Lübnan

Saad Hariri’nin Kabineyi Kurmaktaki Başarısızlığı

Lübnan parlamentosunun Saad El Hariri’ye yeni kabineyi kurma hususunda verdiği güven oyunun üstünden 6 ay geçmesine rağmen Lübnan hala Hassân Diyab liderliğindeki geçici hükümet tarafından yürütülmektedir.

Saad El Hariri’nin kabineyi kurmaktaki başarısızlığı hususunda birçok farklı nedenden söz edilmektedir. Ancak bu husustaki önemli görüşlerden birine göre Lübnan’da kabinenin kurulamamasının önemli nedenlerinden biri ve bu durumun kökeni, iç ihtilaflardan ziyade Saad El Hariri’ye yönelik dış destekçilerinin müdahaleleridir.

Arap ülkeleri arasında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Avrupalı ülkeler arasında da Fransa ayrıca Amerika Saad El Hariri’nin en önemli yabancı destekçilerinden ve hamilerinden sayılırlar. Bu dış aktörler ve yabancı ülkeler, çıkarlarını Hizbullah Hareketinin siyasi kolunu Lübnan’daki iktidar yapısından uzaklaştırmakta aramaktadırlar. Siyonist Rejim İsrail, gerçi doğrudan Lübnan içişlerine müdahalede bulunmuyor, ancak Batıcı kabinenin kurulmasını ve Hizbullah ve hamilerinin iktidar yapısındaki rolünün en aza indirilmesini kendi çıkarları doğrultusunda görüyor.

Gerçekte Lübnan’da olup bitenler Batı Asya bölgesinde büyük bir denklemin bir parçasıdır. Son 6 yılda Direniş Ekseni ve Uzlaşma Ekseni arasındaki rekabet özellikle de Suudi Arabistan’da Kral Muhammed bin Selman’ın iktidara gelişi ile hız kazanmış ve husumete dönüşmüştür. Lübnan Hizbullah Hareketi, terörizm ile mücadele ve Suriye’deki siyasi yapıyı korumakta büyük bir rol oynamıştır. Buna karşın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, Amerika, Siyonist Rejim İsrail, Türkiye’nin de eşliği ile Beşar Esed’ı devirmek ve Suriye’de yeni bir düzen kurmaya ellerinden gelen her şekilde çalışmışlardır. Ancak Suriye’de terörizmin yenilgiye uğraması ve siyasi yapının ve düzenin korunması ayrıca Irak’ta IŞİD terörizminin hezimete uğraması, Batı Asya bölgesinde direniş ekseninin konumunu güçlendirdi.

Bu nedenden dolayı Hizbullah ve ortaklarının Lübnan iktidar yapısındaki zayıflaması hasım cephe tarafından hedef alındı. Bu aktörler, Mayıs 2018 Lübnan seçimlerinde de Saad El Hariri başkanlığındaki Batıcı akımı medyatik ve finansal olarak destekleyerek Direniş Ekseni koalisyonuna karşı sağlam bir set oluşturmaya ve bu ekseni yenilgiye uğratmaya çalıştılar. Ancak direniş koalisyonu Lübnan tarihinde ilk kez parlamentonun salt çoğunluğunu yani toplam 128 sandalyeden 68’i sandalyeyi elde etti.

Seçim sahasında yenilgilerin gelmesi ile yasaları çiğneme süreçleri başladı. Bu bağlamda Direniş Koalisyonu seçimlerde aldığı kesin zafere rağmen Lübnan iktidar yapısından silinmek istendi. Saad El Hariri’nin Hizbullah hareketinin ve ortaklarının payının az olacağı teknokrat kabine kurma yönündeki pazarlıkları ve de Ekim 2019’da Saad El Hariri’nin istifasına yol açan sokak isyanları, Hassan Diyab’ın başbakanlık koltuğundan istifasına yol açan Beyrut patlamasının ardından başlayan sokak isyanları ve kaosları ve şimdi de El Hariri’ye direniş koalisyonuna düşük pay verme yönünde baskı yapılması bu sürecin özelliklerindendir.

El Hariri’nin böyle bir kabineyi kuramaması Lübnan’da kabineyi kurmakla görevlendirilen kişiye yönelik baskının artmasına yol açtı. Lübnan haber kaynaklarının aktardığı bir raporda, Hariri’nin eski bir müttefiki olan Suudi Arabistan şu anda onun ana rakibidir. Bu nedenle Hariri, yeni bir hükümetin kurulacağını ilan ederse birkaç krizle karşılaşmaktan çekiniyor. Bu nedenle uluslararası ve bölgesel koşulların daha iyi ve uygun bir ortamda olmasını bekliyor.

Bu yabancı aktörlerin Lübnan’ın içişlerine müdahalesi ve ülkeye yönelik sabotajın ölçüsü o kadar fazla ki, Lübnan gazetesi “El-Ahbar” 10 Nisan’da yayımladığı yazıda buna dikkat çekmiş ve şu ifadelere yer vermiştir. : “Hassan Diyab 17 Nisan günü Irak’ı ziyaret edecekti, ancak yabancıların baskıları ile Mustafa el-Kazımi hükümeti, sonunda ziyareti iptal etti. “

Başa dön tuşu
Bugün 05 Aralık 2021 (31) içerik yüklenmiştir.