İranHaberler

Siyonist Rejim’in Lübnan’da Dört İranlı Diplomatın Kaçırılmasındaki Rolü

Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti’nin Beyrut büyükelçiliğinde çalışan, maslahatgüzar Seyyid Mohsen Musevi, askeri ataşe Ahmed Motevesseliyan, teknik danışman Taki Restegar Mukaddem ve de İRNA muhabiri Kazım Ahavan 5 Temmuz 1982 yılında Lübnan’ın Kuzeyinde bulunan Berbara bölgesindeki kontrol noktasında Siyonist Rejim İsrail paralı askerleri tarafından kaçırıldı.

İran İslam Cumhuriyeti ise bu bağlamda Cuma günü yayımladığı bildiride şöyle bir açıklamada bulundu:” Son yıllarda hep vurgu yapıldığı gibi kanıtlar ve deliller Lübnan’da kaçırılan diplomatların Siyonist Rejim işgalci güçlerine teslim edildiklerini ve ardından da işgal topraklarına götürüldüklerini ve şimdi de bu gayrı meşru rejimin hapishanelerinde bulunduklarını gösteriyor. ”

Bu terör girişimi ile alakalı belgeler ve bilgiler de Lübnan’da Siyonist üslerden yola çıkan Samir Ca’ca ve Eyli Habika komutasındaki militan grupların bu adam kaçırmak olayında rolleri olduğunu ve bu İranlı diplomatları kaçırdıktan sonra bir şekilde işgal altındaki topraklara taşıdıklarını ve sonunda da Mossad birliklerine teslim ettiklerini gösteriyor.

Eyli Habika, Lübnan Hristiyan militanların kaçırılan İranlı diplomatları İsrail’e teslim edilmesinin Telaviv’in talebi doğrultusunda gerçekleştirildiğini söylemişti. 1982 yılında Lübnan’daki falanjistler militanlarının etkili isimlerinden ayrıca karar verici ve liderlerinden sayılan Samir Caca ise Habika ile beraber ortak hareket ediyordu. Samir Caca Lübnan’ın El Avsat gazetesine 31 Ağustos 1997’de verdiği röportajda da bu kişilerin Siyonist Rejim unsurlarınca esir tutulduğunu onayladı.

Lübnan Hizbullah Hareketi lideri Seyyid Hasan Nasrullah ise bu hususta şöyle diyor:” İranlı diplomatların Siyonist Rejim hapishanelerinde bulunduğuna dair emareler bulunmaktadır. İsrailliler raporlarında dört İranlı diplomatın Falanjistler tarafından kaçırıldığını, öldürüldüğünü ve cesetlerinin de toprağa verildiğini iddia ediyorlardı. İsrail bizim düşmanımız. Tabii ki bu raporlara güvenemeyiz. İsrailliler geçmişte de zindanlarında esirlerin bulunduğunu inkar ediyorlardı. Ancak bu esirlerin onların elinde bulundukları ispatlandı ve gün yüzüne çıktı. ”

Bu terör eylemi hususunda bir kaç önemli nokta dikkat çekmektedir.

İlk olarak, Siyonist Rejim’in terör eylemleri alanındaki geçmişinden yola çıkarak bu terör eyleminin de bu rejim tarafından yapıldığına kesin gözüyle bakılması zaruretidir.

İkinci nokta, uluslararası kurum ve örgütlerin bu alandaki pasifliği ve gecikmesidir. Aynı olay Avrupalı veya Amerikalı diplomatların başına gelse idi büyük bir velvele çıkacaktı ve tüm araştırma ekipleri ve timleri bölgeye akın edip acil kararlar çıkartılacaktı.

Üçüncü nokta ise, Siyonist Rejim İsrail’in zaten saldırgan ve tacizci siyasetlerini terör eylemleri üzerinden yürütmesidir. Gerçekte İsrail, bölgede terörizmin, şirretin, güvensizliğin kaynağıdır.

CİA eski memuru Edward Snowden ise bu hususta şöyle diyor:” Siyonist Rejim İsrail, Amerika ve İngiltere ” Arı Kovanı” isimli ortak bir projeyi tasarlayıp Suriye’yi dünya genelindeki terörist unsurların toplanma noktasına dönüştürdüler. ”

İndependent gazetesi de son dönemde ” Dünyanın En Büyük Suikastçileri ” başlıklı yazısında Mossad’ı ” İsrail’in Acımasız Katil Makinesi ” olarak adlandırıp bu örgütün terör olaylarını sayarak şöyle yazdı:” Bu terör ve suikast olaylarının hepsinde İsrail’in gizli istihbarat servisi izleri görülmektedir. ”

Belgelerin ve kanıtların bir araya gelmesi ile İran İslam Cumhuriyeti’nin de diplomatlarının kaçırılması hususunda Siyonist Rejim ve hamilerini sorumlu görmesi kesin bir kanı gibi düşünülebilir. İran ise BMT’ndan siyasi tarafgirlikten uzak bir şekilde sorumluluklarını yerine getirmesini istiyor.

Başa dön tuşu
Bugün 16 Ekim 2026 (20) içerik yüklenmiştir.