
udan Cumhurbaşkanı Ömer el’Beşir ve Güney Sudan Cumhurbaşkanı Salva Kiir Mayardit’in iki ülkenin ihtilaf konularını sona erdirmek için bir araya geldikleri bildirildi. Tarafların sözkonusu görüşmede, iki ülke sınır güçlerinin ihtilafları bölgelerden çekilmesi, Adisababa’daki görüşmenin en önemli sonucu olarak biliniyor.
İki ülke yetkilileri ayrıca, sınırlarda zengin petrol havzalarından petrol ihracatının yapılabilmesi için buraların askerden arındırılıp sivilleştirilmesine de çalışıyorlar. İki ülke yetkilileri arasında geçen yıl yapılan görüşmelerin son turunda ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusunda önemli anlaşmalara varılmıştı. Taraflar bu doğrultuda münakaşa bölgesi olan Abyi bölgesinde sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini yapabilmeleri, ayrıca aşiretlerin ve herkesin barış içinde yaşayabilmeleri ve ihtilafların giderilmesi konusunda bazı neticeler almışlardı. Bu arada iki ülke arasında yaşanan sorun tabii olarak petrolünü Sudan üzerinden ihraç etmek zorunda kalan Güney Sudan’ın iktisadi sorunlarını ciddi oranda arttırmıştır. Öyle ki Güney Sudan’da açlık ve gıda yetersizliği BM ve Kızılhaç’ı bile harekete geçirmiştir. Zira, BM, Güney Sudan halkının yarısından fazlasının ciddi bir açlık ve gıda yetersizliği sorunu yaşadığını bildirmektedir. Elbette ona karşı Sudan’ın da iktisadi açıdan durumu hiç de iyi sayılmaz. Zira, Sudan, Güney Sudan’ın ayrılması ve bağımsızlığını ilan etmesinden sonra petrolden ettiği daha önceki gelirlerinin büyük bir bölümünden oldu. Bu durum iki ülkeyi daha inisiyatifli tutum almaya zorladı. Bundan dolayı Afrika Birliği Komisyonu başkanı Zuma, iki ülke liderleri arasında yapılan görüşmenin neticesini olumlu olarak değerlendirdi ve bu alınan sonucun iki ülkenin geleceği açısından ümit verici olduğunu bildirdi. Bütün bu gelişmelere rağmen bazı çevreler iki ülke arasında sorunların devam edeceğine inanmakta ve son zamanlarda alınan olumlu neticelerin barışın gerçekleştirilmesi doğrultusunda bir işe yarayacağına ihtiyatla bakmaktalar.
Elbette iki ülke arasında münakaşaların devam etmesi uluslar arası Siyonizm ve batılı ülkelerin şom çıkarlarını temin etmeleri için izledikleri her zamanki siyasetleridir.
Filistin’in en büyük destekçisi durumundaki Sudan’ın parçalanması ve buna karşı terör rejimi İsrail’in bölgede buhran çıkarmaya dayalı nüfuzunun artması elbette uzmanlar açısından bölgenin zararına bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Nil nehri suları üzerinde projeler inşa etmek ve Mısır’a baskı yapmak kuşkusuz siyonist İsrail’in en büyük hedeflerinden biridir. Nil nehri sularının Güney Sudan’dan geçtiğini dikkate aldığımızda siyonist rejimin bölgeye müdahalesinin hangi sebeplerden kaynaklandığı daha rahat görülecek ve anlaşılacaktır.
