EyyamullahFilistinHaberlerOrtadoğu

Ramazan Şallah’ın Konuşması

Saygıdeğer topluluk!

Sevgili Gazze halkı ve Filistin’deki halkımız!

Sizleri selamlıyor ve her zaman yanınızda olduğumu söylemek istiyorum. Bugün buradaki toplantımız kutlu olsun.

Biliyorum ki sizler çok konuşma dinlediniz. Konuşmamız çok uzun tutmayacak ve 3 başlıktan bahsedeceğim.

Birinci başlık; yıldönümü ve bugün burada toplanma nedenimizdir. Belki de büyük lider ve Cihad Hareketi’nin kurucusu (Fethi Şikaki)Ebu İbrahim’in şehit edilmesinin yıldönümüne ilaveten hareketin cihada başlamasının yıldönümü ilk defa kutlanıyor.

Bütün dünya biliyor ki İslami Cihad bir fikir ve örgüt olarak direniş ve cihat yükünü omuzlamaktadır. Hareket; 70’lerin sonu ve 80’lerin başında doğmuştur. 1985 yılında silahlı direniş ve çeşitli, gizli cihat operasyonlarına başlamıştır. Ancak ilk ortaya çıkış sürecindeki en bariz olay 6 Ekim 1987’de kahraman Şucaiyye savaşında meydana gelmiş ve bu olay 1987 yılının sonlarında 1. İntifada’nın kıvılcımını çakmıştır.

Evet, Şucaiyye savaşı İslami Cihad’ın askeri eyleme başladığı eylem olmamakla birlikte en bariz eylemdir. Hatta gizli silahlı mücadelenin devam eden silsilesinin zirvesidir. Şucaiyye savaşının cihat yürüyüşümüzün ve halkımızın 1. İntifada öncesi direniş yolculuğunun tarihinde sahip olduğu yere baktığımızda; bugün gerçekten İslami Cihad’ın büyük cihadının başlangıcının şekillendiğini görürüz. 6 Ekim; hareketin bu tarihten önceki cihat ve mücadelesini ilga etmez aksine tekit eder. Çünkü 6 Ekim oluşum ve doğuş aşamasının zirvesidir.

Ama neden hareketin doğduğu günle Şikaki’nin şehit edilişinin yıldönümü ilişkilendirilmektedir? diye sorulacak soruya verilecek cevap çok basit bir şekilde Şucaiyye savaşının muharrik ismi Şikaki’dir olacaktır. Şikaki’nin şehit edilişinin yıldönümü yeni bir matem olmasın diye bunu Filistin’de büyük islam sancağı altındaki çağdaş direniş hareketi projesinin doğuşuyla ilişkilendirmek gerekiyordu.

Ey kardeşler!

Bu açıklamadan sonra yıldönümüyle alakalı en önemli kısım kalmaktadır geriye . Bu kısım Şikaki’nin yıldönümünde İslami Cihad Hareketi ve Kudüs Seriyyeleri’nin evlatlarına vereceğim mesajdır. Bu kısa ama özlü bir mesaj olacak inşallah.

Daha öncede; şehit edildiği gün Şikaki’yi tarih yapan kişi olarak vasfetmiştim. Şikaki gerçekten de öyledir. Bu yüzden diyorum ki; Şikaki’nin hayatını feda ettiği projeye bağlılık bu tarihi korumak ve bu yapıyı tamamlamaktır yıkmak değil. Projemiz dünyevi, maddi ve manevi ganimet projesi değildir. Yönetim projesi, başkanlık, şöhret ya da makam talebi değildir. Projemiz cihat, hatta İsrail’e karşı Allah yolunda savaş projesidir. Bu projenin temeli Allah’ın şu sözüne dayanmaktadır: {Allah tuğlaları birbirine kenetlenmiş binalar gibi saf olarak Allah yolunda savaşanları sever}Saf/4 Ey Şikaki’nin evlatları, ey yüce İslamın evlatları! Ben sizlerin bu emaneti yüklendiğinize, bu yapıyı koruyup onu kanınız ve fedakarlığınızla yükselttiğinize şehadet ediyorum. Ama daha önümüzde -ihlas ve özveriyle- yapacak çok iş var. Her birimiz tarih yapıcı olmalıyız, kahraman mücahitlerimiz ve esirlerimizin yaptığı tarihi yıkıcılar değil.

İkinci başlık; Filistin’deki genel durum ve siyasi gelişmelere karşı tavrımızdır. Evet, biz Filistin sahasının büyük bir kriz yaşadığının hatta tarihi bir açmaza girdiğinin bilincindeyiz. Ama bu açmaza, dünyaya, ümmetin ve bölgenin içinde olduğu duruma bakışımız çerçevesinde geniş bir açıdan bakılmalıdır. Bu şüpheli ve çetrefilli konuda çok fazla açıklama yapmayacağım. Küçük anahtarlar sunacağım ve sizden bunlara çok dikkat etmenizi, uzak ve yakın gelecekte olacak olaylara bu perspektiften bakmanızı rica edeceğim. Bu anahtarlar yaşadığınız dramatik gerçeklikte akıllarınıza hakim olan görüntünün dışında başka bir görüntü çizmemize yardımcı olacak. Bu tozpembe bir resim değil. Ama kara da değil. İçinde bir çok zorluk ve engel barındırıyor. Amerikan idaresi iç ve dış çıkmazda (evrensel mali kriz, Irak’ta saplanılan batak, Afganistan’daki yenilgi, çözüm projesinin başarısız olması ve bölgedeki direniş güçlerinin gücü) dünyanın evrensel polisliğini yapmaktadır. Özetle Amerika’nın bölgedeki projesi başarısız oldu. İsrail ise varlığı ve geleceğine dair büyük bir korku ve endişe içinde yaşamaktadır. Ama bu durum bizi nereye götürecek? Çözüme değil kesinlikle. İsrail’le yapılacak hiçbir anlaşmaya götürmeyecek. İsrail bölgede barış olsun diye değil savaş olsun diye ekilmiştir. Bu konuda yanılgıya düşmemeliyiz. Savaş üretmek; sömürge mirası, Sykes-Picot Anlaşması ve ümmet üzerindeki Batı hegemonyası gerçeğini korumanın gereklerinden biridir.

Halkımızın içindeki korkuya işaret etmek istemiyorum. Kendimizi kandırmamalı ya da başkalarının bizi kandırmasına izin vermemeliyiz. Biz; görevi savaş çıkarmak olan ve kendisiyle anlaşmanın mümkün olmadığı bir varlıkla karşı karşıyayız. Bölge düşmanla barış yapmaktan çok bir savaşa gitmeye adaydır. Filistin bu savaşın cevheri ve temel alanı olarak kalacaktır. Bu nedenle kendimizi buna hazırlamalı ve mevcut parçalanmışlık haliyle akıllarımıza baskı uygulama halinden hızlıca çıkmalıyız. Evet, parçalanma maddi ve psikolojik olarak halkımız ve davamız için kötü ve yıkıcıdır. Ama pusulayı şaşırma ve zan oyununa kapılmamalıyız. Filistin halkının yakındığı gerçek tehlike İsrail’in vatanımızı işgal etmesidir. Bizim asıl derdimiz, bu düşmanla nasıl mücadele edeceğimiz, nasıl savaşacağımız ve kendimizi savunacağımız olmalıdır. Bu aşamada bizim mesajımız ve görevimiz budur.

Ey kardeşler!

Üçüncü ve son başlık; İslami Cihad’ın diğer Filistinli gruplarla özellikle Hamas ve Fetih’le olan ilişkileridir.

Fetih’teki bazı kişiler İslami Cihad’ın iç çekişmede Hamas’tan yana olduğunu söylüyor. Hamas’taki bazı kişiler de Fetih’ten yana olduğunu.. Oysa herkes bizim bu çekişmede doğrudan taraf olmadığımızı unutuyor. Ben burada çok açık ve net diyorum ki, Hamas ve Fetih’teki kardeşler de bu sözümü çok iyi dinlesinler; ilk olarak taraf olma konusunda biz her zaman Filistin’den yanayız. Bütün Filistin ve halkımızın yanındayız. Bu nedenle bizi bazılarının safında göstermeye çalışanlara diyoruz ki; Filistinli diğer gruplara ne kadar yakınsak Hamas, Fetih ve direnişe de o kadar yakınız. Filistin’in kurtuluşu için bunun tek yol olduğuna iman ediyoruz. Eğer ölçüt Filistin ise; biz hiç kimsenin Filistin’i kendi öçlüsüne, siyasi programının ölçüsüne göre parçalaması ya da başkalarının program ve konumlarını saf dışı bırakmasının mümkün olmadığını söylüyoruz.

Burada Fetih’teki kardeşlerime nasihat ve kardeşlik babından diyorum ki; eğer parçalanmayı sonlandırmak için Hamas’a karşı olan sertlik ve tavizsizlikler düşmanla olan çözümün geleceği üzerine yapılan bahis içinse bu başarısız bir bahistir. Müzakere seçeneği kesinlikle bir Filistin devletiyle sonuçlanmayacaktır. Filistin’in bir karış toprağında bir Filistin devletinin kurulmasını kabul etmiş olsalardı onu Yaser Arafat’a verirlerdi. Ama onlar bunun yerine ona zehir verdiler ve öldürdüler. Vehim ve serap üzerine oynanan bu kadar bahis yeter. Yeter!

Hamas’taki kardeşlerime de ambargo ve parçalanmışlığın gölgesinde Gazze’nin idaresinin İslami projenin başarısı olduğunu zannediyorsanız bu da kurtulmamız gereken bir vehimdir diyoruz.

Biz, Hamas’a ilkelerini değiştirmesi ya da değerlerinden ödün vermesi gerekiyor demiyoruz. Hayır. Ancak Hamas yöntemini değiştirmelidir. Ben içerde ve dışarıdaki Hamas liderlerinin yanlış uygulamalara razı olmadıklarını biliyorum. Ama insanları ilgilendiren şey; bu işte ne düşündüğün değil ne yaptığındır.

Biz İslami Cihad olarak bu krizden ve halkımızın yaşadığı bu dramatik gerçeklikten birlikte çıkmak için Hamas, Fetih ve bütün gruplardaki kardeşlerimize elimizi uzatıyoruz. Biz bütün özgürlük hareketlerinin parçalanma, kutuplaşma ve kendini müdafaaya düştüklerini biliyoruz. Buna düşmemiş bir hareket yoktur. Ama Filistin’de bu olmamalıdır. Toprak ayaklarımızın altından çalınıyor, Kudüs Yahudileştiriliyor, haklar yitiriliyor, biz ise kendimizle, dertlerimiz ve iç çekişmelerimizle meşgulüz. Eğer bugün bizler haklarımız ve davamız üzerinde birleşemiyor, görüş birliğine varamıyorsak dünyadan ve ümmetin geri kalan kısmından ne bekliyoruz? Bu kutsal davanın bekçileri bizleriz. Biz Filistin halkıyız. Filistin ve Kudüs evine karşı ümmetin tarihi vicdanıyız. Biz işgalcilerle mücadele hattının temsilcileriyiz. Bütün tüfekler düşmana doğrultulsun.

Ey kardeşler!

Konuşmayı uzattım galiba. Ama ben son olarak size ve özellikle İslami Cihad’daki kardeşlere kanımızla, şehitlerimiz ve sabrımızla eziyet ve zorluklara katlandık ve hiçbir zaman halkımızın kanını dökmeyeceğimize karar verdiğimizi söylüyorum. Ey Cihad’ın evlatları! Bu mübarek yürüyüşü; sabır, birlik, iman, cihat ve direniş yürüyüşünü muhafaza edin. Sona varacağız… Allah’ın izniyle biz ve halkımızın samimi güçleri, bütün Filistin özgürlüğüne kavuşuncaya kadar halkımızı yeniden direniş ve cihat projesinde bir araya getireceğiz…

Şikaki’nin yıldönümünde, cihat ve şehadetin yıldönümünde… Mübarek cihat hareketinin yıldönümünde…

Kahraman şehitlere,

Yiğit esirlere,

Halkımızın sabır ve sebatına,

Her nerede olursa olsun hepinize, halkımıza, ümmetimize ve dünyanın hür insanlarına selam olsun..

Başa dön tuşu
Bugün 11 Mayıs 2021 (57) içerik yüklenmiştir.