
İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Sebastia Arkeolojik Alanı için Filistin topraklarının önemli bir bölümünü ele geçirmeyi planlıyor. Bu durum, kalkınma bahanesiyle Filistinlilerin zeytinliklerini ve geçim kaynaklarını tehdit ediyor.
Plan, Filistinli Burka ve Sebastia köylerine ait yaklaşık 1.800 dönüm (1 milyon 800 bin metrekare) arazinin ele geçirilmesini ve binlerce zeytin ağacının zarar görmesini içeriyor.
İsrailli yetkililer, yakın zamanda yayınladıkları bir bildiriyle Sebastia arkeolojik alanına el koyma niyetlerini duyurdu ve alanın halka açık ziyaretlere açılacağını iddia etti.
Bu arazi özel mülkiyet olup Filistinlilerin mülkiyetinde kayıtlıdır.
Kararın yürürlüğe girmesini engellemek için bölge sakinlerine ve arazi sahiplerine itirazda bulunmaları için 14 gün süre verildi.
Bu el koyma, köy evlerinin yakınında ve B Bölgesi sınırında bulunan ve binlerce özel mülkiyete ait zeytinliği etkileyen, antika eserler için kaydedilen en büyük arazi tahsisini temsil ediyor.
Bu hamle, hem sahanın konumu hem de yürütüldüğü idari düzen nedeniyle oldukça sıra dışı.
İsrailli yerleşim karşıtı grup Peace Now’a göre, Batı Şeria’da 1967’den bu yana tarihi eserlerin geliştirilmesi için beş kez arazi tahsisi yapıldı.
Deir Qala ve Deir Samaan’da ise bu alanlar Alei Zahav ve Peduel yerleşim birimlerinin bir parçası haline geldi ve Filistinliler erişimden mahrum kaldı.
Bu toprak gaspları kamu yararına hizmet ettiği gerekçesiyle haklı gösterilmiş olsa da, Filistinlileri söz konusu alanlardan fiilen dışlamıştır.
Sebastia davası, tarihi boyunca yerel Filistinliler için ekonomik, kültürel ve turistik bir merkez işlevi görmüş ve halka açık olmayı sürdürmüş bir arkeolojik alanı hedef alması bakımından benzersizdir.
İsrail işgalinin aldığı önlemler, Filistinlileri topraklarından dışlamayı ve İsrail’in bölgeye yerleşmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor.
İsrail’in yerleşim amaçlı turizmi kullanması yeni değil; özellikle Batı Şeria’nın kuzeyinde, Homesh ve Sa-Nur yerleşimlerinin kurulması da dahil olmak üzere daha geniş kalkınma planları için bir bahane olarak hizmet ediyor gibi görünüyor.
Peace Now grubu, İsrail yetkililerinin “mülksüzleştirme ve ilhak çabalarının sınır tanımadığını ve bunu sürdürmek için uluslararası hukuku açıkça ihlal etmeye hazır olduğunu” söyledi.
Grup, “Bu, İsrail’in geri çekilme sırasında boşalttığı Nablus’un kuzeybatısındaki yerleşim yerlerini kontrol altına alma ve genişletme yönündeki daha geniş kapsamlı çabanın bir parçası. Sebastia, bir Filistin köyünün içinde yer alan, tarihinin bir parçası ve gelecekteki Filistin devletinin bir parçası olan bir miras alanıdır” dedi.
İsrail’in imzaladığı Oslo Anlaşması’na göre çoktan Filistin yönetimine devredilmesi gerekiyordu.
Gelişmeler, sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in, Filistin devletinin kurulmasını engellemek amacıyla işgal altındaki Batı Şeria’nın yüzde 80’inden fazlasını ilhak etme planlarını açıklamasının ardından geldi.
Smotrich geçen ay ilhakın temel ilkesinin “azami toprak ve asgari Arap nüfusu” olduğunu belirtmişti.
Smotrich, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu “Batı Şeria’daki tüm açık alanlara İsrail egemenliğini uygulama yönünde tarihi bir karar almaya” çağırdı.
İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’yı ikiye bölmeyi, kuzeydeki Ramallah ve Nablus şehirlerini güneydeki Beytüllahim ve El Halil’den ayırmayı ve Doğu Kudüs’ü izole etmeyi amaçlayan E1 adı verilen büyük bir yerleşim projesini yakın zamanda onayladı.
BM, yerleşim birimlerinin genişlemesinin Filistin devletinin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği konusunda defalarca uyarıda bulundu.
BM de dahil olmak üzere uluslararası toplum, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka göre yasadışı olarak görüyor.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, bu yılın başlarında İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşim yerlerini genişletme ve güçlendirme politikasının “savaş suçu” olduğunu söylemişti.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki tüm yerleşimcileri tahliye etmesi ve onlarca yıldır devam eden yasadışı yerleşimler için tazminat ödemesi gerektiğini söyledi. Turk, uluslararası toplumu işgalci yapıya karşı anlamlı adımlar atmaya çağırdı.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), geçen temmuz ayında yayınladığı danışma görüşünde, İsrail’in Filistin topraklarını işgalini yasadışı ilan etmiş ve işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki tüm yerleşim yerlerinin boşaltılması çağrısında bulunmuştu.
