HaberlerİranOrtadoğu

Seçimler, Anayasa ve Cumhurbaşkanı’nın Konumu

İran İslam cumhuriyeti nizamında cumhurbaşkanının seçkin bir konumu bulunuyor. Bu özellik, İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine de ayrı bir önem kazandırıyor.
İran anayasasının 113. maddesi gereği rehberden sonra İran’ın en üst düzey resmi makamı, cumhurbaşkanıdır ve rehberin görev ve yetki alanı olarak tanımlanan durumların dışında yürütme erkinin başında yer alır.
İran İslam cumhuriyeti nizamı, bir dini ve diğer halkçı olmak üzere bir biri ile bütünleşen iki bölümden oluşmaktadır. Anayasaya bakıldığında bu iki temel, bir birini tamamlayan iki önemli ilkedir. Nitekim anayasanın 56. maddesinde şöyle okumaktayız:
Dünyaya ve insanlara mutlak hakimiyet Allah’a mahsustur ve O, insanları kendi sosyal kaderine hakim kılmıştır. Hiç kimse bu ilahi hakkı insanlardan alamaz veya başkaları veya özel bir kesimin hizmetine sunamaz.
Cumhurbaşkanını seçmek, İran İslam cumhuriyetinde halkın kendi kaderini belirleme hakkını simgeler. 1989 yılında anayasada yapılan düzenlemenin ardından cumhurbaşkanının yetki alanı da genişledi. Bundan önce ülkenin yürütme erkinin başında başbakan yer alıyordu. Ancak 20 yıl önce İran, bu tarz hükümet anlayışından başkanlık sistemine geçti.
İran’da cumhurbaşkanlığının önemi itibarı ile anayasada bu sorumluluğu üstlenmek isteyenler için özel şartlar belirlenmiştir. Bu şartları anayasanın 115. maddesinde şöyle okumaktayız:
İran cumhurbaşkanı mezhebi ve siyasi şahsiyetlerden, İran asıllı, İran uyruklu, yönetici, tedbirli, iyilik ve emanettarlık ve takva sahibi, mümin ve İran İslam cumhuriyeti ilkelerine inanan ve ülkenin resmi mezhebinden olan bir olması gerekir.
Cumhurbaşkanlığı adaylarının yetkinliğini anayasayı kollama ve koruma konseyi belirler. Cumhurbaşkanı 4 yıllık bir süre için seçilir ve ard arda sadece iki kez cumhurbaşkanı olabilir.

İran’da cumhurbaşkanının en önemli görevi bakanlar kuruluna başkanlık etmek ve ülkenin yürütme erkini çalıştırmaktır. Anayasanın 133. maddesine göre cumhurbaşkanı bakanları seçer ve güvenoyu almak üzere İslam şura meclisine sunar. Önerilen bakanlar güvenoyu aldıktan sonra kabine, cumhurbaşkanının başkanlığında çalışmalarına başlar. Bakanlar cumhurbaşkanı tarafından seçilen ve meclis tarafından onaylandıkları için her ikisine karşı sorumludur. Bu yüzden cumhurbaşkanı bakanlıklar için kendisinin politikaları ile eşgüdümlü olmalarının yanı sıra meclisin de onayını alacak şahsiyetler olmasına özen gösterir.
Kuşkusuz İran’da yasama ve yürütme erkleri yakın işbirliği içindedir ve hükümetin sunduğu tasarılar meclisin onayı ile yürürlüğe girer ve milletvekillerinin görevi de hükümetin çalışmalarını gözetlemektir.

İran meclisi bakanlıklar dışında cumhurbaşkanından da izahat isteyebilir. Cumhurbaşkanını meclise çağırmak için, soru önergesi durumunda, milletvekillerinin dörtte birlik oyu gerekir.
Cumhurbaşkanı iktisadi, kültürel ve sosyal politikalarını meclisle koordineli bir şekilde üretir ve hayata geçirir. Tabi nizamın genel politikalarını belirlemek rehberin görev ve yetkileri dahilindedir.
Cumhurbaşkanının diğer görevleri de vardır. Örneğin meclis kararları cumhurbaşkanının onayından sonra yürürlüğe girebilir. Anayasanın 128. maddesine göre İran’ın yurt dışı büyükelçileri dışişleri bakanının önerisi ve cumhurbaşkanının onayı ile atanır. Yabancı ülkelerin güven mektubunu teslim almak da cumhurbaşkanının görevleri arasındadır. Öte yandan anayasaya göre İran’ın diğer devletlerle her türlü sözleşme, protokol ve anlaşma gibi metinleri meclis onayladıktan sonra cumhurbaşkanı tarafından imza edilebilir.
Bunun dışında cumhurbaşkanı milli güvenlik yüksek koknseyi ve kültürel inkılap yüksek şurası gibi önemli kurumlara da başkanlık etmekte ve nizamın maslahatını belirleme kurumunda da üye olmaktadır.

İslam cumhuriyetinde cumhurbaşkanı ağır ve önemli sorumluluklarının yanı sıra yasalara karşı da hesap vermesi gerekir. Anayasanın 122. maddesi şöyle demekte: Cumhurbaşkanı normal yasalar ve anayasada belirlenen görev ve yetkilerinin yanı sarıa millete, rehbere ve İslami şura meclise karşı da sorumludur.
Bu yüzden cumhurbaşkanı millete ve meclisteki milletvekillerine karşı icraatı konusunda hesap vermesi gerekir.
İran’da cumhurbaşkanları genellikle halkla yüz yüze görüşür ve icraatı ve politikaları hakkında izahatta bulunur. Rehberle yakın ilişkileri itibarı ile cumhurbaşkanı, rehberden önemli konular hakkındaki görüşünü alır ve icraatı konusunda da rehberi bilgilendiri. İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei sözellikle 20 yıllık rehberlik konumunda sürekli iktidarın başına gelen hükümetleri desteklemiş ve yolları üzerinde bulunan engelleri bertaraf etmiştir.

Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir, lakin yasal görevlerinde ihmalkarlık yaptığı veya başına buyruk hareket ettiği veya ülkenin ve nizamın çıkarlarını tehlikeye düşürdüğü takdirde görevden alınabilir. Bu durumda İslam şura meclisi anayasanın 88. maddesine göre cumhurbaşkanının kifayetsizliğine karar verebilir. Tabi bunun için cumhurbaşkanı hakkındaki gensorunun milletvekillerinin en az üçte biri tarafından imzalanması ve görevden alınması için de üçte ikisi oy kullanması gerekir. Bu kararın ayrıca rehber tarafından da onaylanması gerekir. Örneğin İran’ın ilk cumhurbaşkanı tüm nasihatlara karşın halkın ve İslam inkılabının çıkarlarına aykırı hareket ederek inkılap karşıtlarının yoluna adım atınca, meclis kifayetsizliğine oy verdi ve imam Humeyni (ra) tarafından azledildikten sonra Fransa’ya kaçtı.

Cumhurbaşkanı rehberden sonra ülkenin ikinci resmi makam olmasına karşın yasalara karşı diğer vatandaşlar gibidir. Bu yüzden eğer cumhurbaşkanı her hangi bir hatayı işleyecek olursa mahkemede yargılanması gerekir. Anayasanın 140. maddesi bu konuya vurgu yaparak cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanların sıradan suçlar konusunda İslami şura meclisinin bilgisi dahilinde yargılanacağını belirtir. Öte yandan her hangi bir muhtemel suistifadeyi önlemek için başta cumhurbaşkanı olmak üzere ülkenin önde gelen üst düzey yetkililerinin mal varlığı görevden önce ve sonra hesaplanır. Anayasanın 142. maddesinde şöyle okumaktayız: Rehber, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, eşleri ve çocuklarının mal varlığı görevden önce ve sonra yargı erki tarafından hesaplanır ve haksız yere artmadığı kontrol edilir.

Anayasa cumhurbaşkanlığı adayları için bir takım şartlar belirlemiş, lakin bu ağır görevin üstlenilmesi için İran halkı diğer özellikleri de göz önünde bulundurur. Bu konuda İran İslam cumhuriyetinin kurucusu rahmetli imam Humeyni ve İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei halkı yararlı tavsiyleri olmuştur. İslam dinine bağlılık İran milletinin gözetlediği önemli özelliklerden biridir, çünkü cumhurbaşkanı görevinin başında İslam şura meclisinde ülkenin resmi mezhebi ve İslam cumhuriyeti nizamı ve anayasayı korumak ve toplumda din, ahlak ve adaleti yaymak üzerine yemin eder. Öte yandan adayların mücadele mazisi ve inkılapçı kimlikleri onların ne denli İslam inkılabı emellerine sadık olduklarını gösterir. İmam Humeyni düşmanlara karşı cesaretli olmanın da İran gibi inkılapçı ve zulüm karşıtı bir devletin yönetilmesinde önemli olduğunu vurgulamıştır.

Ayetullah Hamanei İran milletine cumhurbaşkanını seçerken, sade yaşayan ve lüksten sakınan ve halkın sorunlarının anlayan birini seçmelerini tavsiye etmiştir. rehber ayrıca kalkınma, adaleti yayma, ülkenin imarı, yoksulluk ve fesatla mücadeleyi de cumhurbaşkanının görevleri arasında saymıştır.
Ancak ülke yetkililerinin üzerinde durduğu en önemli konulardan biri, halkın cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere tüm seçimlere coşkulu katılımıdır. Çünkü daha yüksek oy ve katılımla seçilen bir cumhurbaşkanı daha güçlü olur. Bu konuda Ayetullah Hamanei de şu vurguyu yapmaktadır:
Anayasada ülkenin yönetimi için geniş yetkisi olan cumhurbaşkanı seçiminde takvalı, salih ve tedbirli birinin seçilmesi şer’i ve akli ve inkılapçı bir görevdir.
Böylece İran milleti inkılapçı bilinçleri ile birlikte doğru seçim yapmak üzere seçim sandıklarına giderek ülke yönetimi için seçkin ve güçlü bir cumhurbaşkanı seçmektedir.

Başa dön tuşu
Bugün 11 Mayıs 2021 (56) içerik yüklenmiştir.