Aksa TufanıDünyaFilistinHaberlerİşgalci İsrail RejimiOrtadoğu

Sessizlik İçinde Bir Suç; Siyonistlerin Filistinli Şehitlerin Bedenlerine Uyguladığı Vahşi İşkenceler Ortaya Çıktı

Gazze Sağlık Bakanlığına bağlı bir yetkili, işgalci güçlerin teslim ettiği Filistinli şehitlerin bedenlerinde gözlemlenen vahim duruma dikkat çekerek, “Bu bedenlerde, vahşi işkencelerin izleri, infaz tarzında öldürülme ve karın bölgesinde derin kesikler bulunuyor; bu da organ hırsızlığının açık bir göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki ateşkes anlaşması kapsamında son birkaç gün içinde Filistinli şehitlerin bedenlerinin teslim edilmeye başlanmasından bu yana, işgalci Siyonistlerin şehit edilen Filistinli esirlere yönelik insanlık dışı işkencelerine dair çok sayıda rapor yayımlandı. Bir tıbbi kaynak ise işgalcilerin bu suçlarına ilişkin yeni boyutları ortaya çıkardı.

İşgal rejimi, 7 Ekim 2023’te başlattığı soykırım savaşından bu yana Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinden kaçırdığı 165 Filistinli şehidin bedenini şimdiye kadar teslim etti. Şehitlerin bedenlerinin teslim edilmesi, yaklaşık iki hafta önce Gazze ateşkes anlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen esir değişimi anlaşmasının bir parçası olarak yapıldı.

Gazze Sağlık Bakanlığına bağlı Cenaze Yönetim Komisyonu, işgalci güçlerin teslim edilen Filistinli şehitlerin kimlikleriyle ilgili bilgi vermeyi reddetmesinin ardından, bu şehitlerin fotoğraflarını yayımlayarak ailelerinin teşhis ve kimlik tespiti yapabilmelerine imkân sağladı.

Filistinli Şehitlerin Bedenlerinde Vahşi İşkence İzleri

Bu bağlamda, Gazze Sağlık Bakanlığına bağlı Adli Tıp Uzmanı ve Cenaze Yönetim Komitesi üyesi Samih Hamad, Güney Gazze’deki Han Yunus Hastanesi’nde Filistinli şehitlerin bedenlerini teslim alan yetkililerden biri olarak yaptığı açıklamada, “Tüm Filistinli esirlerin bedenlerinde vahşi ve ağır işkence izleri bulunuyor; yapılan incelemeler, bu kişilerin infaz tarzında öldürüldüğünü ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

Hamad, El-Cezire’ye yaptığı açıklamada, “Şehitlerin bedenlerini inceledikten sonra gözlerinin kapalı, ellerinin ise arkadan kelepçelenmiş olduğunu fark ettik. Ayrıca bazı şehitlerin bedenlerinde görülen işkence izleri, Siyonistlerin onların boyunlarına ip doladıklarını gösteriyordu.” dedi.

Gazze’deki bu tıbbi yetkili ayrıca şunları açıkladı: “Şehitlerin bedenlerini incelediğimizde, çoğunun kemiklerinin tamamen kırıldığını, baş, karın ve boyun bölgelerinde derin yaralar bulunduğunu tespit ettik. Ayrıca yüz ve vücut derilerinin tamamen yırtılmış ve yanmış olduğunu gördük.”

Samih Hamad sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar, Siyonist güçler tarafından Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde ve farklı olaylarda kaçırılan 165 Filistinli esirin bedenini teslim aldık. Uluslararası Kızılhaç Komitesinin bize bildirdiğine göre, İsrail’in ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında 450 esirin bedenini bize teslim etmesi gerekiyor.”

Düşman, Şehitlerin Kimliklerinin Tespit Edilmesine İzin Vermiyor

Hamad sözlerine şöyle devam etti: “Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı ve Devlet Basın Ofisi tarafından yayımlanan resmi verilere göre, savaş süresince Gazze halkından yaklaşık 10 bin kişi kaybolmuş durumda ve akıbetleri hâlâ bilinmiyor. Ayrıca, Siyonist düşmanın gizlilik politikası nedeniyle, kaç şehidin bedeninin bu rejim tarafından alıkonulduğu da net olarak belirlenemiyor.”

Filistinli yetkili şu ifadeleri kullandı: “İşgal rejimi, bazı şehitlerin bedenlerini bize kimlik bilgileri olmadan teslim etti. Oysa bize DNA test cihazını vereceklerini söylemişlerdi; ancak hile yaparak bu cihazı teslim etmediler. Bu cihaz Gazze Şeridi’nde bulunmuyor ve dolayısıyla elimize ulaşmadı.”

Hamad şöyle devam etti: “Biz, sadece ilkel yöntemlerle 31 şehidin kimliğini tespit edebildik. Bize teslim edilen bedenlerde ağır işkence izleri bulunuyor; el ve ayak parmaklarının kesildiği görülüyor. Ayrıca, bu şehitlerin bedenlerinde Siyonistlerin DNA testi yaptığını ve bu yolla şehitlerin kimlik bilgilerine sahip olduklarını gösteren işaretler tespit ettik.”

Gazze Sağlık Bakanlığının Şehitlerin Kimliklerinin Tespiti İçin Uyguladığı Mekanizma

Adli tıp uzmanı Samih Hamad, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığının şehitlerin bedenlerini tanımlamak için hangi yöntemi kullandığına ilişkin soruya şu şekilde cevap verdi: “Daha önce de belirttiğim gibi, biz ilkel yöntemler kullanıyoruz. Her bir bedenin fotoğrafını çekiyor ve bu görüntüleri yüksek çözünürlükte Sağlık Bakanlığına bağlı ‘Sahhati’ internet sitesinde yayımlıyoruz.”

Hamad sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bedenlerin incelenmesi görsel yöntemlerle yapılmaktadır. Her bir şehidin bedeninde bulunan ayırt edici işaretler ve kişisel eşyalar, örneğin elbise, cep telefonu veya evlilik yüzüğü tespit edilmektedir. Ayrıca, Han Yunus’taki Nasır Tıp Kompleksi bünyesinde bir salon kurduk. Bu salonda, kayıp yakınlarının sevdiklerinin akıbetine dair bilgi bulabilmeleri için şehitlerin beden fotoğraflarını büyük bir ekranda gösteriyoruz. Kimlik tespiti onaylanan şehitlerin naaş kalıntılarını da ailelerine teslim ediyoruz ki, onlara onurlu bir cenaze töreni düzenlenebilsin.”

Bu sağlık yetkilisi, şehitlerin bedenlerinin incelenmesi sırasında yaşanan acı bir olaya da değinerek, “Bahaeddin Sadık el-Hatib, 45 yaşında, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentindendi. Onun bedeni 18 Ekim’de bize teslim edildi. Yapılan inceleme, işgal güçleri tarafından saha infazı ile öldürüldüğünü gösterdi.” açıklamasını aktardı.

Gazze’deki sağlık yetkilisi şu ifadeleri kullandı: “Yaklaşık 60 aile üyesi, hastane salonunda şehitlerin fotoğraflarını izliyordu. Bir anda ağlama ve feryat sesleri yükseldi. Bazıları, bu bedenin Sadık el-Hatib’e ait olduğunu doğruladı; bazıları ise bunu inkâr etmek istedi, çünkü şehidin bedeni son derece acı verici bir durumda, paramparça hâlde bulunuyordu.”

Samih Hamad açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Sonuçta, kimliği doğrulandı; o gerçekten şehit el-Hatib idi. Kendisi 2011 yılında ‘Özgürlere Sadakat’ anlaşması kapsamında Siyonist düşmanın hapishanelerinden serbest bırakılmıştı. Ancak işgalciler, son savaş sırasında onu yeniden Gazze’den kaçırdılar. Daha önce de birkaç kez suikast girişiminin hedefi olmuştu.”

Şehitlerin Bedenlerindeki Belirgin İşkence İzleri

Hamad, şehitlerin bedenlerinde en belirgin fiziksel işkence ve infaz izlerinin neler olduğuna ilişkin soruya şu şekilde cevap verdi: “İşgal güçleri, şehitlerin bedenlerini aşağılayıcı bir şekilde plastik torbalar içinde teslim ediyor. Bu torbaların içinde uzun süre kalmaları, ciltte izler bırakıyor ve bedenin özelliklerini belirsiz hâle getiriyor; dolayısıyla, nasıl işkence gördüklerini tam olarak belirlemek zorlaşıyor. Ancak, şehitlerin bedenlerinde en belirgin yaralar ve izler şunlardır:”

* Gözlerin bağlanması.
* Ellerin arkadan plastik kelepçelerle ve ayrıca ayakların bağlanması.
* Yüz, göğüs ve boyun bölgelerinde bıçak ya da kesici alet darbelerine bağlı yaralar.
* Yanığa benzer şiddetli kızarıklıklar.
* Karın bölgesinde organ hırsızlığına işaret eden derin kesikler.
* Boyna ip dolanması ve boğularak öldürülme izleri.
Hamad şöyle devam etti: “İşgalciler, Filistinlilere karşı suç işlemeye hem yaşamları sırasında hem de şehadetlerinden sonra da devam ediyorlar. Kasıtlı olarak şehitlerin onurunu zedeliyorlar. Bilgi saklamanın, kayıp ailelerinin acısını ve belirsizliğini artırdığını biliyorlar. Ayrıca, Gazze’nin bu bedenleri tanımlama, inceleme ve kimlik tespiti yapma konusunda gerekli imkânlardan yoksun olduğunun farkındalar.”

Son olarak Samih Hamad, “Cenaze Yönetim Komisyonu; Sağlık, Vakıflar ve Din İşleri, İçişleri, Adalet ve Başsavcılık bakanlıklarının temsilcilerinin yanı sıra, Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilcisinden oluşmaktadır. Ayrıca bir hukuk danışmanımız bulunmaktadır ve eminim ki bu önemli insani dosya, yasal haklarına ulaşacaktır.” açıklamasında bulundu.

Başa dön tuşu
Bugün 15 Ekim 2026 (13) içerik yüklenmiştir.