
Pakistan hükümeti muharrem ayında ve seyidüşşüheda İmam Hüseyin(as) ve vefalı yarenleriyle hane halkının şahadetini anma ve matem merasimlerinin güvenliğini sağlama sözü verip, gerekli güvenlik önlemlerini aldığını belirtmesine rağmen terörist fırkacı ve tekfirci gurupların Müslümanlara karşı kanlı ve hunhar saldırıları artmış bulunuyor.
Bu gerici ve beyni yıkanmış tekfirci yobaz guruplar, son olarak Pakistan’ın Ravelpendi kentinde intihar saldırısı düzenleyip, Hüseyni kıyamın şehitlerinin matemini tutan yiğit ve hürriyet aşığı Müslümanlardan kadın ve çocuk başta olmak üzere 28 masum insanı şehit edip, onlarca Müslüman’ı da yaraladılar.
Ravelpendi polis müdürü ve yetkilileriyse yaptıkları açıklamada, saldırgan intihar eylemcisinin bombalı yeleğini Hüseyniyelerinden biri olan “İmam Bargah” binasına yakın bir noktada halk kitleleri arasında patlattığını söyledi.
Perşembe günü yapılan bu vahşi ve İslam dışı saldırının ardından Pakistan Taliban Tahrik gurubunun sözcüsü İhsanüllah İhsan yaptığı açıklamada, bu canlı bomba intihar saldırısının sorumluluğunu üstlendi. Çarşamba günü de Pakistan’ın Karaçi şehrinde Müslümanlara karşı intihar saldırısı yapıldı. Bunun sonucu da çok sayıda masum insan şehit düştü ve yaralandı. Ravelpendi şehrindeki bu insanlık ve İslam dışı saldırı özel bir önem taşımaktadır. Çünkü bu kent Pakistan askeri komutanlıklar merkezi olarak en yüksek seviyede güvenlik tedbirleriyle iç içedir. Bu tekfirci ve fırkacı terör saldırısını düzenleyenler Müslümanları hedef alarak aslında Pakistan güvenlik ve askeri güçlerine karşı meydan okuyup gövde gösterisi yapmaktadırlar.
Karaçi halkı ve özellikle Şiiler terörist gurupların saldırılarına maruz kaldıkları için Pakistan ordusunu yardıma çağırdılar. Bu nedenle terörist tekfirciler Ravelpendi’yi hedef seçtiler. Bilindiği gibi Şii Müslümanları düşman ilan eden Suudi hanedan rejiminin desteğindeki vahhabi müftüler ve sözde alimler petro-dolarlarla Pakistan’da son 30- 40 yılda bir çok medrese açtılar. Bu medreselerde çocukları ve gençlerin beynini yıkayıp, İslam mezhepleri arasında ihtilaf çıkarmaya ve İslam ümmeti arasında tefrika çıkarmaya çalışıyorlar. Amerika ve İngiltere ile Suudi hanedan rejimi ve katar’ın türevi olan El-kaide ile Taliban gurupları gibi fırkacı terör örgütleri de insan kaynağını bu medreselerden temin ediyorlar. İntihar eylemcileri genellikle uyuşturucu madde ile uyuşturulup göreve gönderiliyor.
Bu Pakistan’daki bu şirret vahhabi gurupları olan “Leşkeri Cengvi”, “Sipahe Sahabe” ve “Tahrik Taliban” gibi grupları Pakistan askeri, istihbarat ve güvenlik güçlerince de bilinen terör örgütleridir. Fakat Pakistan bunlara karşı etkin bir mücadele yapamadı. Pakistanlı Müslümanlar ister Sünni ve ister Şii olsun bu şirret selefi-vahhabi terör örgütlerine karşı mücadele edilmesini istiyorlar.
Pakistan cumhurbaşkanı ve başbakanıyla güvenlik yetkilileri terör saldırıları ardından teröristleri ortadan kaldıracaklarına söz veriyorlar. Fakat bu konuda henüz başarılı olamadılar. Bu nedenle terörist tekfirci ve fırkacılar daha küstahça cinayetlerini ve İslam dışı eylemlerini sürdürüyorlar. Bu terör örgütleri ayrıca geçen günlerde Muharrem ayında bazı Vahhabi anlayışını reddeden ve İslami vahdeti destekleyen Sünni alim ve siyasi liderlere suikast düzenleyerek Pakistan’da Şii ve Sünni çatışmasını çıkarıp Pakistan’ı kan gölüne çevirmeye çalıştılar. Fakat bu şirret terör saldırısını gerçekleştiremediler. Pakistan Müslüman halkı bir taraftan Amerika’nın insansız savaş uçaklarıyla katliamdan geçiriliyor ve bir taraftan da Suudi hanedan rejimi destekli vahşi tekfirci teröristlerce katlediliyorlar.
