İran

Seyyid Musevi: ABD’nin İslam Cumhuriyeti’ne karşı yaptırımları, insanlık suçudur

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi, ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yaptırımlarının insanlık suçu ve ekonomik terörizmden ibaret olduğunu belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi dün Tebriz’de düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin İran için gıda ve ilaç malzemelerini yaptırım listesine almadığına dair iddiasını reddederek, İran’da herhangi bir firmanın gıda ve ilaç malzemelerinin tedarikinde bulunması halinde, pratikte para transferi sorunuyla karşı karşıya kaldığını vurguladı.
ABD’nin Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasının ardından nükleer anlaşma dahil uluslararası birçok anlaşmadan çıktığını belirten Musevi, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Japonya ziyaretine dikkati çekerek, “Bizim başlıca petrol müşterilerimizden olan Japonya ABD’nin yasadışı yaptırımları nedeniyle petrol alımından vazgeçti” ifadelerinde bulundu.
Musevi, ABD’nin yaptırımlarıyla tüm insan hakları ve uluslararası kuralların çiğnediğini söyledi.
İlk baştan itibaren ABD’nin ekonomik yaptırımlardan amacının İran vatandaşlarına azami bazı uygulamak suretiyle İran’ı kendi aşırıcı talepleri karşısında diz çöktürmek olduğu belliydi.

Güvenlik Konseyi; 41. madde çerçevesinde, kuvvet kullanılmasını gerektirmeyen ekonomik ve diplomatik yaptırımlar uygulanmasına karar verebilir. Ancak “yaptırım” ile ilgili kabul edilmiş bir tanım sözkonusu değil ve terim tartışmalı bir konu sayılıyor. Hatta uluslararası hukuk komisyonu da yaptırımın “belirsizliğini” bildirmiş bulunuyor.
Aynı komisyon BM Antlaşması’nın 41. maddesinde de “yaptırımlar” değil “girişimler”den bahsedildiğini bildiriyor.
Buna göre, ekonomik yaptırımlar, karşılıklı girişimler olarak izah edilemez ve uluslararası hukukun ihlali sayılıyor. BM girişimleri çerçevesinde ancak bir ülkenin uluslararası kuralları ihlal etmesi halinde o ülkeye karşı yaptırım uygulanabilir.
Üniversite uzmanlarından Rıza Ferehmend bu bağlamda şöyle diyor: “İnsan Hakları ilkelerine ABD’nin yaptırımları, vatandaşların kendi temel haklarına erişmesi için sorunla karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. İran vatandaşlarının kendi haklarından yararlanmasına engel olunması, insan haklarının temel ilkelerinin açık ihlali sayılıyor. Bu nedenle, insan hakları kuralları ve ilkelerini ihlal eden hükümetin sorumluluğunun belirlenmesi için girişimde bulunabilir.”
ABD Başkanı Donald Trump temmuz 2018’da şu şekilde tehditte bulunmuştu: Yaptırımların İran’a karşı uygulandığında ne kadar güçlü olduğunu göreceksiniz.
Günümüzde, ABD yönetimi, ekonomik terörizm üzerinden yasadışı eylemleri tekrarlayıp, durmaktadır. Afganistan, Irak, Japonya ve Vietnam’da milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olan ABD, terör devletlerinin en kötüsüdür. Ancak ABD, küstahlıkla İran’ı bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve terörizmi desteklemekle suçluyor.
Uyduruk bahanelerle nükleer anlaşmadan çekilip, BM Güvenlik Konseyi’nin kararnamesini ihlal eden Amerika, tek taraflı olarak İran’a karşı yaptırım uygulamaya başladı ve her geçen gün yaptırım yelpazesini genişletti.
ABD’nin tek taraflı yaptırımlarının insan hakları üzerindeki olumlu etkilerini incelemek BM İnsan Hakları Konseyi tarafından özel raportör olarak görevlendirilen Cezayir kökenli bağımsız uzman Edris Cezayiri, BM İnsan Hakları Konseyi’nin enformasyon merkezinde kaleme aldığı bir yazıda şöyle yazıyor:
“Bir süper gücün uluslararası mali alanlarda kendi üstünlüğünü bağımsız ülkelere karşı ekonomik zorluklar çıkarmak amacıyla kendi müttefiklerine baskı yapmak için kötüye kullanması, uluslararası kurallara aykırı olup, vatandaşların haklarını kaçınılmaz şekilde ihlal ediyor.”
ABD’nin yasadışı yaptırımlarına maruz kalan ülkelerden biri olan İran İslam Cumhuriyeti, insani konularda yaptırım aracının kullanılmaması için cuma günü Asya-Pasifik Parlamentoları Toplantısı’na sunduğu öneri üye ülkeler tarafından kabul edildi.

Başa dön tuşu
Bugün 14 Ekim 2026 (30) içerik yüklenmiştir.