EyyamullahHaberlerİmam Ali HamaneyİranİslamÖrnek ŞahsiyetlerOrtadoğu

Rehber’in 2008 Yılı Hacc Mesajı

İslam İnkılabı rehberinin Hac işlerinden sorumlu temsilcisi ve İranlı hacılar başkanı Ayetullah Reyşehri tarafından okunan bu mesajda özellikle dünya müslümanları ve hacılar İslami birlik ve vahdete davet edilmektedir. Aşağıda Ayetullah İmam Hamaney’nin Hac mesajının tam metni şöyledir:

Bismillahirrahmanirrahim
Vahiy diyarı bir kez daha müminleri yıllık ziyafetinde bir araya getirmiş bulunuyor. Dünyanın her tarafından şevkli gönüller şimdi İslam ve Kuran’ı Kerim’in doğduğu topraklarda, hakkında düşünmenin İslam ve Kuran’ı Kerim’den ebedi bir dersi beşeriyete veren bir ibadetle meşguller ve bu ibadet kendi başına alınan dersleri hayata geçirmek ve uygulamak için atılan simgesel adımlardır.
Bu büyük dersin gayesi, insanların kurtuluşu ve ebedi onurudur. Yolu da salih insan yetiştirip salih toplum oluşturmaktır. Öyle insanlar ki gönülde ve amelde yegâne Allah’a tapsın ve kendini şirkten ve ahlaki kirliliklerden ve sapık heveslerden arındırsın ve öyle bir toplum ki inşa edilmesinde adalet ve özgürlük, iman ve neşe ve yaşamın ve kalkınmanın tüm işaretleri kullanılsın.
Hac farizasında bireysel ve toplumsal eğitim için gereken tüm ana unsurlar yer alır. İhram anından ve ferdi özellikler ve bir çok lezzet ve nefsani hevesleri terk edilen andan, Tevhid simgesinin etrafında tavaf etmek ve put kıran fedakar İbrahim makamında namazı kılmak ve iki dağ arasında hızlı hareket etmek, Arafat çölünde onca muvahhid insan hangi renkten ve ırktan olursa olsun huzura kavuşmak, Meşar’da bir geceyi zikir ve niyazla geçirmek ve her bir gönlün onca kalabalığın içinde olmasına karşın ayrı ayrı Allah ile uns halvetine çekilme, Mina’da bulunmak ve şeytani simgeleri taşlamak ve ardından manalı kurban törenini canlandırmak ve muhtaçları ve gelen geçeni yedirmeye kadar, hepsi ve hepsi eğitim, pratik ve hatırlatma niteliğindedir.
Bu mükemmel mecmuada bir yandan ihlas ve sefa ve maddi eğlencelerden kopmak, bir yandan çaba harcamak ve direnmek, bir yandan uns ve Allah ile halvete çekilmek, bir yandan halkla vahdet ve gönül birliği, bir yandan gönülleri bezemek, bir yandan büyük Müslüman ümmetin birliğine gönül vermek, bir yandan Hak katında huşu etmek, bir yandan batıl karşısında salabetle durmak, bir yandan uhrevi hava ortamında kanatlanmak ve bir yanda dünyayı düzeltmek için kararlı olmak, bir birine girmiş ve bir bütün olarak eğitilmektedir:
وَ مِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنا آتِنا فِی الدُّنْيا حَسَنَةً وَ فِی الآْخِرَةِ حَسَنَةً وَ قِنا عَذابَ النَّارِ
Öylesi de vardır ki Rabbimiz der, dünyada da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik ve güzellik, bizi ateşin azâbından koru. (Bakara Suresi,201.ayet)

Ve işte böylelikledir ki Kâbe-i Şerif ve hac ibadeti, beşeri toplumların güçlenmesi ve kıyamının nedeni olur ve insanlar için birçok yararı söz konusudur:
جَعَلَ اللَّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرامَ قِياماً لِلنَّاس‏» و «ليَشْهَدُوا مَنافِعَ لَهُمْ وَ يَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ فِی أَيَّامٍ مَعْلُوماتٍ
Allah, Kâbe’yi hac ayını, kurbanı, kurbanlık olduğu bilinsin diye boynuna bir şey asılan hayvanları, insanların geçimine, düzenine sebep etti, böylece de şüphesiz olarak Allah’ın, göklerde ve yeryüzünde ne varsa hepsini bildiğini sizin de bilmenizi diledi ve Allah, şüphe yok ki her şeyi bilir.

Dünya Müslümanları hangi ülkeden ve hangi ırktan olursa olsun bu gün her zamankinden daha çok bu büyük farizanın kıymetini bilmeli ve ondan yararlanmalıdır. Çünkü bu gün İslam ümmetinin karşısındaki ufuk her zamankinden daha aydın ve İslam dinini birey ve Müslüman toplum için belirlediği hedeflere kavuşma umudu daha fazladır. Eğer İslam ümmeti iki asır önce batının maddi medeniyeti ve ister sağ ister sol, her türlü ilhadi inançlarına karşı çöküş ve hezimet yaşadıysa bu gün hicri kameri 15. yüzyılda ayakları çamura saplanmış ve çöküş ve hezimete uğrama sürecine girmiş olanlar, batının siyasi ve iktisadi ekolleridir ve İslam, müslümanların uyanışı ve kendi kimliğini yeniden buluşu ve tevhidi düşünceyi ve adalet ve maneviyat mantığını gündeme getirerek yeni bir filizlenme ve izzet dönemini başlatmıştır.
Pek de uzak olmayan bir geçmişte ümitsizliği körükleyen ve sadece İslam ve müslümanlar değil, batı medeniyetinin saldırısı karşısında her türlü maneviyat ve dindarlığın da yok olup gittiğini sananlar bu gün İslam’ın yeniden kaim olduğunu ve Kuran’ı Kerim ve İslam’ın yeniden canlandığını ve karşılığında o saldırganların zafiyet ve yavaş yavaş yok oluşunu görerek dilleri ve gönülleri ile bu durumu tasdik ediyor.
Ben büyük bir güvenle diyorum; bu henüz yolun başlangıcıdır ve ilahi vaadin gerçekleşmesi, yani Hakkın batıla galip gelmesi ve Kuran’ı Kerim ümmetinin ve yeni İslami medeniyetin imarı ve yenilenmesi yoldadır:
وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَ عَمِلُوا الصَّالِحاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِی الأَْرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَ لَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِی ارْتَضي‏ لَهُمْ وَ لَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْناً يَعْبُدُونَنِی لا يُشْرِكُونَ بِی شَيْئاً وَ مَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذلِكَ فَأُولئِكَ هُمُ الْفاسِقُونَ

Allah, sizden inanıp iyi işlerde bulunanlara, onlardan önce gelip geçenleri nasıl yeryüzüne sâhip ve hâkim kıldıysa onları da mutlaka yeryüzüne sâhip ve hâkim kılmayı ve onlara, râzı ve hoşnût oldukları dîni nasîp edip o dini, bütün dinlerden üstün etmeyi, korkularını emniyete tebdîl eylemeyi vaad-etmiştir; bana kulluk etsinler ve hiçbir şeyi eş tutmasınlar bana; ve bundan sonra kim kâfir olursa o çeşit adamlardır, buyruktan çıkanların ta kendileri.
Bu sarsılmaz vaadin ilk ve en önemli aşamasındaki işareti, İran’da İslam inkılâbının zafere kavuşması ve İran’ı İslami medeniyet ve hâkimiyeti düşüncesinin sağlam bir üssü yapan İslami nizamın kurulmasıydı.

Bu mucizevî olgunun ortaya çıkışı, tam da fikri ve siyasi sağ ve solun maddecilik ve İslam karşıtlığı yaygaralarının doruğundaydı ve her yandan gelen siyasi, askeri, iktisadi ve propaganda darbelerine karşı sergilediği direniş ve dayanıklılık, İslam dünyasında yeni bir umut yarattı ve gönülleri coşturdu. Şimdi de zaman geçtikçe bu dayanıklılık yüce Allah’ın yardımı ile daha da artmış ve bu umut derinleşmiştir.
Bu olayın üzerinden geçen 30 yılın ardından Ortadoğu, Asya ve Afrika’nın Müslüman ülkeleri bu zafervari savaşın sahnesi olmuştur. Filistin ve İslami intifada ve Filistinli Müslüman devletin kıyamı, Lübnan ve Hizbullah ve İslami direnişin müstekbir, hunhar siyonist rejime karşı tarihi zaferi, Irak ve Saddam diktatörünün mülhid rejiminin yıkıntıları üzerinde müslüman ve halkçı bir devletin kurulması, Afganistan ve komünist işgalcilerin ve kukla devletlerinin zillet dolu hezimeti, Amerika’nın Ortadoğu’ya yönelik sultacı tüm planlarının yenilgiye uğraması, Siyonist gaspçı rejim içinde yaşanan sorunlar ve çaresiz kargaşalar, İslamcılık furyasının birçok veya tüm bölge ülkelerini ve özellikle gençleri ve aydınları sarması, İslami İran’ın tüm yaptırımlar ve iktisadi kuşatmalara karşın bilimsel ve teknolojik alanlarda harikulade ilerlemesi, Amerikalı şahinlerin siyasi ve iktisadi arenada yenilmesi, birçok batılı ülkede Müslüman azınlıkların kimlik ve kişilik duygusunu hissetmeye başlaması, hepsi ve hepsi İslam’ın düşmanla savaşta bu asırda, yani hicri Kameri 15. yüzyılda açık zaferi ve ilerlemesinin işaretleridir.
Kardeşlerim, bacılarım
Tüm bu zaferler cihad ve ihlasın ürünüdür.
Hani Allah’ın sesi kullarının hançeresinde yankılanmaya başladığı, Hak yolunda cihad edenlerin gücü ve gayreti ortaya çıktığında, Müslümanlar Allah ile ahit ve anlaşmalarını hayata geçirdiklerinde, işte o zaman kadir Allah da vaadini gerçekleştirdi ve tarihin yönü değişti:
أَوْفُوا بِعَهْدِی أُوفِ بِعَهْدِكُم‏» «إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَ يُثَبِّتْ أَقْدامَكُمْ » «ً وَ لَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيز» «إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنا وَ الَّذِينَ آمَنُوا فِی الْحَياةِ الدُّنْيا وَ يَوْمَ يَقُومُ الأَْشْهادُ
Bu henüz yolun başıdır. Müslüman milletleri zorlu geçitler beklemektedir. Bu geçitleri geçmek de ancak iman ve ihlâs, umut ve cihat, basiret ve sabırla mümkün olur. Ümitsizlik ve olumsuzluk, duyarsızlık ve iradesizlik, sabırsızlık ve acelecilik, ilahi vaadin doğruluğuna yönelik kötümserlikle bu yolu kat edemeyiz.
Yara alan düşman tüm gücünü arenaya getirip ortaya koyacaktır. Uyanık ve akılcı ve cesur ve fırsatları bilen olmak gerekir. Bu durumda düşmanın tüm çabaları boşa çıkar. Bu 30 yılda da düşman, yani genellikle Amerika ve Siyonizm kullanabildikleri tüm güçleri ile arenada idiler, ama başarılı olamadılar, gelecekte de böyle olur, inşallah.
Düşmanın sert tavrı genellikle zafiyeti ve tedbirsizliğinin işaretidir. Filistin ve Gazze sahnesine bir bakın. Düşmanın, beşeri zulümlerin tarihinde eşine ender rastlanan acımasız ve gaddarca tutumu, onun elleri boş gaspçı rejim ve hamisi, yani Amerika süper gücü karşısında duran ve onların isteği olan Hamas hükümetine sırt çevirmeyi hiçe sayan şu kadınlar, erkekler ve çocukların güçlü iradesi karşısına galip gelmekteki zafiyetini yansıtır. Allah’ın selamı bu büyük ve dirençli milletin üzerine olsun. Gazze halkı ve Hamas hükümeti Kuran’ı Kerim’in şu ayetlerinin manasını tedai ettirdiler:
وَ لَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْ‏ءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَ الْجُوعِ وَ نَقْصٍ مِنَ الأَْمْوالِ وَ الأَْنْفُسِ وَ الثَّمَراتِ وَ بَشِّرِ الصَّابِرِينَ *
الَّذِينَ إِذا أَصابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَ إِنَّا إِلَيْهِ راجِعُونَ *أُولئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَواتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَ رَحْمَةٌ وَ أُولئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ»
و «لَتُبْلَوُنَّ فِی أَمْوالِكُمْ وَ أَنْفُسِكُمْ وَ لَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَ مِنَ الَّذِينَ أَشْرَكُوا أَذيً كَثِيراً وَ إِنْ تَصْبِرُوا وَ تَتَّقُوا فَإِنَّ ذلِكَ مِنْ عَزْمِ الأُْمُورِ
Andolsun ki mallarınızla, canlarınızla sınanacaksınız, sizden önce kendilerine kitap verilenlerle Allaha şirk koşanlardan kötü sözler işiteceksiniz, birçok eziyetlere, zahmetlere uğrayacaksınız. Sabreder ve sakınırsanız şüphe yok ki bu, hâdiselere karşı gösterilen metanetten sayılır.

Hak ve batılın savaşında nihai zafer Haktan başkası olamaz ve düşmana sonunda galip gelecek olan taraf, mazlum ve sabırlı Filistin milleti olacaktır:
وَ كانَ اللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزاً
…ve Allah, pek kuvvetlidir, üstündür.
Bu gün bile Filistin direnişini kırmakta yaşadıkları yenilginin yanı sıra, siyaset arenasında da özgürlük ve demokrasi ve insan hakları sloganlarının yalan çıkması, Amerika devleti ve birçok Avrupa devletinin haysiyetine ağır darbe indirilmiş, öyle ki pek yakında telafisi mümkün olmayacaktır. Haysiyetsiz Siyonist rejim her zamankinden daha yüzü kara ve bazı Arap devletler de bu acayip sınavda zaten olmayan haysiyetlerinin dibinde kalan kısmını kaybetmiştir.

وَ سَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ
Vesselamu ala ibadullah’is salihin
Rehber Seyyid Ali Hamaney
4 Zilhicce 1429 – 13 Azer 1387 – 2 Aralık 2008

Başa dön tuşu
Bugün 24 Ağustos 2026 (12) içerik yüklenmiştir.