü terör eylemi, yöntemi ve sürecini cinayet olarak değerlendirip izah edilemez olduğunu ve kınamaya mahkum olduğunu belirtmiştir.

İran İslam Cumhuriyeti bu tür terör saldırılarına cevap vermek için tüm gerekli adımları atacaktır. Her hangi ihlal edici girişime ise uluslararası hukuk ve BMT Anlaşmasına uygun olarak cevap vermeyi saklı tutmaktadır.

Başa dön tuşu
Bugün 29 Kasım 2022 (10) içerik yüklenmiştir.