
İslami İran halkının seçimlere coşkulu katılımı, düşmanların seçimleri boykot çalışmalarını bir kez daha yenilgiye uğratırken ülke için güçlü bir dayanak oluşturdu.
İslami Şura Meclisi 12.dönem seçimleri 4 yıllık için 290 milletvekili ve Liderlik Uzmanlar Hubregan meclisi 6.dönem seçimleri 8 yıllık için 88 üyesinin seçilmesi için dün Cuma günü düzenlendi. Bu seçimlere karşı dış kaynaklı düşmanlar ve ülke içindeki bazı çevreler, seçimlerin boykot edilmesi için ülke içinde geniş propagandalarına bir süre önce başladılar.
Buna rağmen halkın oy sandıkları başındaki coşkulu katılımı, halkın İran İslam Cumhuriyeti nizamında kendilerinin eksen olduklarını kanıtlarken, 25 milyon seçmenin oy kullanması, ülke ve kurumları için büyük bir dayanak oluşturdu.
Özellikle düşmanlar ve devrim karşıtı medya, halkın seçimlere katılım oranını yüzde 20’nin altında olacağını dayatmaya çalışırken şimdiye kadar açıklanan sonuçlar, seçmenlerin yüzde 40’ından fazlasının bu seçime katıldığını gösteriyor. Demokrasi iddiasında olan ülkelerde parlamentodaki her sandalye için en fazla 10 kişi rekabet ederken, İran’da bu rekabet 50’den fazla kişiye ulaştı. Aslında İran’da hem halkın ülkenin kaderinin belirlenmesine katılma heyecanı yüksektir ve hem de siyasal nizam maksimum katılımı otoritenin ve ulusal çıkarların hedef noktası olarak görüyor.
Fakat görünen o ki, halkın seçimlere katılımı nedeniyle, düşmanlar kendilerini bir kez daha İran’da seçim yapılmasına karşı müdahale etmek ve asılsız iddialarda bulunmak zorunda kalmış görüyorlar. Örneğin ABD Dışişleri Bakanlığı’nın İran işlerinden sorumlu özel temsilci yardımcısı “Abram Paley” Cuma günü bu seçimin meşruiyetini sorgulamaya çalıştı ve “X” sosyal ağında paylaştığı yazısında şunları iddia etti: ” İran hükümeti bu seçimleri, demokrasinin vitrini olarak kullanmaya çalışıyor. Ancak şu ana kadar binlerce adayın yeterliliğini onaylamadı. İran halkı, sonucu ne olursa olsun bu seçimin kendilerini temsil etmediğini çok iyi biliyor ve biz de onlara katılıyoruz.”
Bundan daha önce de Amerika dışişleri bakanlığı sözcüsü Mattew Miller ise Perşembe günü yaptığı açıklamada İran’daki seçimleri sorgulamaya çalışarak, İranlı vatandaşların İslami Şura Meclisi ve Liderlik Uzmanlar Hubregan Meclisi seçimlerine katılım oranının önemsiz olacağını iddia etti.
Cuma günü yapılan seçimlerle ilgili bir diğer önemli nokta da, bu seçimlerin ekonomik yaptırım koşulları altında, tam bir güvenlik ve sağlık içerisinde gerçekleşmesidir ve bu da mevcut şartlarda unutulmaması gereken önemli bir konudur. Zira ülkedeki ekonomik sorunlar, muhalif medyanın insanları seçimlere katılmaktan caydırmak için kullandığı propaganda eksenleri arasında yer alıyordu; fakat Seçimlere 25 milyon seçmenin katılımı, siyasi çekişmelere ve düşmanların karalanmasına rağmen halkın ekonomik sorunları, seçimlere katılmama bahanesi olarak kullanmadığını kanıtladı.
İslam İnkılabı’nın zaferinden sonra farklı dönemlerde yapılan seçimlerin ülkenin siyasi hayatında önemli bir rol oynadığı ve aslında siyasi grupların katılımı için en önemli mekanizma olduğu aşikardır; İran İslam Cumhuriyeti nizamı, şanlı İslam devriminin başlangıcından bu yana çok sayıda seçim düzenleyerek toplum üyelerinin siyasi katılımıyla yeni dini demokrasi modelini ön plana çıkarmıştır.
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Seyyid İbrahim Reisi de İçişleri Bakanlığı genel merkezinde oyunu kullandıktan sonra kısa bir açıklamada şöyle dedi: Bu meydanın kazananı İran milletidir ve kaybeden yoktur, çünkü herkes üzerine düşeni yapmıştır. Seçimler İslam Devriminin doğuşudur. Halkın oyu belirleyicidir ve ülkenin her yerinde halkın oyu ile kararlar alınır ve bu, İslami sistemin şereflerinden biridir.”
