HaberlerİranOrtadoğu

“Savaş ve sefalet” ecnebilerin bölgede varlığının sonucu

İran İslam cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif, güç sevdalı liderlerin bölge için savaş ve sefaletten başka bir şey getirmediklerine işaretle, “şimdiki durumda güç sahibi liderler değil, güçlü bölgeye ihtiyaç var” vurgulamasında bulundu.

Zarif, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin 6 ülke meclis başkanları toplantısındaki konuşmasına işaretle, “bölgenin diyalog, uluslararası kurallara saygı, esneklik, güvenlik şebekesi oluşturmak, ekonomik işbirliği ve halklar arası temasların artmasına ihtiyaç duyduğunu” belirtti.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Tahran’da düzenlenen İran, Türkiye, Rusya, Afganistan, Pakistan ve Çin meclis başkanları toplantısında yaptığı konuşmada bölge ülkeleri arasında diyalog zaruretine vurgu yaptı.
Bilindiği üzere Tahran’da, Cumartesi günü Asya’nın 6 ülke meclis başkanlarını ağırlandığı uluslararası toplantı, terörizmin önlenmesi ve mücadele hedefi ile düzenlendi. Konferansta gündeme alınan önemli konular, şüphesiz bölgede güvenliğin güçlendirilmesi, terörizm ve radikalizm ile mücadelede işbirliğin arttırılmasına önemli rolü vardır.
Söz konusu toplantı Siyonist rejim odaklarının da ilgisini çekti, fakat bir başka açıdan.
Siyonist basından Jerusalem Post gazetesi Pazar akşamı bir yorum haberinde, söz konusu oturumun tam da Amerika’nın İran’a karşı baskıları ve yaptırımlarının uygulandığı bir dönemde gerçekleşmesinin Tahran’ın bölge içindeki ilişkilerinin güçlenmiş olduğunu gösterdiğine değinerek, “İran’ın önemli bir uluslararası oturuma evsahipliği yapması ve Amerika ile birlikte müttefiklerinin inzivaya itilmiş çehrelerini göstererek, bölgede ve bölge dışında kendi nüfuzunu güçlendirmeye devam ettiğini” yazdı.
Siyonist gazeteye göre Rusya, İran, Türkiye, Çin ve Pakistan ilişkileirnin gelişmesi, Amerika’nın Ortadoğu ve küresel siyasetleri için uğurlu olmadığını belirterek, “Bu ülkelerin sadece kendileri ile birlikte dünyanın en önemli ekonomileri ve orduları olmadıklarını, üstelik Amerika için çeşitli bölgelerde bir sorun sayıldıklarını; hal bu ki Amerika’nın Ortadoğu’da Suudi Arabistan ile ilişkiler ve Suriye’deki tutumu gibi siyasetlerinde açık bir şekilde düzeninin kaybettiğini” yazdı.
Kalıcı güvenlik ekseni etrafında bölge ülkelerinin ortaklığı ile anlaşmaya varmak, hiç şüphesiz bölge ülkelerine layık bir gelişmedir.
Hiç şüphesiz böyle bir tutumla, Tahran zirvesinin düzenlenmesi Siyonist basından Jerusalem Post gazetesi açısından Amerika, Siyonist rejim ve elbette ki Arabistan için hiç de hoş olmayan bir olaydır; üstelik Amerika’nın bölgede bunca yıl Afganistan, Irak ve Fars Körfezi’de askeri varlığını sürdürmesinin bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanmasında hiçbir etkisi olmazken, üstelik yaşanan güvenlik krizleri daha da körüklemiştir. Bunun sonucu yaşanan terörizm de bölge ülkelerinin ortak düşmanına dönüşmüştür.
Amerika yıllardan beri kendini dünyada insan haklarının başlıca destekçisi, özgürlüğü beşiği ve demokrasinin savunucusu olarak tanıtıyor fakat “American Herald Tribune” gazetesi Robert Fantina kaleminden yayınladığı makalede, “Gerçek şu ki bu efsane, Amerika sınırları dışında hissedilmiyor ve inanılmıyor ve Amerika içinde de ona karşı duyulan güvensizlik her geçen gün artarak devam etmektedir.” Şeklinde yazdı.
Amerikalı ünlü teorisyen Noam Chomsky katılıdğı bir röportajda şöyle konuşmuştu: Amerika, İran’ı barışa karşı en büyük tehdit olarak tanımlıyor hal bu ki dünyanın geriye kalanı ise Amerika’yı tehdit olarak biliyor.
İran açısından bölgede güvenlik tüm bölge ülkelerini ortak çıkarlarına dayalı olarak tarif edilmeli ve açıklanmalıdır, böylece ecnebi güçlerin müdahalesi engellenmiş olur.
Bu açından Tahran zirvesinin başarılı olması, İran’ın bölgesel teamüllerdeki gücünü ve güvenlik konusunda bir araya gelmekteki etkinliğini gözler önüne seriyor. Dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’in belirttiği gibi ” şimdiki durumda güç sahibi liderler değil, güçlü bölgeye ihtiyaç duyuluyor.”

Başa dön tuşu
Bugün 28 Temmuz 2026 (21) içerik yüklenmiştir.