HaberlerIrakİslami VahdetOrtadoğu

Şehid Muhammed Bakır Es Sadr’ın Vahdet Çağrısı

Irak Baas Rejimi tarafından 8 Nisan 1980 tarihinde kızkardeşi Bintu’l Hüda ile birlikte şehid edilen Irak İslam İnkılâbı Hareketi önderi Şehid Muhammed Bakır es Sadr’ın şehadetinden kısa bir süre önce, Irak Müslümanlarına hitaben yaptığı ve şehid edilmesine yol açan çağrısı

Birinci Sesleniş:

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun, salat ve selam efendimiz Muhammed’e (a.s), onun arınmış Ehl-i Beytine ve onun yanında olmuş olan ashabına olsun. Ey Müslüman Irak halkı; evladı olduğum özgür halk, sana sesleniyorum, ben senin büyük ruhuna, büyük tarihine en çok inananlardan biriyim. Ben senin temiz evlatlarının, merciiyyete karşı sevgi ve bağlılıklarından dolayı gurur duyuyorum çünkü onların kalpleri İslam uğrunda gayret ve takva ile doludur. Şimdi benden onların yaşadığı sıkıntıları paylaşmamı istiyorlar, en yakınları olarak elbette bunu paylaşıyorum.

Şunu üzerine basa basa söylemek istiyorum ki; ta içinde olduğum bu halkı sıkıntılı zamanlarında yalnız bırakmayacağım ve kanımın son damlasına kadar Allah ve bu halk uğruna çalışacağım.

Irak halkının en olmazsa olmaz insani haklarını elinden alan, özgürlüğünü ve dini şiarlarını ifa etmesini engelleyen ve bundan sorumlu olanlara üzerine basarak söylemek istiyorum ki, bu böyle devam edemez. Baskı ve silah zoru ile hükmetmeye çalışmak, zorbalık ve Firavunluktan başka bir şey değildir. Ezanları susturdunuz sabrettik, Cuma namazlarını yasakladınız sabrettik, İmam Hüseyin(a.s)’in şiarlarını kuşatıp yasakladınız sabrettik, mescidleri kuşattınız ve işgal ettiniz sabrettik, insanları kendi partinize katmak için zor kullandınız sabrettik, fakat ne zamana kadar? Bu geçiş süreci ne zamana kadar devam edecek? Halk kendi kaderini belirleme hakkını ne zaman elde edecek, o zaman ne zaman gelecek?

Bu diktatörlük rejiminden, geçiş süreci onlarca yıl devam edecekse, şunu belirtmek gerekir ki; bu halkı ancak zor kullanarak kendi partinize katabilirsiniz. Ne umuyordunuz ki? Eğer bu rejimin sorumluları halkın ne istediğini görmek istiyorsa, halkın üzerinden baskı araçlarını çekmek suretiyle, kendilerini istedikleri gibi ifade edecekleri bir hafta versinler.

Ben hepinizin adına; dini şiarların ve Ebu Abdullah Hüseyin’in şiarlarının serbest bırakılmasını, ezan ve Cuma namazlarının serbest bırakılmasını, İslami şiarların serbest bırakılmasını talep ediyorum. Ben hepinizin adına, Baas partisine katılmaları için yapılan baskıların sonlandırılmasını talep ediyorum.

Ben insani değerler adına; zor şartlar altında tutuklu bulunanların serbest bırakılmasını, hiçbir hukuki yönü olmayan tutuklamaların durdurulmasını talep ediyorum. Son olarak hepinizin adına, halkın gerçek surette haklarını tahakkuk ettirebilecekleri ve ülkenin şartlarını geliştirebilecekleri alanlar oluşturulmasını, bununda ancak halkın özgür iradesiyle katılacağı bir seçimden yasallığını alan bir meclisle olabileceğini söylemek istiyorum. Şunu da biliyorum ki; bu talepler bana pahalıya patlayacak belki de hayatıma mal olacak. Fakat bu talepler ümmetin şiarlarıdır ve ümmet hiçbir zaman ölmeyecek ve ümmetin derinliklerinde Muhammedi (a.s) ruh hep yaşayacaktır. Eğer rejim bu isteklere cevap vermezse ben Irak halkını bedeli ne olursa olsun, bu talepleri elde etmeye çağırıyorum. Çünkü bu değerlerin savunulması, insani değerlerin ve İslam’ın savunulmasıdır, Allah’ın sonsuz risaletinin savunulmasıdır ve Allah yardım edecektir. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

20 Recep 1399 Necef ül Eşref

İkinci Sesleniş

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun, salat ve selam efendimiz Muhammed’e(a.s), onun arınmış Ehl-i Beytine ve onun yanında olmuş olan ashabına olsun.

Aziz Irak halkı; Ey dini değerleri, özgürlüğü, izzeti ve inandığı bütün değer ve idealler için öfkelenmiş bulunan topluluklar!

Ey büyük halk! Sen bu gün, kan dökücü kasapların başına sardığı bu büyük sıkıntıya karşı çıkıyor, onların senin ellerini vurduğu demir zincirlere karşı kin duyuyorsun. O kan dökücüler böyle yaparak halkın izzet duygusunu ve değerlerini elinden aldığını zannettiler. Benim de mensubu olduğum Irak’ın binlerce kahraman evladını inançlarından, dininden ve Muhammed (a.s)’den soyutlayarak, kukla haline dönüştürüp istedikleri gibi hareket ettirebileceklerini ve en olmadık azabı reva görebileceklerini ve Muhammed (a.s)’nin velayeti yerine sömürü düzenini sürdürebileceklerini zannettiler.

Fakat istediği kadar firavunlaşsınlar, halk daima tağutlardan daha kuvvetli olmuştur, sabretse bile teslim olmamıştır Bu durum tağutları endişelendirmektedir, zira halk halen canlılığını yitirmemiştir ve söz söylemeye devam etmektedir.

İşte bu tağutların, binlerce mümine, onurlu ülkemizin şerefli evlatlarına, korkunç baskı yapmasına, zor kullanmasına, tutuklamalar yapmalarına, işkence yapmalarına, idam sehpaları kurmalarına neden olmaktadır. Her gün onların işkenceleri altında şehid olan mücahid alimlerin haberlerini alıyorum.

Evladı olduğum aziz Irak halkı! Ben maruz kaldığınız bu zulmü anlıyorum, bununla beraber bu yapılan zulümlerin, alimlerin şehid edilmesinin, temiz ve gayretli vatan evlatlarının şehid edilmesinin, şahadete giden bu yolda direniş ve kararlılığınızı arttıracağına inanıyorum.

Bu benden duyacağınız son şey olsa da ben sizin şahadet yolundaki samimiyetinizi biliyorum, Allah size zafer yazıncaya kadar cennetin kapıları şehid kafileleri için sonuna kadar açıktır. Resulullah şehidin şahadeti -her ne kadar çok olsa da- günahlarını yıkayacaktır, demiştir.

Bütün ırak Müslümanlarının ve Irak dışındaki bütün ıraklıların Irak’ın tam ortasındaki bu kabusu ortadan kaldırmak için hayatına mal olacağını bilse dahi gücü yettiği ölçüde savaşmak ve cihad etmek zorundadır. Ülkesini bu gayr-ı insani durumdan kurtarmak ve İslami temelli salih bir yönetim tahsis etmek için çaba göstermelidir.

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Şaban 1399

Üçüncü Sesleniş

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun, salat ve selam efendimiz Muhammed’e (a.s), onun arınmış Ehl-i Beytine ve onun yanında olmuş olan ashabına olsun.

Ey Irak halkı! Ey büyük halk! Bu çok sıkıntılı zamanlarında sana hitap ediyorum; Ey Arap, Kürt, Sünni ve Şii kardeşim, hayatını cihada adamalısın zira yapılan baskı herhangi bir mezhebi kapsayıp diğerini dışarıda bırakmamaktadır ya da herhangi bir kavmi kapsayıp gerisini dışarıda bırakmamaktadır. Maruz kalınan sıkıntıya bütün Irak halkı hep birlikte maruz kalmaktadır, dolayısıyla buna cihadi bir tutumla karşı konulmalı, kahramanca bir duruş sergilenmeli, Irak halkının gerçekliğine uygun şekilde savaşılmalıdır.

Ben kendimin ve ümmete karşı sorumluluğumun farkına vardığım günden beri Şiilere ve Sünnilere karşı eşit olarak kendimi sorumlu hissettim. Araplara ve Kürtlere karşı kendimi eşit sorumlukta hissettim. Zira risalet onları vahdete çağırmakta ve hepsini ilgilendiren bir inanç sunmaktadır. Ben kendimi halis bir yol olan İslam yolunda görüyorum.

Aziz kardeşim ve evladım Sünni Müslüman! Ben Şiilerle ne kadar berabersem sizinle de o kadar beraberim ve ben ikinizle de İslam’a aidiyetiniz nispetinde ve Irak’ın maruz kaldığı bu baskı rejiminden kurtulmak yolunda sarf ettiğiniz caba nispetinde beraberim.

Tagut ve onun yardımcıları Irak’ın Sünni evlatlarına, bu mesele Şiilerin meselesidir diyerek, birlikte hareket etmeleri gereken ortak düşmana karşı aralarını açmak istiyorlar.

Ey Ali ve Hüseynin evlatları ve ey Ebu Bekir ve Ömer’in evlatları! Size şunu söylemek isterim ki sorun Şii halk ve Sünni yönetim arasında değildir, unutmayınız ki Ali bin Ebu Talib, Hulafa-i Raşidin döneminde, adalet ve İslam esası üzerine kurulu hilafet yönetimi savunmak için kılınıcını çekmişti. Ebu Bekir’in bayrağı altında Ridde savaşlarına katılmıştı ve mezhebi rengi ne olursa olsun hepimiz İslam bayrağı altında savaştık. İslam’a riayet eden Sünni yönetimin yanında cihad edilmesi için daha yarım asır önce Şii ulema fetva vermişti ve bu fetva üzerine binlerce Şii, İslam nizamı üzerine bina edilmiş Sünni devleti muhafaza etmek için canlarını feda etmişti. Fakat bugün rejimin sahipleri Sünni hükümet değildir, halkın başına musallat olmuş bir gurup mütegallibenin hükümetidir, zira Sünni olmak tarihsel olarak Sünni bir aileden gelmek değildir. Bu gün bu mütegallibe tağutlar, Aliye ve Ömer’e, ikisine birlikte saygının sınırlarını aşmış, yaptıkları her fiil onların bu saygısızlıklarını biraz daha ortaya koymaktadır.

Ey kardeşlerim! Görmüyor musunuz onlar Ali’nin ve Ömer’in birlikte taşıdıkları İslami şiarları çiğnemekteler.

Görmüyor musunuz onlar ülkemizi, Alinin ve Ömer’in birlikte karşı çıktığı İçkiler, domuz bahçeleri ve insanların akıllarını elinden alan şeylerle doldurdular.

Görmüyor musunuz onlar zulmün her çeşidinin en şiddetlisini ve her türlü tuğyanı bütün guruplara karşı yapıyorlar. Halka karşı düşmanlıkları gün geçtikçe artıyor ve halkın gururunu elinden almak istiyorlar. Ali ve Ömer halkın arasında ve onlarla birlikte yaşadığı halde, onlar istihbaratçılar ve güvenlik kuvvetleri tarafından kuşatılmış saraylara halktan kopuk olarak yaşıyorlar.

Ey Musul, Basra, Bağdat, Kerbela, Necef, Samerra, Kazımiye, İmare, Kut ve Süleymaniye’nin evlatları!

Benim gayem ve amacım sizlersiniz, hepinizsiniz. Irak’ın başına musallat olmuş bu kabustan Irak’ı kurtarmak için, İslam adaletinin hükmettiği özgür ve onurlu bir Irak için, kavim ve mezhep farkı gözetmeksizin insani değerlerin bütün Iraklıların paylaştığı insani gururun Irakta hakim olması için, ülkelerini yönetmek için bütün gurupların hep birden iştirak ettiği bir Irak için, büyük tarihimizden ve İslam inancından gelen İslami ideallerimizi gerçekleştirmek için, saflarınızı birleştirin.

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Necef ül Eşref

Başa dön tuşu
Kapalı