İran

Sonsuza dek “Fars Körfezi”ni anma günü

HŞ 10 Ordibeheşt (Miladi 30 Nisan) günü sömürgeci Portekiz güçlerinin İran’ın engin sularından 1662 yılında kovulmasının zaferi yıl dönümü olarak İran’ın takviminde “ulusal Fars Körfezi” günü olarak kayıtlara geçmiştir.

Fars Körfezi, Umman Denizi devamında ve 237.000 kilometrekareden fazla alana mavi suları ile İran ile Arap Yarımadası arasında yer alıyor. Bu Körfez önemli bir deniz yolu olarak, Meksika Körfezi ve Hudson Körfezi’nden sonra dünyanın üçüncü büyük körfezidir üstelik petrol ve gaz kaynaklarının varlığı nedeniyle uluslararası düzeyde önemli ve stratejik bir bölge olarak değerlendiriliyor.

Bu Körfezin tarihi ismi, çeşitli dillerde Fars Körfezi veya Pars Denizin tercümesidir fakat Fars Körfezi’n güneyinde bazı Arap ülkeleri son yıllarda batı sömürgesinin kışkırtmaları ile Fars Körfezi adını tahrif etmeye çalışıyorlar.

Buna rağmen Fars Körfezi en eski belge ve kaynaklardan geriye kalan en asil isimdir. Teberi, Mes’udi ve Yakubi gibi Müslüman tarihçilerden geriye kalan el yazmalı kitaplarında Pars Körfezi’nin tüm bölgelerinin İslam’dan önce İran’a ait olduğu konusunda hem fikirler. Antik Yunanlılar da Fars Körfezi’ne “Sinus Persicus” adını kullanıyorlardı.

BM Sekreterliği’nin 14 Mayıs 1999 tarihli talimatına göre İran İslam Cumhuriyeti ve Arap Yarımadası arasındaki su yolu “Fars Körfezi”dir ve BM yayınları ve belgelerinde de “Fars Körfezi” ismi tam olarak kullanılıyor.

Fars Körfezi’nin kıyı kentlerinde yapılan arkeolojik kazılar, İranlıların uzak geçmişteki kültür, sanat ve ekonomisini gözler önüne sermiştir. Bu uygarlık, Fars Körfezi’nin kuzeyinde ve güneyinde kök salmıştı ve Fars Körfezi’nin etrafındaki tüm bölgeleri ve kıyılarının hali hazırdaki tüm sakinleri, İran kültür ve medeniyetine borçlu ve onun mirasçılarıdır.

İran İslam Cumhuriyeti Kültür Devrimi Yüksek Konseyi, İran halkının tarihsel kimliği korumak amacıyla Portekizlilerin Hürmüz Boğazı’ndan ihraç edildiği gün olan HŞ 10 Ordibeheşt (Miladi 30 Nisan) gününü Fars Körfezi’nin milli günü olarak belirledi.

Ancak Fars Körfezi, sahip olduğu coğrafi ve medeniyet değerleri nedeniyle her zaman sömürgeci ve saldırgan güçler arasındaki rekabet ve çatışmaların arenası olmuştur; örneğin Fars Körfezi’nde yabancıların varlık gösterdiği dönemler arasında Portekizlilerin bu su yolu ve Miladi 1622’de sona eren Hürmüz Boğazı üzerindeki 150 yıllık hakimiyetine değinebiliriz.

Miladi 1506’da (HŞ 885), ünlü Portekizli denizci olan Kaptan Albuquerque’in önderliğinde Portekizliler Fars Körfezi’ne ayak bastılar. Albuquerque’e göre dünyada 3 nokta olan Malaga, Aden ve Hürmüz’ü kontrol altına alan her ülke dünya ticaretine hükmedebilir. Bu düşünce Portekizlilerin bir süre sonra Qeshm ve Hürmüz adaları ile şimdiki Bender Abbas kenti olan Gambrun’u işgal etmesine neden oldu. Nisan 1622’de Safevi ordusunun Gürcü generallerinden ve Allah Verdihan’ın oğlu olan İmam Kuli Han komutasındaki İran ordusu Hürmüz’ü başarıyla fethetti ve adayı dönemin en büyük sömürgeci imparatorluğundan geri aldı.

İngiliz sömürgecileri de Fars Körfezi tarihinin bir döneminde bu bölgeye göz diktiler fakat onlar da bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar. İngilizler, İran’ın güneyindeki Buşehr’e dört kez saldırdı fakat her seferinde alimler savunma emri verdi ve Reis Ali Delwari ve Ahmed Han Tangestani gibi generaller, yiğitlikleri ile destanlar yaratarak yaşlı sömürgeci gücü mağlup ettiler.

Hiç şüphesiz, dünyanın üç kıtası arasındaki en büyük iletişim merkezi olan Fars Körfezi’nin özel konumu ve zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarının varlığı, bu bölgeyi dünyanın en önemli stratejik bölgelerinden biri haline getirmiştir.

Bu su yolu İran için de çok önemli; Aslında İran petrolünün tamamı Fars Körfezi’nden ve Hürmüz Boğazı’ndan ihraç ediliyor; İran ticaretinin yaklaşık %80’i Fars Körfezi’nden deniz yoluyla yapılıyor; ayrıca Fars Körfezi’nin askeri ve güvenlik boyutu da İran’ın dış ilişkilerinde özel bir yere sahiptir.

Buna dayanarak İran İslam Cumhuriyeti, komşuluk politikasını vurgulayarak, bu mavi suların bölgede güvenlik ve istikrarın teminatı ve bölge halkları arasında barış, dostluk ve birlikte yaşamanın sembolü olacağı ve başkalarının da barış ve güvenliğinin Fars Körfezi etrafındaki ülkeler tarafından sağlanmasına saygı duymaları yönündeki umudunu her zaman dile getirmiştir.

Başa dön tuşu
Bugün 10 Haziran 2026 (9) içerik yüklenmiştir.