İran

Saddam rejiminin Serdeşt kimyasal saldırısında batının rolü

Terör Mağdurlarını Savunma Derneği, İran’ın batısında bulunan sınır Serdeşt kentini, dünyada insan hakları sembolü olduğunu belirterek, “insanlığa karşı işlenen en büyük kimyasal saldırıda Saddam rejimi ile işbirliği yapan tüm kişiler, kurumlar ve hükümetlerin sorgulanması ve kınanması gerektiğini” bildirdi.

Terör Mağdurlarını Savunma Derneği bu bağlamda yayınladığı bildiride, Serdeşt kimyasal bombalamayı insan uygarlığının en parlak döneminde Orta Çağ’ın gaddarlığını anımsattığını belirterek, tüm kimyasal saldırı mağdurlarını anma günü olan 30 Kasım tarihinin kimyasal mağdurları, yaralıları ve kurbanlarını anmak için bir fırsat olduğunu belirtti ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünya liderlerini ve uluslararası kurumlarını, kimyasal saldırı kurbanları ve kayıplarla ilgili Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve diğer uluslararası belgelerde belirtilen vaat ve taahhütleri yerine getirmek için etkin ve caydırıcı adımlar atmaya çağırdı.
Irak Baas rejimi 28 Temmuz 1987 tarihinde Serdeşt’in dört kalabalık bölgesini kimyasal bombalarla bombaladı, 119 sivil şehit oldu ve 8 binden fazla insan zehirli gazlara maruz kaldı.
Birinci dünya savaşı ve Kimyasal Silahları Yasaklayan Sözleşmesinin onaylanması ardından ilk kez kimyasal saldırıya uğrayan kenti Serdeşt, Irak Baas rejimi tarafından dayatılan savaş sırasında 4 kez kimyasal saldırıya maruz kaldı.
Uluslararası anlaşmalara göre kimyasal silahların kullanılması yasaktır. 1899 ve 1907 Senetlerinin Barış Konferansı tarafından kabul edilen belgeleri, 1964 Nürnberg Mahkemesi Statüsünün 6. Maddesi, 1922 Washington Sözleşmesinin 5. Maddesi, 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 3. Maddesi ve Kimyasal Silahların Kullanımının Yasaklanması Konferansı Kararları uyarınca bu silahların kullanılması yasaktır.
Aslında Avrupa ve Amerika’nın bu cinayetteki rolü nedeniyle uluslararası toplum bu suça karşı sessiz kalmayı tercih etti. Irak Baas rejiminin Serdeşt’e kimyasal saldırısı, BMGK’nin bir çok üyesinin, Irak tarafından kimyasal silahların kınanması için önerdikleri bildirinin Amerika tarafından veto edilmesi ve İngiltere ve Fransa temsilcilerinin de oylamaya katılmamasından 9 ay sonra yaşandı. Aslında Irak’a kimyasal silah satan Avrupa ülkeleri, bu cinayete her hangi özel bir tepki göstermezken üstelik bu cinayeti inkar bile ettiler.
Yayınlanan belgeler, dönemin Amerika hükümeti de dahil olmak üzere Batılı hükümetlerin, Saddam rejiminin İran’a karşı savaşta sarin gazı, sinir gazı ve hardal gazı gibi çeşitli kimyasal silahlar kullandığını bildiklerini gösteriyor. Fakat yine de Ancak bu silahların yapımı için Irak ordusuna teknik yardım sağlamaya devam ettiler.
Amerika basınından Foreign Policy dergisinde 26 Ağustos 2013 tarihinde yayınlanan bir araştırma makalesi, Amerikalıların 1983 yılın başından itibaren Irak’ın kimyasal silah kullandığına dair “kesin kanıtları” olduğunu belirtti.
Amerika’nın 30 Aralık 2002 tarihinde Amerika’nın Irak’a saldırısında 3 ay önce de Washington Post gazetesi de Ronald Reagan ve ardından baba George W. Bush’un, Saddam rejimine “zehirli kimyasallar ve biyolojik ölümcül virüsler” satmayı kabul ettiğine dair belgelerin olduğunu duyurdu.
Yayınlanan haberler kimyasal üreten 400’den fazla firmanın Irak’ı kimyasal silahlarla donatmada rolleri olduğu, bunların çoğunun Alman ve İngiliz olduğunu belirtiyor.
Serdeşt’e yapılan kimyasal saldırı, Amerika rejimi ve onun Batılı kuklaları tarafından yapılan korkunç ve ölümcül bir insan hakları ihlalini temsil ediyor. Bu yüzden İran İslam Cumhuriyeti, savaş sırasında Irak’taki Baas rejimine kimyasal silah sağlayan bazı Batılı şirketlere karşı bugüne kadar uluslararası mahkemelerde bir kaç dava açtı.
Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların bu konudaki taahhüt ve vaatlerini yerine getirmeleri, Irak’ta Baas rejimi ile müttefik hükümetleri sorumlu tutarken, benzer cinayetlerin tekrarını engellemesi umut ediliyor.

Başa dön tuşu
Bugün 05 Aralık 2022 (16) içerik yüklenmiştir.